İspanya'nın Barselona şehrinde, kronik ve şiddetli fibromiyalji sendromuyla mücadele eden bir idari personele, Barselona Birinci Derece Mahkemesi Sosyal Dairesi'nin 16. bölümü tarafından emsal niteliğinde bir karar verildi. Mahkeme, Ulusal Sosyal Güvenlik Enstitüsü'nün (Instituto Nacional de la Seguridad Social - INSS) daha önce reddettiği başvuruyu bozarak, davacı kadına "yaygın hastalıktan kaynaklanan mutlak kalıcı engellilik" (incapacidad permanente absoluta derivada de enfermedad común) hakkı tanıdı. Bu karar, fibromiyalji gibi "görünmez" hastalıklarla yaşayan bireylerin hak arayışlarında önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Söz konusu dava, şiddetli fibromiyalji semptomları nedeniyle çalışma hayatını sürdürmekte zorlanan bir idari yardımcının, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen hastalığına rağmen INSS'ten olumsuz yanıt almasıyla başladı. Kurumun ret kararının ardından hukuki yollara başvuran kadın, mahkemenin detaylı incelemesi sonucunda haklı bulundu. Mahkeme, davacının tıbbi raporlarını, uzman görüşlerini ve hastalığın günlük yaşam ile çalışma kapasitesi üzerindeki yıkıcı etkilerini göz önünde bulundurarak, kadının herhangi bir mesleği icra edemeyeceğine hükmetti. Bu karar, sadece davacı için değil, İspanya genelindeki binlerce fibromiyalji hastası için de umut ışığı oldu.
Mutlak kalıcı engellilik, İspanya'daki sosyal güvenlik sisteminde kişinin herhangi bir mesleği icra etmesini engelleyen ciddi ve kalıcı sağlık sorunlarına sahip olduğu durumlarda tanınan en üst düzey engellilik statüsüdür. Bu statüye hak kazanan bireyler, çalışma hayatından tamamen çekilme hakkı elde ederken, aynı zamanda düzenli bir sosyal güvenlik ödeneği almaya başlarlar. INSS'in başlangıçtaki ret kararı, genellikle fibromiyaljinin subjektif semptomları ve objektif teşhisinin zorluğu gibi faktörlere dayanırken, mahkemenin kararı hastalığın birey üzerindeki gerçek etkisinin hukuki olarak tanınması anlamına gelmektedir.
Fibromiyalji: Görünmez Bir Hastalığın Toplumsal Yansımaları
Fibromiyalji, yaygın kas ağrısı, yorgunluk, uyku bozuklukları, bilişsel disfonksiyon (fibro-sis) ve hassas noktalarla karakterize kronik bir sendromdur. Dünya genelinde nüfusun yaklaşık %2-4'ünü etkilediği tahmin edilen bu hastalık, özellikle kadınlarda daha sık görülmektedir. Hastalığın teşhisi genellikle zorlu bir süreçtir çünkü standart laboratuvar testleri veya görüntüleme yöntemleriyle doğrudan tespit edilemez. Bu durum, hastaların sıklıkla yanlış anlaşılmasına, semptomlarının küçümsenmesine ve hatta "psikolojik" olarak etiketlenmesine yol açabilmektedir.
İspanya'da fibromiyalji hastaları, uzun yıllardır hastalıklarının yasal ve toplumsal olarak tanınması için mücadele etmektedir. Ülke genelinde birçok hasta derneği, farkındalığı artırmak, tıbbi araştırmaları desteklemek ve hastaların sosyal güvenlik haklarına erişimini kolaylaştırmak amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Bu tür mahkeme kararları, fibromiyaljinin sadece fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda bireylerin yaşamlarını derinden etkileyen ve çalışma kapasitelerini kısıtlayan ciddi bir sağlık sorunu olduğunun hukuki bir onayı niteliğindedir. Bu kararlar, hastalığın "görünmez" doğası nedeniyle yaşanan stigmatizasyonun aşılmasına da katkı sağlamaktadır.
İspanya'daki sosyal güvenlik sistemi, "incapacidad permanente" adı altında dört farklı kalıcı engellilik kategorisi sunar: parcial (kısmi), total (tam), absoluta (mutlak) ve gran invalidez (ağır engellilik). "Mutlak kalıcı engellilik" kararı, kişinin mesleği ne olursa olsun, herhangi bir işi yapabilecek durumda olmadığını gösterir. Bu, INSS'in hastalığın ciddiyetini ve bireyin yaşam üzerindeki etkisini tam olarak değerlendirmesi gerektiği yönünde güçlü bir sinyaldir. Mahkemeler, INSS'in değerlendirmelerini sorgulayarak, hastaların haklarını koruma konusunda kritik bir rol oynamaktadır.
Emsal Kararın Etkileri ve Türkiye Bağlantısı
Barselona Mahkemesi'nin bu kararı, İspanya'da fibromiyalji ve benzeri kronik, "görünmez" hastalıklarla yaşayan diğer bireyler için önemli bir emsal teşkil etmektedir. Bu tür kararlar, sosyal güvenlik kurumlarının engellilik değerlendirme süreçlerini daha kapsayıcı hale getirmeleri, subjektif semptomları olan hastalıkların etkilerini daha derinlemesine incelemeleri ve tıbbi uzmanlık alanındaki gelişmeleri dikkate almaları yönünde baskı oluşturmaktadır. Hastaların hukuki yollara başvurarak haklarını aramaları, sistemin eksiklerini gidermesi ve daha adil kararlar vermesi için bir katalizör görevi görmektedir.
Türkiye'de de fibromiyalji, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir sağlık sorunudur ve hastalar benzer zorluklarla karşılaşmaktadır. Türkiye'deki sosyal güvenlik sistemi (SGK), engellilik durumlarını belirlerken belirli oranlarda işgücü kaybı ve tıbbi kriterler aramaktadır. Ancak fibromiyalji gibi objektif bulguları sınırlı olan hastalıkların engellilik değerlendirme süreçlerinde tanınması ve uygun haklara erişimi konusunda hala eksiklikler bulunmaktadır. Barselona'daki bu karar, Türkiye'deki fibromiyalji hastaları ve dernekleri için de uluslararası bir örnek teşkil edebilir, benzer hukuki mücadelelerin önünü açabilir ve sistemin bu hastalıklara bakış açısını değiştirmeye yardımcı olabilir.
Sonuç olarak, Barselona Mahkemesi'nin aldığı bu karar, kronik hastalıklarla yaşayan bireylerin yaşam kalitesini ve sosyal güvencelerini sağlama konusunda yargının ne denli kritik bir rol oynadığını bir kez daha göstermiştir. Bu karar, fibromiyaljinin sadece bir ağrı sendromu olmaktan öte, bireylerin çalışma ve sosyal yaşamlarını tamamen kısıtlayabilen ciddi bir durum olduğunu hukuken tasdik etmekle kalmamış, aynı zamanda toplumda bu tür hastalıklara karşı farkındalığın artırılması ve empati geliştirilmesi gerekliliğini de vurgulamıştır.



