İspanya'nın kuzeyindeki Asturias özerk bölgesine bağlı Gijón şehrinde yaşanan akıl almaz bir olay, kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar vakalarının ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. 54 yaşındaki bir erkek, dokuz aydan uzun bir süre boyunca birlikte yaşadığı kız arkadaşına sistematik olarak cinsel saldırıda bulunmak ve ölüm tehditleri savurmak suçlarından yargılandı. Oviedo'daki Audiencia Provincial (İl Mahkemesi) tarafından verilen kararla, sanık yaklaşık on beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, bu eylemleri "alışılmış bir cinsel boyunduruk rejimi" olarak tanımlayarak, ilişkinin derin bir baskı ve kontrol altında yaşandığını vurguladı.
Mahkeme kayıtlarına göre, zanlı, kurbanını "sokağa atmak" veya "öldürmek" gibi ağır tehditlerle sürekli baskı altında tuttu. Bu tehditler, mağdurenin fiziksel ve psikolojik direncini kırarak, zanlının cinsel taleplerine boyun eğmesini sağlayan bir korku iklimi yarattı. Olay, sadece tekil bir cinsel saldırıdan ziyade, ilişkinin temelini oluşturan sistematik bir istismar ve tahakküm örüntüsü olarak nitelendirildi. Mağdurenin, başlangıçta herhangi bir tazminat talebinden feragat etmesi, yaşadığı travmanın ve korkunun boyutunu gözler önüne serdi.
Oviedo merkezli Audiencia Provincial'ın üçüncü bölümü tarafından verilen karar, sanığın "sürekli cinsel saldırı" ve "tehdit" suçlarından suçlu bulunduğunu teyit etti. Mahkeme, sanığa yaklaşık on beş yıl hapis cezasının yanı sıra, mağdurdan aynı süre boyunca uzak durma ve beş yıl süreyle denetimli serbestlik cezası verdi. Bu kararlar, İspanyol yargısının kadına yönelik şiddet ve cinsel suçlara karşı sıfır tolerans politikasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Mağdurenin, yaşadığı evden ayrılarak Oviedo'ya sığınmasının ardından cesaretini toplayıp şikayetçi olması, hukuki sürecin başlamasında kilit rol oynadı.
Mağdurenin, sanığın ölüm tehditlerini artırması üzerine nihayet şikayetçi olması, uzun süreli istismar döngüsünden kurtulma çabasının bir göstergesiydi. Bu durum, cinsel şiddet mağdurlarının neden çoğu zaman geç şikayetçi olduğunu açıklayan psikolojik dinamiklere işaret ediyor. Korku, utanç, bağımlılık ve geleceğe dair belirsizlik, mağdurların seslerini duyurmalarını engelleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor. Ancak adli sürecin sonunda adaletin tecelli etmesi, benzer durumdaki diğer mağdurlar için de bir umut ışığı olmuştur.
İspanya'da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Hukuki Çerçeve
İspanya, kadına yönelik şiddetle mücadelede Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden biri olmasına rağmen, bu tür vakalar ülkenin gündeminden düşmüyor. Ülke, 2004 yılında "Cinsiyet Şiddetine Karşı Kapsamlı Önlemler Yasası"nı çıkararak bu alanda önemli bir adım atmıştı. Bu yasa, cinsiyet temelli şiddeti ayrı bir suç kategorisi olarak ele alarak, mağdurlara özel koruma ve destek mekanizmaları sunmayı hedefliyordu. Son yıllarda ise "Solo sí es sí" (Sadece evet evettir) olarak bilinen yasa, cinsel rızanın tanımını genişleterek, her türlü cinsel eylem için açık rızanın şart olduğunu vurgulamış ve cinsel saldırı ile istismar arasındaki ayrımı ortadan kaldırmıştır. Bu yasa, cinsel suçların cezalarını ve mağdur haklarını yeniden düzenleyerek kamuoyunda büyük tartışmalara yol açsa da, temel amacı mağdurların korunmasını güçlendirmektir.
İstatistikler, İspanya'da kadına yönelik şiddetin hala ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor. Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre, 2022 yılında İspanya'da cinsiyet şiddeti nedeniyle 56 kadın hayatını kaybetti. Aynı yıl, cinsiyet şiddeti mahkemelerine 182.023 şikayet ulaşmış ve 36.273 mahkumiyet kararı verilmiştir. Bu rakamlar, yargı sisteminin bu tür suçlara karşı aktif bir mücadele içinde olduğunu gösterse de, mağdurların yaşadığı korku ve sessizlik nedeniyle birçok vakanın hala su yüzüne çıkmadığı düşünülmektedir. Gijón'daki bu vaka da, görünen buzdağının sadece bir parçası olabileceğine işaret etmektedir.
Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet ve Benzeri Mücadeleler
Kadına yönelik şiddet, ne yazık ki küresel bir sorun olup, Türkiye de bu acı gerçekle yüzleşen ülkelerden biridir. Türkiye'de de 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gibi önemli yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Bu kanun, şiddet mağduru kadınları ve aile bireylerini korumayı, şiddeti önlemeyi ve şiddet uygulayanlara karşı tedbirler almayı amaçlamaktadır. Ancak yasal çerçeveler ne kadar güçlü olursa olsun, toplumsal farkındalık ve zihniyet dönüşümü olmadan tam anlamıyla başarıya ulaşmak zordur. İspanya'daki bu dava, Türkiye'deki benzer vakalarla mücadele eden hukukçular ve sivil toplum kuruluşları için de önemli bir örnek teşkil etmektedir. Cinsel boyunduruk ve sistematik istismar, her iki ülkede de kadınların karşılaştığı derin sorunlardan biridir ve bu tür suçların cezasız kalmaması, adaletin sağlanması adına kritik öneme sahiptir.
Gijón'daki bu karar, sadece bir sanığın cezalandırılması değil, aynı zamanda kadına yönelik şiddetin ve cinsel istismarın toplumda kabul edilemez olduğunu güçlü bir şekilde ifade eden bir mesaj niteliğindedir. Mahkemenin "alışılmış bir cinsel boyunduruk rejimi" tanımı, ilişkinin dinamiklerindeki güç dengesizliğini ve mağdurun yaşadığı derin travmayı açıkça ortaya koymaktadır. Kadın hakları savunucuları ve uzmanlar, bu tür ağır cezaların, potansiyel failleri caydırıcı bir etki yaratacağını ve mağdurların adalet arayışında yalnız olmadıklarını hissetmelerini sağlayacağını belirtmektedirler. Bu karar, aynı zamanda, şiddet döngüsünün kırılması ve mağdurların seslerini duyurabilmeleri için toplumsal destek ve yasal korumanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Adaletin tecelli etmesi, mağdurların iyileşme sürecinde önemli bir adım olup, toplumun bu tür suçlara karşı duruşunu pekiştirmektedir.


