Barselona'da yaşayan Jordi Eduard Perales'in hayatı, Avrupa Parlamentosu'nda çalışmak için rutin bir idari işlemle altüst oldu. Doğum belgesini talep ettiğinde, belgede ne biyolojik anne ne de babasının adının yazılı olduğunu ve bir evlat edinme notunun bulunduğunu fark etti. Bu şok edici belge, Perales için kişisel bir arayışın başlangıcı oldu ve bu arayış, kendisinin Franco dönemi İspanya'sında "çalınan çocuklar" (nens robats) olarak bilinen kurbanlardan biri olduğunu doğrulamasına yol açtı. Bu keşif, onun kimlik algısını derinden sarstı ve uzun yıllar sürecek zorlu bir içsel yolculuğun fitilini ateşledi.
Bu vahim gerçekle yüzleşen Perales, kökenlerini öğrenmek için hemen bir araştırma başlattı. Evlat edinen ailesi, o dönemdeki yasa dışı mekanizmalar aracılığıyla gerçekleşen bu evlat edinme işlemine katıldıklarını doğruladı. Katalonya Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Enstitüsü (Institut Català de l'Acolliment i de l'Adopció) desteğiyle biyolojik annesiyle iletişime geçmeyi başardı. Biyolojik annesine, oğlunun doğumda öldüğü söylenmişti. Bu buluşma hem yoğun hem de aydınlatıcıydı; Jordi Eduard, annesini gördüğünde "Tıpkı benim canlı portremdi" diyerek duygularını ifade etti. Ancak bu buluşma, aynı zamanda yönetilmesi zor yeni bir duygusal süreci başlattı ve evlat edinen ailesiyle olan ilişkisini de olumsuz etkiledi.
Perales'in yaşadığı travma ve evlat edinen babasının vefatı, onu derin bir yıkım sarmalına sürükledi. Babasının ölüm anında "onu çok fazla cezalandırdığını ve gerçekte ne kadar sevdiğini söyleyemediğini" fark etmesi, acısını katladı. Bu dönemde uyuşturucu bağımlılığına sürüklenen Perales, her şeyini kaybetti ve hatta bir dönem sokaklarda yaşamak zorunda kaldı. İki kez intihar girişiminde bulundu. "Bunu nasıl işleyeceğimi bilemiyordum ve bulduğum tek yol kendimi yok etmekti" şeklinde itiraf ediyor. Bugün, dibe vurduktan ve hapse girdikten sonra, geçmişini anlamak ve kendini yeniden inşa etmek amacıyla yeni bir döneme giriyor. Bu süreçte, biyolojik babasından olan kız kardeşlerini bulma arayışını da sürdürüyor.
Kayıp Kimliğin İzinde: Franco Dönemi'nin "Çalınan Çocukları"
Jordi Eduard Perales'in hikayesi, İspanya'nın karanlık bir dönemine, Franco diktatörlüğü sırasında binlerce çocuğun yasa dışı bir şekilde ailelerinden koparıldığı "çalınan çocuklar" (niños robados) fenomenine ışık tutuyor. İspanya İç Savaşı'nın (1936-1939) ardından başlayan ve 1980'lere kadar devam eden bu süreçte, özellikle Cumhuriyetçi ailelerden, tek annelerden veya yoksul ailelerden alınan bebekler, genellikle rejime sadık ailelere verilerek ideolojik bir "temizlik" ve toplumsal kontrol amacı güdüldü. Bu çocukların doğumda öldüğü söylenerek biyolojik anneleri kandırılırken, bebekler sahte belgelerle yeni ailelere teslim ediliyordu. Tahminlere göre, bu uygulamadan etkilenen çocuk sayısı on binlerle ifade edilmekle birlikte, bazı kaynaklar bu sayının 300.000'e kadar çıkabileceğini belirtmektedir. Ancak kesin bir sayıya ulaşmak, belgelerin yok edilmesi ve karmaşık bürokratik engeller nedeniyle oldukça zordur.
Bu insanlık dramında, doktorlar, hemşireler ve hatta bazı dini kurumların da rol oynadığı ortaya çıktı. Bebekler genellikle hastanelerde veya doğum kliniklerinde "ölü doğdu" raporlarıyla ailelerinden alınıyor, ardından çıkar karşılığında veya ideolojik gerekçelerle başka ailelere veriliyordu. Yıllar sonra, 2000'li yılların başında bu olayların gün yüzüne çıkmasıyla birlikte, mağdurlar ve aileleri adalet arayışına girdi. "Asociación Nacional de Afectados por Adopciones Irregulares" (ANADIR) gibi dernekler, çalınan çocukların gerçeği öğrenmesi ve biyolojik aileleriyle bir araya gelmesi için mücadele ediyor. Ancak yasal süreçler genellikle karmaşık ve yavaş ilerliyor, birçok dava zaman aşımına uğramış durumda veya yeterli kanıt bulunamadığı gerekçesiyle reddediliyor.
Travma ve Yeniden Doğuş: Zorlu Bir Yolculuk
Jordi Eduard Perales'in yaşadıkları, çalınan çocukların sadece kimliklerini değil, aynı zamanda hayatlarının tüm seyrini nasıl etkilediğinin çarpıcı bir örneğidir. Kimlik belgesindeki basit bir notla başlayan bu keşif, yıllarca süren bir varoluşsal krize ve derin psikolojik travmalara yol açmıştır. Perales'in "çok daha kırılgan olduğumuzu ve sonunda inşa ettiğimiz zırhların düştüğünü" öğrenmesi, bu zorlu sürecin bir sonucudur. Bu kırılganlığı kabul etmek, onun için yeniden inşa sürecinin ilk adımı olmuştur. Bugün, geçmişiyle yüzleşerek ve kendini affetmeye çalışarak, geleceğe daha umutlu bakmaya çalışıyor. Bu tür hikayeler, bireysel acıların ötesinde, bir toplumun geçmişiyle yüzleşme ve tarihsel hafızayı onarma çabasının da bir parçasıdır.
Barselona merkezli Betevé televizyonunda yayınlanan "Vides en primera persona" (İlk Ağızdan Hayatlar) programı, Olga Valencia'nın sunumuyla, Jordi Eduard Perales gibi isimsiz kahramanların ilham verici hikayelerini ekranlara taşıyor. Program, meslekleri, yaşam deneyimleri veya kişisel dönüşümleriyle dikkat çeken kişilerin yarım saatlik sohbetlerine odaklanıyor. Jordi Eduard Perales, programın sonunda Massive Attack'ın "Unfinished Sympathy" şarkısını seçerek, tek çekimden oluşan videoklibinde gösterilen insan çeşitliliğinin ve farklı gerçekliklerin kendi hayat yolculuğuna nasıl eşlik ettiğini vurguluyor. Bu program, karmaşık dünyamızda iz bırakan veya bırakmakta olan insanlardan ilham almak, öğrenmek ve düşünmek için önemli bir platform sunuyor.



