Barselona Üniversitesi (UB) tarafından yürütülen arkeolojik bir misyon, Mısır'da yaklaşık 1.600 yıl öncesine ait, Homeros'un destansı eseri İlyada'dan bir fragmanla birlikte mumyalanmış eşsiz bir Roma dönemi mumyası keşfetti. Bu olağanüstü buluntu, Antik Roma şehri Oxirrinco'nun (Oxyrhynchus) arkeolojik sit alanında, günümüzdeki Al Bahnsa kasabası yakınlarında ortaya çıkarıldı. Arkeoloji tarihinde ilk kez, bir edebi metnin mumyalama sürecinin kasıtlı bir parçası olarak bir mumyanın içine yerleştirildiği tespit edildi. Bu durum, antik çağdaki cenaze ritüelleri ve edebi eserlere verilen önem hakkında yeni ufuklar açıyor.
Barselona Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, İlyada papirüsü, cenaze ritüelinin bir parçası olarak mumyanın karın bölgesine yerleştirilmişti. Keşif, 2025 yılının Kasım ve Aralık ayları arasında, kazı alanının 22. sektöründeki 65 numaralı mezarda, Katalan arkeolog Núria Castellano liderliğindeki Oxirrinco Arkeoloji Misyonu ekibi tarafından gerçekleştirildi. Projenin klasik filolog ve direktörü Ignasi-Xavier Adiego, Oxirrinco'da mumyalama sürecinde kullanılan, paketlenmiş ve mühürlenmiş Yunan papirüslerine rastlamanın yaygın olduğunu belirtirken, "büyük yeniliğin, edebi bir papirüsün cenaze bağlamında bulunması" olduğunu vurguladı. Zira daha önce bu tür buluntular genellikle büyülü içerikli metinlerden oluşuyordu.
Homeros'un İlyada'sından Eşsiz Bir Parça ve Oxirrinco'nun Önemi
Buluntunun ardından, Ocak ve Şubat aylarında papirüsün restorasyon ve analiz çalışmaları titizlikle yürütüldü. Yorumlama sorumluları, metnin Homeros'un İlyada destanının ikinci kantosunda yer alan "Gemiler Kataloğu" bölümüne ait olduğunu belirledi. Bu bölüm, Truva önündeki Yunan kuvvetlerini detaylandıran ve klasik eserin en bilinen fragmanlarından biri olarak kabul edilen önemli bir pasajdır. Bu özel edebi parçanın bir mumyayla birlikte bulunması, dönemin elitlerinin veya belirli sosyal tabakalarının Homeros'a ve genel olarak edebiyata verdiği değeri ve belki de öbür dünya inançlarındaki rolünü gözler önüne seriyor.
Keşfin yapıldığı Oxirrinco şehri, Greko-Romen Mısır'ının en önemli şehir merkezlerinden biriydi. Kahire'nin yaklaşık 190 kilometre güneyinde, Nil Nehri'nin bir kolu olan Bahr Yussef'in kıyısında yer alıyordu. Bu bölge, antik çağda zengin bir kültürel ve idari merkez olmasının yanı sıra, kuru iklimi sayesinde binlerce papirüsün günümüze ulaşmasını sağlayan eşsiz bir arkeolojik hazine deposu olarak biliniyor. Antik Mısır'ın son dönemlerinde ve Roma İmparatorluğu döneminde yoğun bir Helenistik etki altında kalan Oxirrinco, bu kültürel sentezin en belirgin örneklerinden birini sunmaktadır.
İspanyol Arkeolojisinin Mısır'daki Uzun Soluklu Mirası
Kazı çalışmaları sırasında, kireçtaşından yapılmış üç odadan oluşan bir cenaze altyapısı da tespit edildi. Bu odalarda Roma dönemine ait mumyalar ve süslü ahşap lahitler bulundu, ancak çoğu eski yağmalamalar nedeniyle kötü durumdaydı. Bu durum, antik mezarların tarih boyunca maruz kaldığı tahribatın acı bir göstergesi olsa da, kalan buluntular dönemin cenaze pratikleri hakkında değerli bilgiler sağlamaktadır. Özellikle lahitlerin üzerindeki süslemeler, Roma ve Mısır sanatının kaynaşmasını yansıtan önemli ipuçları sunabilir.
Maite Mascort ve Esther Pons'un şu anki direktörlüğünü yaptığı Oxirrinco Arkeoloji Misyonu, profesör Josep Padró'nun liderliğinde 1992 yılında başlamış olup, Mısır'daki en uzun soluklu İspanyol arkeoloji misyonlarından biridir. Bu proje, İspanya Kültür Bakanlığı, Fundación Palarq ve Sociedad Catalana de Egiptología (Katalan Mısırbilim Derneği) gibi birçok kurumun desteğiyle, Mısır Yüksek Antik Eserler Konseyi ile işbirliği içinde yürütülmektedir. Bu uzun soluklu işbirliği, İspanyol akademik dünyasının Mısır arkeolojisine olan derin bağlılığını ve uluslararası kültürel mirasın korunmasına yönelik çabalarını göstermektedir. Türkiye'nin de Mısır'la köklü tarihi bağları ve kendi coğrafyasındaki zengin arkeolojik mirası düşünüldüğünde, bu tür uluslararası arkeolojik işbirlikleri, kültürel alışveriş ve bilgi paylaşımı açısından büyük önem taşımaktadır.
Keşfin Etkileri ve Gelecek Sunumlar
Bu son keşfin sonuçları, 13 Nisan'da başlayan bir dizi konferansla kamuoyuna sunulmaya başlandı. Konferans dizisi, 11 Mayıs 2026 tarihinde, Barselona Üniversitesi Filoloji ve İletişim Fakültesi'nin Gabriel Oliver salonunda, saat 18:30'da sona erecek. Ekibin farklı üyeleri, keşfin arkeolojik, antropolojik ve restorasyon yönleri hakkında sunumlar yapacak. Bu sunumlar, sadece akademik çevreler için değil, aynı zamanda antik tarih ve arkeolojiye ilgi duyan geniş kitleler için de önemli bir fırsat sunuyor. İlyada gibi evrensel bir edebi eserin bu denli kişisel ve ritüelistik bir bağlamda bulunması, antik insanların edebi metinlere yüklediği anlam ve aidiyet duygusunu yeniden değerlendirmemizi sağlayacak nitelikte. Bu keşif, antik Mısır ve Roma kültürlerinin etkileşimini, cenaze pratiklerini ve Homeros'un binlerce yıl sonra bile insan ruhu üzerindeki kalıcı etkisini anlamak için paha biçilmez bir pencere açmaktadır.


