İspanya'da ana muhalefet Halk Partisi (PP) lideri Alberto Núñez Feijóo, eski Ulaştırma Bakanı José Luis Ábalos'un adının karıştığı yolsuzluk davasına ilişkin Yüksek Mahkeme'nin verdiği kararın ardından Başbakan Pedro Sánchez'in derhal istifasını talep etti. PP genel merkezinde düzenlediği olağanüstü basın toplantısında konuşan Feijóo, söz konusu kararın Sánchez hükümetine yönelik "ağır bir mahkumiyet" teşkil ettiğini savunarak, Ábalos'un Sánchez'in ilk kabinelerinde oynadığı kilit rol nedeniyle tüm siyasi sorumluluğun hükümette olduğunu belirtti. Feijóo, "Pedro Sánchez'in derhal istifa etmesi için daha ne olması gerekiyor?" sorusunu yönelterek, hükümet üzerindeki baskıyı artırdı.
Feijóo, konuşmasında gensoru önergesi sunma seçeneğini şimdilik dışarıda tuttuğunu ifade etse de, Sánchez'in koalisyon ortaklarına yönelik çağrısını yineledi. PP lideri, "Sánchez'e desteklerini çekmeleri ve onu erken seçim çağrısı yapmaya zorlamaları için daha neye ihtiyaçları var?" diyerek, hükümetin ortaklarına da siyasi sorumluluk yükledi. Bu açıklama, İspanyol siyasetinde zaten gergin olan atmosferi daha da tırmandırırken, Sánchez hükümetinin istikrarına yönelik yeni bir tartışma dalgası başlattı. Ábalos davasının detayları ve Yüksek Mahkeme'nin bu konudaki kararı, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış durumda.
Söz konusu dava, kamuoyunda "Koldo davası" olarak biliniyor ve COVID-19 salgını sırasında maske tedarikinde yaşanan yolsuzluk iddialarını konu alıyor. José Luis Ábalos'un eski danışmanı Koldo García Izaguirre'nin, maske alım anlaşmalarında usulsüzlük yaptığı ve haksız kazanç sağladığı iddia ediliyor. Ábalos, bu olaylar nedeniyle partisinden ihraç edilmiş ve İspanya Parlamentosu'ndaki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) grubundan ayrılarak Karma Grup'a katılmıştı. Yüksek Mahkeme'nin son kararı, doğrudan Ábalos'u bir suçtan mahkum etmese de, soruşturmanın derinleştiğini ve eski bakanın çevresindeki yolsuzluk iddialarının ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdiğini gösteriyor. Bu durum, Sánchez hükümetini ve özellikle de PSOE'yi zor durumda bırakıyor.
Ábalos Davasının Arka Planı ve Siyasi Bağlamı
José Luis Ábalos, Pedro Sánchez'in siyasi kariyerinde önemli bir figürdü. Sánchez'in 2018'de başbakan olmasının ardından Ulaştırma, Hareketlilik ve Kentsel Gündem Bakanı olarak atanan Ábalos, aynı zamanda PSOE'nin güçlü bir isimdi. Sánchez'in ilk kabinelerinde kilit rol oynayan Ábalos'un adı, özellikle Koldo García Izaguirre ile olan yakınlığı nedeniyle yolsuzluk iddialarına karıştı. Koldo davası, pandemi gibi kritik bir dönemde kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığına dair ciddi şüpheler uyandırdığı için İspanyol kamuoyunda büyük hassasiyetle takip ediliyor. Bu tür yolsuzluk vakaları, İspanya'da siyasi partilere olan güveni zedeleyen ve sıkça tartışılan konular arasında yer alıyor.
İspanya'da yolsuzluk algısı, Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde seyretmektedir ve bu durum zaman zaman hükümetlerin istikrarını tehdit etmektedir. PP ve PSOE arasındaki siyasi rekabet, genellikle bu tür yolsuzluk iddiaları üzerinden şiddetlenmektedir. Sánchez'in azınlık hükümeti, ayrılıkçı Katalan partileri ve diğer bölgesel partilerin desteğiyle iktidarda kalmaktadır. Bu kırılgan koalisyon yapısı, her türlü skandalın hükümet üzerindeki baskıyı artırmasına ve erken seçim tartışmalarını alevlendirmesine neden olmaktadır. Ábalos davası, bu siyasi mücadelenin son halkası olarak öne çıkarken, Feijóo'nun istifa çağrısı da bu bağlamda siyasi bir manevra olarak değerlendirilmektedir.
Sánchez Hükümeti Üzerindeki Baskı ve Gelecek Senaryoları
Feijóo'nun sert açıklamaları ve Yüksek Mahkeme kararının yarattığı siyasi atmosfer, Pedro Sánchez hükümeti üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Sánchez'in koalisyon ortakları olan Sumar, Esquerra Republicana de Catalunya (ERC - Katalonya Cumhuriyetçi Solu) ve Junts per Catalunya (Katalonya İçin Birlikte) gibi partiler, bu tür yolsuzluk iddialarına karşı genellikle hassas bir duruş sergiliyor. Bu partilerin, kamuoyundaki tepkiler ve kendi seçmen tabanlarının beklentileri doğrultusunda hükümete verdikleri desteği yeniden gözden geçirme ihtimali bulunuyor. Desteklerini çekmeleri halinde, Sánchez erken seçim çağrısı yapmak zorunda kalabilir ki bu, İspanya'nın siyasi istikrarı açısından belirsizlikleri beraberinde getirecektir.
Analistler, Ábalos davasının ve Yüksek Mahkeme kararının, Sánchez hükümetinin meşruiyetini sorgulayan yeni bir siyasi krize yol açabileceğini belirtiyor. Kamuoyunun yolsuzluk konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında, bu tür olaylar siyasi partilere olan güveni daha da aşındırabilir. Feijóo'nun stratejisi, gensoru önergesi sunmadan, Sánchez'in koalisyon ortaklarını hükümetten desteklerini çekmeye zorlayarak siyasi bir yıpratma savaşı yürütmek olarak okunabilir. İspanya'nın önümüzdeki dönemde siyasi çalkantılara sahne olması ve erken seçim ihtimalinin güçlenmesi beklenirken, bu krizin ülkenin demokratik kurumlarına olan güveni nasıl etkileyeceği de merak konusu.



