🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

İran, Trump Dönemi Sonrası Bölgesel İttifaklarını Yeniden Şekillendiriyor

29 Haziran 2026, Pazartesi
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
İran, Trump Dönemi Sonrası Bölgesel İttifaklarını Yeniden Şekillendiriyor

İran İslam Cumhuriyeti, Donald Trump başkanlığı döneminde uygulanan "maksimum baskı" politikasının başarısızlıkla sonuçlandığını ve ABD ile yürütülen dolaylı görüşmelerin ardından varılan mutabakatı büyük bir siyasi zafer olarak değerlendiriyor. Tahran yönetimi, bu yeni güç pozisyonunun, Orta Doğu'daki bölgesel ilişkilerini ve son kırk yıldır sürdürdüğü etki sistemini yeniden gözden geçirmesine yol açtığını açıkça ifade ediyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Gharibabadi, kısa süre önce yaptığı bir açıklamada, "Saldırganlığı başlatan düşman, tüm kötü niyetli hedeflerinde başarısız oldu ve İslam Cumhuriyeti büyük zaferler elde etti" diyerek, Washington ile varılan anlaşmaya rejimin bakış açısını özetledi. Bu durum, bölgedeki güç dengelerini ve ittifak yapılarını kökten değiştirebilecek potansiyel taşıyor.

İran'ın bu "zafer" söylemi, özellikle iç politikada rejimin meşruiyetini pekiştirmek ve halkın moralini yükseltmek amacıyla kullanılıyor. Ancak dış politikada da önemli yansımaları var. Tahran, ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve ağır yaptırımlar uygulamasına rağmen ayakta kalmayı başardığını, hatta bölgesel etkisini sürdürdüğünü savunuyor. Bu durum, İran'ın başta Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen olmak üzere bölgedeki müttefikleri ve vekil güçleri üzerindeki etkisini daha da güçlendireceği yorumlarına neden oluyor. Rejim, ABD'nin baskılarına boyun eğmeyerek stratejik bir avantaj elde ettiğine inanıyor ve bu avantajı, bölgesel denklemde elini güçlendirmek için kullanmayı hedefliyor.

Bu yeni dönemde İran'ın bölgesel ittifaklarını yeniden şekillendirme çabaları, özellikle Körfez ülkeleri ve İsrail gibi rakipleri tarafından yakından izleniyor. Tahran'ın, Suudi Arabistan ile başlattığı yakınlaşma süreci ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerindeki yumuşama, bu yeniden yapılanmanın somut örneklerinden biri olarak gösterilebilir. İran, ABD'nin bölgedeki geleneksel müttefikleri üzerindeki etkisinin azaldığını düşünerek, yeni diplomatik kanallar açmaya ve bölgesel sorunlara kendi liderliğinde çözümler bulmaya çalışıyor. Bu durum, Orta Doğu'da daha çok kutuplu bir yapının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Trump Döneminin Mirası ve İran'ın Direniş Ekseni

Donald Trump yönetimi, 2018 yılında İran nükleer anlaşması olarak bilinen Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) anlaşmasından tek taraflı olarak çekilerek, İran'a karşı "maksimum baskı" kampanyasını başlatmıştı. Bu kampanya, İran ekonomisini hedef alan ağır yaptırımları, petrol ihracatını sıfırlama çabalarını ve askeri tehditleri içeriyordu. Kampanyanın zirve noktalarından biri, 2020 yılında İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin ABD tarafından öldürülmesiydi. Washington, bu adımlarla İran'ı masaya oturtmayı ve nükleer programı ile bölgesel faaliyetleri konusunda daha kapsamlı bir anlaşmaya zorlamayı amaçlıyordu. Ancak Tahran, bu baskılara rağmen direnişini sürdürdü ve nükleer programını ilerletmeye devam etti.

İran'ın Orta Doğu'daki etkisi, son kırk yılda özellikle "direniş ekseni" adı verilen bir ağ üzerinden gelişti. Bu eksen, Suriye'de Beşar Esad rejimi, Lübnan'da Hizbullah, Irak'taki çeşitli Şii milis grupları ve Yemen'deki Husiler gibi aktörleri kapsıyor. İran, bu gruplara ideolojik destek, askeri eğitim ve finansman sağlayarak bölgesel gücünü pekiştirdi. Trump dönemindeki yaptırımlar, İran ekonomisini ciddi şekilde sarsmış olsa da, bu bölgesel ağın tamamen çökmesine yol açmadı. Aksine, Tahran yönetimi, bu zorlu dönemi "ekonomik savaş" olarak tanımlayarak, bölgesel müttefikleriyle dayanışmayı artırma ve ABD'nin bölgedeki varlığını sorgulama fırsatı olarak değerlendirdi.

Bölgesel Etkiler ve Türkiye Bağlantısı

İran'ın ABD ile yaşanan gerilim sonrası kendisini "galip" ilan etmesi ve bölgesel ittifaklarını yeniden şekillendirmesi, Türkiye için de önemli çıkarımlar barındırıyor. Türkiye ve İran, coğrafi komşuluklarının yanı sıra, enerji ticareti ve bölgesel güvenlik konularında karmaşık bir ilişkiye sahip. Suriye'deki farklı pozisyonları ve Irak'taki etki mücadeleleri zaman zaman gerilimlere yol açsa da, her iki ülke de bölgesel istikrarın sağlanması konusunda ortak çıkarlara sahip olabiliyor. İran'ın güçlenmesi, Türkiye'nin Orta Doğu'daki denge politikasını daha da önemli hale getirebilir. Ankara, hem Tahran ile işbirliği alanlarını geliştirmeye hem de bölgesel rakiplerle olan ilişkilerini dengelemeye çalışacaktır.

Uzmanlar, İran'ın bu "zafer" söyleminin, iç kamuoyuna yönelik bir mesaj olmasının yanı sıra, uluslararası arenada da pazarlık gücünü artırma amacı taşıdığını belirtiyor. Tahran'ın, ABD ile tam bir normalleşme sürecine girmesi hala zorlu bir yol olsa da, varılan mutabakatların ve bölgesel ilişkilerdeki yumuşamanın, nükleer müzakereler gibi daha geniş çaplı konular üzerinde olumlu bir etki yaratabileceği düşünülüyor. Ancak bölgedeki diğer aktörler, özellikle İsrail ve bazı Körfez ülkeleri, İran'ın artan etkisinden endişe duymaya devam ediyor. Bu durum, Orta Doğu'da yeni gerilim noktaları yaratma potansiyeli taşırken, aynı zamanda diplomatik diyaloglar için de yeni kapılar aralayabilir.

Etiketler:
#iran#abd#orta-dou#jeopolitik#diplomasi
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat