
Uluslararası Af Örgütü (Amnistia Internacional), İran'da "Kadın, Yaşam, Özgürlük" (Jin, Jiyan, Azadi) hareketine yönelik baskılardan sorumlu tuttuğu 87 üst düzey yetkiliyi tespit eden kapsamlı bir rapor yayımladı. Mahsa Amini'nin ölümünün dördüncü yıl dönümüne denk gelen bu rapor, İran rejiminin protestoculara karşı uyguladığı şiddeti ve insan hakları ihlallerini ayrıntılarıyla belgeliyor. Rapor, 2022 yılının Eylül ayında ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini'nin trajik ölümüyle başlayan ve ülke genelinde geniş yankı uyandıran protestoların kanlı bir şekilde bastırılmasının arkasındaki isimleri ortaya koyuyor.
Raporda yer alan yüzlerce vakadan biri, 2022 Eylül'ünde Izeh (İzeh) şehrinde evine dönen ailesiyle birlikte sivil giyimli ajanlar tarafından aracına ateş açılması sonucu hayatını kaybeden 9 yaşındaki Kian Pirfalak'ın hikayesi. Annesi Zeinab Molaierad, o geceyi "Arabayı kurşun yağmuruna tuttular. Çocuklara koltukların altına saklanmalarını söyledim" sözleriyle hatırlıyor. İranlı yetkililer, o akşam yaşanan ölümleri bir terör saldırısı olarak göstermeye çalışsa da, Uluslararası Af Örgütü'nün bin sayfalık "Zulmün Mimarları" başlıklı araştırması, bu ve benzeri olayların devlet destekli bir baskı politikası olduğunu gözler önüne seriyor.
"Kadın, Yaşam, Özgürlük" Hareketi ve Rejimin Şiddeti
Mahsa Amini'nin başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınması ve ardından hayatını kaybetmesi, İran'da benzeri görülmemiş bir protesto dalgasını tetikledi. "Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganıyla milyonlarca İranlı, kadın hakları, özgürlük ve temel insan hakları talepleriyle sokaklara döküldü. Bu hareket, özellikle kadınların liderliğinde, yıllardır süregelen baskıcı rejime karşı biriken öfkenin patlaması niteliğindeydi. Ancak Ayetullahlar rejimi, bu tarihi protestoları kanlı bir şekilde bastırmak için güvenlik güçlerini, paramiliter milisleri ve yargı sistemini devreye soktu.
Uluslararası Af Örgütü'nün raporu, bu bastırma sürecinde yaşanan yargısız infazlar, keyfi tutuklamalar, işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleleri detaylandırıyor. Raporda adı geçen 87 üst düzey yetkili arasında, Devrim Muhafızları, Besic milisleri, istihbarat bakanlığı, polis güçleri ve yargı mensuplarından isimler bulunuyor. Bu kişilerin, protestoculara karşı uygulanan şiddet politikalarının planlayıcısı, uygulayıcısı veya emrini veren konumda oldukları belirtiliyor. Uluslararası Af Örgütü, bu raporla, sorumluların hesap vermesi ve cezasızlığın son bulması için uluslararası topluma çağrıda bulunuyor.
Uluslararası Hesap Verebilirlik ve Türkiye Bağlantısı
Uluslararası Af Örgütü gibi küresel insan hakları kuruluşlarının bu tür raporları, İran'daki insan hakları ihlallerinin uluslararası alanda görünür kılınması ve sorumluların hesap vermesi için büyük önem taşıyor. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke, İran'daki insan hakları durumunu yakından takip etmekte ve uluslararası platformlarda dile getirmektedir. Türkiye, komşusu İran ile tarihsel ve kültürel bağlara sahip olmakla birlikte, insan hakları konusunda uluslararası standartlara uyulması çağrılarını desteklemektedir. Bu rapor, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası aktörler için İran'a yönelik yaptırım veya diplomatik baskı politikalarını gözden geçirmeleri için önemli bir veri tabanı sunmaktadır.
Raporun yayımlanması, İran rejiminin uluslararası arenadaki itibarını daha da zedeleyerek, insan hakları sicilinin sorgulanmasına yol açacaktır. Uluslararası Af Örgütü, bu tür belgelemelerle, gelecekte benzer ihlallerin önlenmesi ve mağdurlara adalet sağlanması için zemin hazırlamayı hedeflemektedir. İran'daki "Kadın, Yaşam, Özgürlük" hareketinin devam eden mücadelesi, uluslararası kamuoyunun desteğiyle daha da güçlenirken, bu rapor, insan hakları savunucularının ve adalet arayanların umutlarını tazelemektedir. Rejimin baskıcı politikalarına rağmen, İran halkının özgürlük ve onur mücadelesi kararlılıkla sürmektedir.



