🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Yaşam

## Görme Engelli Aktivist Anna: "Anne Olmak İstediğimde Ayrımcılığa Uğradım"

25 Mart 2026, Çarşamba
3 dk okuma
Kaynak: Betevé
## Görme Engelli Aktivist Anna: "Anne Olmak İstediğimde Ayrımcılığa Uğradım"

Barselona'da yaşayan görme engelli aktivist Anna Morancho, anne olma hayalini gerçekleştirmek isterken karşılaştığı ayrımcılık deneyimini kamuoyuyla paylaştı. Sadece %5 görme yetisine sahip olan ve iki çocuk annesi olan Morancho'nun hikayesi, engelli kadınların cinsel ve üreme haklarının sıklıkla ihlal edildiği veya sorgulandığı gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Morancho, betevé kanalının "bàsics" programına verdiği röportajda, "Anne olmak hayalimdi, ancak engelli tanısı aldığımda bunu tekrar düşünmek zorunda kaldım" diyerek yaşadığı iç çatışmayı dile getirdi.

Engelli bireylerin, özellikle de kadınların cinsel ve üreme hakları, modern toplumlarda hala tam anlamıyla tanınmış ve güvence altına alınmış değil. Bu haklar, bireylerin kendi bedenleri, cinsellikleri ve annelikleri hakkında özgürce karar verebilmelerinin temelini oluşturuyor. Anna Morancho'nun yaşadıkları, bu alandaki eşitsizliklerin ve önyargıların ne denli derinlere kök saldığını gösteriyor. Engelli bir kadın olarak annelik arayışında karşılaştığı zorluklar, sadece kişisel bir deneyim olmaktan öte, geniş bir toplumsal soruna işaret ediyor.

"Hamile Kalmak İçin Etik Kuruldan Geçmek Zorunda Kaldım"

Anna Morancho, anne olmaya karar verdiğinde, birçok kadının karşılaştığı gibi bir doğurganlık sorunuyla yüzleşti. Ancak Morancho'nun durumu, engelliliği nedeniyle daha karmaşık bir hal aldı. "Hamile kalmakta zorlandım, bugün birçok kadının başına geldiği gibi. Ama bunu başarmak için hem özel hem de kamu kliniklerine başvurduğumda, engelliliğim yüzünden ayrımcılığa uğradım" şeklinde konuştu. Bu açıklama, sağlık sisteminin engelli bireylere yönelik önyargılı yaklaşımlarını gözler önüne seriyor.

Morancho, özel kliniklerde, genetik hastalığının "sağlıklı olmayan bebek doğumlarına ilişkin tanıtım rakamlarını bozacağından" korkulduğunu hissettiğini belirtti. Bu durum, ticari kaygıların etik sorumlulukların önüne geçtiği ve engelli bireylerin üreme haklarının hiçe sayıldığı bir tablo çiziyor. Kamu sağlık sisteminde ise, "engelli insanlara yönelik sıkça yapılan çocuklaştırma" ile karşılaştığını ifade etti. "Onlar, seninle ilgili bu kadar önemli konularda karar vermeleri gerektiğine inanıyorlar, örneğin sana erişim izni verip vermeyecekleri gibi..." sözleriyle, engelli bireylerin özerkliklerinin ve karar verme yeteneklerinin nasıl göz ardı edildiğini vurguladı.

Engelli Kadınların Cinsel ve Üreme Hakları Bağlamı

Anna Morancho'nun deneyimi, İspanya ve dünya genelindeki engelli kadınların cinsel ve üreme hakları mücadelesinin bir parçasıdır. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi (CRPD) gibi uluslararası belgeler, engelli bireylerin evlilik, aile, annelik ve babalık dahil olmak üzere tüm insan haklarından eşit şekilde yararlanma hakkına sahip olduğunu açıkça belirtir. Ancak pratikte, engelli kadınlar sıklıkla sterilizasyon, kürtaj veya gebelik önleyici yöntemlere erişimde zorluklar yaşamakta, annelik kapasiteleri sorgulanmakta ve hatta çocuklarının ellerinden alınması riskiyle karşı karşıya kalabilmektedirler.

İspanya'da da bu konuda önemli adımlar atılmış olsa da, Anna'nın hikayesi gibi vakalar, hala kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğunu gösteriyor. Örneğin, 2020 yılında İspanya, engelli kadınların rızası olmadan yapılan zorunlu sterilizasyonları yasaklayan bir yasa çıkardı. Bu, engelli kadınların cinsel ve üreme hakları konusunda önemli bir ilerleme olarak kabul edildi. Ancak, sağlık profesyonellerinin bilinçlendirilmesi, önyargıların kırılması ve engelli bireylerin özerkliğine saygı duyulması konularında hala ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Bu durum, Türkiye gibi ülkeler için de benzer zorlukları barındırmaktadır; engelli bireylerin haklarının kağıt üzerinde tanınmasına rağmen, uygulamada ayrımcılık ve erişim engelleri devam edebilmektedir.

Anna Morancho'nun yaşadıkları, engelli kadınların sadece fiziksel engellerle değil, aynı zamanda toplumsal önyargılar, kurumsal ayrımcılık ve bilgi eksikliği gibi görünmez engellerle de mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Bu tür ayrımcılıklar, kadınların kendi hayatları ve bedenleri üzerindeki kontrolünü elinden almakla kalmıyor, aynı zamanda onların topluma tam ve eşit katılımını da engelliyor. Bu nedenle, Morancho'nun cesurca sesini yükseltmesi, hem İspanya'da hem de uluslararası alanda engelli hakları savunucuları için önemli bir çağrı niteliğindedir. Sağlık sistemlerinde ve genel olarak toplumda engelli bireylere yönelik farkındalığın artırılması, eğitimlerin yaygınlaştırılması ve ayrımcılıkla mücadele mekanizmalarının güçlendirilmesi, Anna gibi kadınların hayallerine ulaşabilmesi için elzemdir.

Etiketler:
#engellilik#ayrımcılık#üreme-hakları#annelik#barselona
Paylaş:
Kaynak: Betevé