Barselona, sanat ve düşünce dünyasına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu yıl 8. kez düzenlenecek olan Festival Clàssics, 8 Ekim - 17 Aralık tarihleri arasında "yalan" temasını merkeze alarak sanatseverleri ve düşünürleri bir araya getirecek. Festivalin direktörü Sira Abenoza'nın ifadesiyle "ateş kadar eski ve mit kadar gerekli" bir kavram olan yalan, bu edisyonda farklı disiplinlerden sanatçılar ve düşünürler aracılığıyla derinlemesine incelenecek. Amaç, yalanı kınamak ya da kutlamak değil, "neden yalan söylediğimiz" sorusuna farklı perspektiflerden yanıt aramaktır.
Festival, bu yılki temayı Hannah Arendt, Pere Calders, Víctor Català, Nikolai Gogol, Homeros, Immanuel Kant, George Orwell, Montserrat Roig, William Shakespeare, Stendhal, Oscar Wilde ve Voltaire gibi edebiyat ve felsefe dünyasının dev isimlerinin eserleri üzerinden işleyecek. Bu geniş yelpazede yer alan yazarların metinleri, yalanın insanlık tarihindeki ve bireysel yaşamdaki karmaşık rolünü sanatsal ve entelektüel bir bakış açısıyla ele alacak. Etkinlikler, Katalan kültürünün ve evrensel düşüncenin zenginliğini bir araya getirerek, izleyicilere hem yerel hem de küresel bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Yalanın Edebi ve Felsefi Kökenleri
Festival Clàssics'in bu yılki teması, sadece sahne sanatlarıyla sınırlı kalmayacak, aynı zamanda editoryal bir uzantıya da sahip olacak. Festival direktörü Sira Abenoza'nın yeni deneme kitabı Si tot fos mentida (Her Şey Yalan Olsaydı), 13 Ekim'de Arcàdia yayınevi tarafından okuyucularla buluşacak. Bu kitap, festivalin ana temasını derinlemesine inceleyerek, yalanın felsefi, psikolojik ve sosyolojik boyutlarını ele alacak. Ayrıca, Anna Pazos, Begoña Román, Roger Bernat ve Pau Sabaté'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan El convit (Ziyafet) adlı dört Sokratik diyalog serisi, katılımcılara bir kadeh şarap eşliğinde yalan kavramı üzerine düşünme fırsatı sunacak. Bu diyaloglar, antik Yunan felsefesindeki tartışma geleneğini modern bir bağlamda yeniden canlandıracak.
Sala Becket'te düzenlenecek olan Parlem de Clàssics (Klasikler Üzerine Konuşalım) serisi ise Fernando Pessoa, Edith Wharton, Luigi Pirandello ve Euripides gibi yazarların evrenlerine odaklanacak. Bu oturumlar, yalanın edebiyattaki farklı tezahürlerini, karakterlerin iç dünyalarındaki çatışmaları ve toplumsal normlarla olan ilişkilerini mercek altına alacak. 2026 yılındaki konferans serisinde ise Joan Fontcoberta ve Nemrod Carrasco gibi önemli isimler, yalanın felsefi ve etik boyutları üzerine konuşmalar yapacaklar. Bu kapsamlı program, yalanın sadece bir ahlaki sorun olmadığını, aynı zamanda insan doğasının, kültürün ve sanatın ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermeyi amaçlıyor.
Sahne Sanatlarında Yalanın Yüzleri
Festivalin sahne programı da oldukça zengin ve dikkat çekici. Ünlü oyuncu Àngels Gonyalons, Sergi Belbel'in yönetmenliğinde Víctor Català'nın dört öyküsünü içeren El mot mentida, innoble i punyent (Yalan Kelimesi, Onursuz ve Acı Verici) adlı yapımda sahne alacak. Bu eser, Katalan edebiyatının önemli isimlerinden Català'nın gözünden yalanın farklı biçimlerini ve sonuçlarını irdeleyecek. Heartbreak Hotel, tarihin en yalancı kahramanlarından biri olan Odysseus'un hikayesine Miriam Moukhles ve Joan Sentís'in özel bir yorumuyla ev sahipliği yapacak. Ayrıca, Pablo Macho Otero tarafından yazılıp sahnelenen A fuego (Ateşle) adlı monolog, Herostratus figürü üzerinden şöhret ve yıkım arasındaki ilişkiyi, yalanın bu bağlamdaki rolünü sorgulayacak.
Pere Calders'ın zekası ve Meksika ile olan bağlantısı, Indigest'in La calderada adlı projesiyle sahneye taşınacak. Jordi Oriol, Carles Pedragosa ve Laura Aubert'in performanslarıyla hayat bulacak bu yapım, Calders'ın eserlerindeki mizahi ve eleştirel yalan anlayışını keşfedecek. Gemma Ruiz Palà, Montserrat Roig'un denemesini Digues que m'estimes (Beni Sevdiğini Söyle) adıyla sahneye uyarlarken, Anna Alarcón'un yorumu CCCB'de (Barselona Çağdaş Kültür Merkezi) izleyiciyle buluşacak. Bu eser, kadınların deneyimlediği yalanları ve toplumsal baskıları Roig'un keskin bakış açısıyla ele alacak. Festivalin bu bölümü, yalanın sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir olgu olarak nasıl işlediğini derinlemesine araştırmayı hedefliyor.
Yalanın Mizahi ve Müzikal Yansımaları
Festival, yalan temasını daha hafif ve eğlenceli bir şekilde ele alan etkinliklere de yer veriyor. Oye Sherman, Una història certa sobre la mentida (Yalan Hakkında Gerçek Bir Hikaye) adlı monologunda, edebiyat tarihindeki en parlak yalanları mizahi bir dille gözden geçirecek. Maria Rovira'nın Espai Texas'ta sahneleyeceği bu monolog, Oscar Wilde, Josep Lluís Núñez (FC Barcelona'nın eski başkanı) ve Enric Marco (İspanya'da Nazi toplama kampı kurbanı olduğunu iddia eden sahtekar) gibi karakterler üzerinden yalan kavramına kişisel bir bakış açısı sunacak. Bu bölüm, yalanın bazen nasıl bir hayatta kalma mekanizması, bazen bir şöhret aracı, bazen de bir kaçış yolu olabileceğini esprili bir dille ortaya koyacak.
Müzik cephesinde ise, Mazoni, Les cançons de la mentida (Yalan Şarkıları) adlı projesiyle, yalanlar, aldatmacalar ve ihanetler üzerine popüler şarkıları yeniden yorumlayacak. Teatre L'Aliança del Poblenou'da sahnelenecek bu konser, yalanın müzikteki derin izlerini ortaya koyacak. Albert Arribas'ın yönettiği El millor dels mons possibles (Olası Dünyaların En İyisi) adlı yapımda ise Voltaire'in ironisi ile Bach'ın berraklığı Petit Palau'da bir araya gelecek. La Camerata ise Elizabeth Casanovas'ın eşliğinde Somni d’una nit d’estiu (Bir Yaz Gecesi Rüyası) eserini senfonik bir şekilde yeniden yorumlayacak. Son olarak, Magalí Sare, CCCB'de sunacağı Descasada (Evlenmemiş) adlı konserinde, tarih boyunca evlilik kurumu etrafındaki kurgulara odaklanacak ve yazar Begoña Gómez Urzaiz ile sohbet edecek. Bu müzikal ve sahne performansları, yalanın insan ilişkilerindeki, toplumsal yapılarındaki ve bireysel algılarındaki çok yönlü etkilerini sanatsal bir dille ifade edecek.



