İspanya'da, İsveçli moda devi H&M'in çalışanlarının kişisel eşyalarını ve özel dolaplarını arama uygulaması, mahremiyet ihlali gerekçesiyle yasaklandı. Ülkenin önemli yargı organlarından Audiencia Nacional (Ulusal Mahkeme), bu uygulamanın derhal durdurulmasına hükmederek, işverenlerin denetim hakkının sınırlarını bir kez daha çizdi. Karar, perakende sektöründe çalışanların kişisel haklarının korunması adına emsal teşkil edecek nitelikte.
Mahkeme, H&M'in hırsızlıkları önleme amacıyla başvurduğu bu yöntemin, çalışanların özel hayatının gizliliği ilkesiyle bağdaşmadığına karar verdi. Şirketin, çalışanların çantalarını veya kilitli dolaplarını izinsiz bir şekilde kontrol etmesinin, İspanya Anayasası'nda güvence altına alınan temel haklara aykırı olduğu vurgulandı. Bu tür denetimlerin, ancak çok özel ve orantılı koşullar altında, daha az müdahaleci yöntemler tükendikten sonra ve yasal bir dayanağı olması halinde mümkün olabileceği belirtildi.
İşçi Hakları ve Mahremiyetin Korunması
Audiencia Nacional'ın bu kararı, işverenlerin güvenlik ve denetim ihtiyaçları ile çalışanların anayasal hakları arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme getirdi. İspanya'da, 18. madde ile özel hayatın gizliliği ve kişisel onur güvence altına alınmıştır. İş Kanunu (Estatuto de los Trabajadores) da işverenin denetim yetkisini düzenlerken, bu yetkinin her zaman temel haklara saygılı bir şekilde kullanılması gerektiğini belirtir. H&M örneğinde, mahkeme, şirketin uygulamasının bu yasal çerçeveyi aştığına ve orantısız bir müdahale olduğuna hükmetti.
Karara göre, H&M gibi büyük perakende zincirlerinin hırsızlıkları önlemek için başka, çalışanların mahremiyetini daha az ihlal eden yöntemlere başvurması gerekmektedir. Örneğin, kamera sistemleri, güvenlik personeli veya ürünlerin elektronik etiketlenmesi gibi metotlar, kişisel eşyaların aranmasından çok daha az müdahaleci ve genellikle daha etkili olabilmektedir. Mahkeme, şirketin bu alternatifleri yeterince değerlendirmediği veya kullanmadığı sonucuna varmıştır.
Kararın Arka Planı ve Geniş Etkileri
Bu dava, İspanya'daki işçi sendikalarının (büyük olasılıkla UGT ve CCOO gibi ülkenin önde gelen sendikaları tarafından) açtığı bir toplu dava sonucunda ortaya çıktı. Sendikalar, yıllardır bu tür uygulamaların çalışanlar üzerinde yarattığı baskıyı ve mahremiyet ihlalini dile getiriyordu. Audiencia Nacional'ın kararı, sendikaların bu konudaki mücadelesinde önemli bir zafer olarak kabul ediliyor ve diğer sektörlerdeki benzer uygulamaların da gözden geçirilmesine yol açabilir.
Uluslararası alanda da H&M'in benzer mahremiyet ihlalleriyle gündeme geldiği biliniyor. Özellikle 2020 yılında Almanya'da, şirketin çalışanlarının kişisel ve özel bilgilerini (sağlık durumları, ailevi sorunlar vb.) yasa dışı bir şekilde topladığı ve kaydettiği ortaya çıkmış, bu durum büyük bir skandala yol açmıştı. Alman veri koruma kurumu, H&M'e 35 milyon avroluk rekor bir para cezası kesmişti. İspanya'daki bu yeni karar, şirketin çalışan mahremiyetine yönelik politikalarını küresel çapta gözden geçirmesi gerektiği yönündeki baskıyı artıracaktır.
Bu karar, sadece H&M'i değil, İspanya'daki tüm perakende ve hizmet sektöründeki şirketleri etkileyecek bir emsal teşkil ediyor. Artık işverenlerin, güvenlik gerekçesiyle dahi olsa, çalışanlarının kişisel eşyalarına ve özel alanlarına müdahale etmeden önce çok daha dikkatli olmaları ve yasalara uygun, orantılı yöntemler kullanmaları gerekecek. Avrupa Birliği'nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) de çalışan verilerinin korunmasına büyük önem vermekte olup, bu tür kararlar GDPR'ın ruhuyla da örtüşmektedir.
Türkiye'de de benzer bir durumla karşılaşıldığında, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve İş Kanunu hükümleri devreye girecektir. Türkiye'deki mevzuat da çalışanların kişisel verilerinin ve özel hayatının gizliliğini güvence altına almakta, işverenlerin denetim yetkisini belirli sınırlar içinde tutmaktadır. İspanya'daki bu karar, Türk şirketleri için de bir hatırlatma niteliğindedir; güvenlik veya hırsızlık önleme gerekçesiyle dahi olsa, çalışanların mahremiyetini ihlal eden uygulamalardan kaçınılması ve yasalara uygun, şeffaf ve orantılı denetim yöntemlerinin benimsenmesi büyük önem taşımaktadır.



