🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

İranlı Sanatçıdan Dünya'ya Çağrı: "Halkımız En Büyük Bedeli Ödüyor"

12 Mart 2026, Perşembe
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
İranlı Sanatçıdan Dünya'ya Çağrı: "Halkımız En Büyük Bedeli Ödüyor"

İranlı gazeteci, tiyatro yönetmeni ve oyuncu Hossein Zoghi, İspanya'nın Barselona (Barcelona) ve Ribes de Freser şehirlerinden dünyaya seslenerek, ülkesindeki baskıcı rejimin gölgesinde yaşayan İran halkının, özellikle de kadınların çektiği acılara dikkat çekti. Zoghi, Barselona'da yaşadığı özgürlük ve ifade hürriyetinin, İran'daki meslektaşları ve halk için bir hayalden öte olmadığını vurgularken, yeraltı sanatının ve direniş kültürünün önemine değindi. Sanatçının açıklamaları, İran'daki insan hakları ihlallerine ve sanatsal özgürlüklerin kısıtlanmasına uluslararası kamuoyunun dikkatini çekme amacı taşıyor.

Zoghi, son on yıldır İran'da profesyonel olarak çalışamadığını, tiyatro oyunlarını arkadaş evlerinde, büyük bir risk altında sahnelemek zorunda kaldığını belirtti. Bu durum, İran İslam Cumhuriyeti'nin sanat ve ifade özgürlüğü üzerindeki ağır sansür ve kısıtlamalarının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Sanatçı, İspanya'da katıldığı gösterilerde insanların özgürce fikirlerini dile getirmesine tanık olmanın kendisi için ne kadar değerli olduğunu ifade ederken, İran'da benzer bir eylemin ağır şiddetle, hatta can kaybıyla sonuçlanabileceğine dikkat çekti. Bu karşılaştırma, iki ülke arasındaki temel hak ve özgürlükler farkını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

İranlı sanatçı, ülkesindeki kadınların yaşadığı ikilemi de dile getirdi. Rejimin dünyaya sunduğu "dua eden kadınlar" imajının, gerçekliğin sadece bir yüzü olduğunu vurgulayan Zoghi, kapalı kapılar ardında kadınların özgürce şarkı söylediğini, dans ettiğini ve müziğe olan sevgilerini yaşadığını anlattı. Bu kadınların tek arzusunun "sıradan bir hayat" olduğunu belirten Zoghi, kendisini bu sessiz çığlığın bir elçisi olarak gördüğünü ve onların sesini dünyaya duyurmak için çalıştığını ifade etti. Bu sözler, İran'daki kadınların "Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganıyla simgeleşen direnişinin ve özgürlük arayışının derinliğini gözler önüne seriyor.

İran'da Sanat ve Direnişin Tarihsel Arka Planı

İran'da sanat ve ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana ülkenin kültürel ve sosyal yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Devrim sonrası dönemde, tiyatro, sinema, müzik ve görsel sanatlar sıkı bir denetim altına alınmış, birçok sanatçı ya sürgüne gitmek zorunda kalmış ya da yeraltında faaliyet göstermeye başlamıştır. Özellikle kadın sanatçıların durumu daha da zorludur; tek başına şarkı söylemeleri, sahneye çıkmaları veya belirli türlerde sanat icra etmeleri genellikle yasaktır. Bu kısıtlamalar, İran toplumunda yaratıcılığı ve yenilikçiliği engellemekle kalmayıp, aynı zamanda halkın kendini ifade etme yollarını da daraltmıştır.

Son yıllarda, özellikle Mahsa Amini'nin ölümüyle tetiklenen ve tüm ülkeye yayılan "Kadın, Yaşam, Özgürlük" protestoları, İran halkının, özellikle de gençlerin ve kadınların özgürlük ve temel haklar konusundaki kararlılığını bir kez daha gösterdi. Bu hareket, sadece başörtüsü kurallarına karşı bir direniş değil, aynı zamanda daha geniş bir sosyal ve siyasal özgürlük talebinin de ifadesidir. Hossein Zoghi gibi sanatçılar, bu direnişin hem tanığı hem de taşıyıcısı olarak, sanatlarını bir protesto aracı ve uluslararası farkındalık yaratma platformu olarak kullanmaktadırlar. Yeraltı sanatı, bu baskıcı ortamda bir nefes alma alanı ve direnişin sembolü haline gelmiştir.

Uluslararası Etki ve Türkiye Bağlantısı

Hossein Zoghi'nin Barselona'dan yaptığı bu çağrı, sürgündeki İranlı sanatçıların ve aktivistlerin uluslararası platformlarda seslerini duyurma çabalarının bir parçasıdır. İspanya gibi demokratik ülkeler, bu tür sesler için bir sığınak ve ifade alanı sunarak, İran'daki insan hakları ihlallerinin dünya gündeminde kalmasına yardımcı olmaktadır. Zoghi'nin sözleri, İran rejiminin dışarıya yansıttığı imaj ile ülke içindeki gerçekler arasındaki derin uçurumu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu tür tanıklıklar, uluslararası kamuoyunu harekete geçirme ve İran üzerindeki diplomatik baskıyı artırma potansiyeline sahiptir.

Türkiye, İran ile uzun bir sınıra sahip olması ve kültürel olarak da yakın ilişkiler içinde bulunması nedeniyle, İran'daki gelişmelerden doğrudan etkilenen ülkelerden biridir. İran'dan gelen birçok mülteci ve sığınmacı Türkiye'de yaşamaktadır ve bu durum, Türkiye'yi İran'daki insan hakları ihlalleri konusunda daha duyarlı olmaya itmektedir. Zoghi'nin dile getirdiği özgürlük arayışı ve baskı altındaki sanatçıların durumu, Türkiye'deki sanat ve siyaset çevrelerinde de yankı bulmaktadır. İran halkının mücadelesi, sadece coğrafi yakınlık nedeniyle değil, aynı zamanda evrensel değerler olan özgürlük ve insan hakları açısından da Türkiye için önemli bir konudur. Sanatçının mesajı, İran halkının umutlarının ve direnişinin, uluslararası destekle daha da güçlenebileceği yönünde önemli bir hatırlatma niteliği taşımaktadır.

Etiketler:
#iran#insan-hakları#sanat#kadın-hakları#sansür
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat