Batı Sahra'nın bağımsızlığı için mücadele eden Polisario Cephesi (Front Polisario), geçtiğimiz Pazar günü Fas (Marroc) güçleri tarafından düzenlendiği iddia edilen bir saldırıda örgütün kurucusunun oğlu ve önemli liderlerinden Lahbib Mohamed Abdelaziz'in hayatını kaybettiğini duyurdu. Sahra ordusu tarafından yapılan açıklamada, Abdelaziz ile birlikte iki kişinin daha yaşamını yitirdiği belirtilirken, saldırının detayları ve diğer kurbanların kimlikleri hakkında henüz net bir bilgi paylaşılmadı. Fas hükümeti ise söz konusu askeri operasyon hakkında herhangi bir açıklama yapmadı ve iddiaları doğrulamadı.
Hayatını kaybeden Lahbib Mohamed Abdelaziz, Polisario Cephesi'nin kurucu liderlerinden Mohamed Abdelaziz'in oğluydu ve örgütün Ulusal Sekreterliği üyesi olarak önemli görevler üstleniyordu. Bu kayıp, Batı Sahra'daki bağımsızlık mücadelesi için sembolik bir önem taşıyor ve zaten gergin olan bölgedeki tansiyonu daha da artırma potansiyeli taşıyor. Polisario Cephesi, Abdelaziz'in "çatışmada" öldüğünü ifade etse de, Fas'ın hava veya kara saldırısı iddiaları henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
Yaşanan bu olay, Batı Sahra'da 1991'den beri süren ateşkesin 2020'de fiilen sona ermesinden bu yana bölgede artan çatışma ortamının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Polisario Cephesi, Fas'ın El Guerguerat bölgesindeki bir yol inşaatına müdahalesi sonrasında ateşkesi bozduğunu ve o tarihten bu yana Fas güçlerine karşı "silahlı mücadeleyi" yeniden başlattığını duyurmuştu. Bu durum, on yıllardır süregelen siyasi çözüm arayışlarını çıkmaza sokarken, bölgedeki insani krizi de derinleştiriyor.
Batı Sahra Sorunu ve Tarihsel Arka Plan
Batı Sahra (Sahara Occidental) sorunu, İspanya'nın (España) 1975 yılında bölgeden çekilmesinin ardından Fas ile Polisario Cephesi arasında başlayan uzun soluklu bir egemenlik mücadelesidir. Fas, tarihsel bağlara dayanarak bölgenin kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu iddia ederken, Polisario Cephesi ise Birleşmiş Milletler (BM) kararları doğrultusunda Sahra halkının kendi kaderini tayin hakkını savunmaktadır. İspanya'nın sömürge dönemindeki tutumu ve ardından bölgeyi Fas ve Moritanya'ya bırakması, sorunun temelini oluşturmuştur. Moritanya daha sonra Batı Sahra üzerindeki iddialarından vazgeçmiş, ancak Fas bölgenin büyük bir kısmını kontrol altında tutmaya devam etmiştir.
BM, 1991 yılında ateşkes ilan ederek ve bir referandumla bölgenin geleceğinin belirlenmesi için bir misyon (MINURSO) kurarak barış sürecini başlatmıştır. Ancak, referandumun seçmen listesi üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle hiçbir zaman gerçekleştirilememesi, siyasi çözümü yıllardır tıkamıştır. Fas, Batı Sahra için genişletilmiş bir özerklik planı önerirken, Polisario Cephesi tam bağımsızlık ve kendi kaderini tayin referandumunda ısrar etmektedir. Bu durum, uluslararası toplumda da farklı yaklaşımlara yol açmış, özellikle ABD'nin eski Başkanı Donald Trump döneminde Fas'ın Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanıması, diplomatik dengeleri değiştirmiştir.
İspanya, eski sömürge gücü olarak Batı Sahra konusunda özel bir sorumluluğa sahiptir. Uzun yıllar boyunca tarafsız bir duruş sergileyen İspanya, son dönemde Başbakan Pedro Sánchez liderliğindeki hükümetle Fas'ın özerklik planına destek veren bir pozisyon almıştır. Bu değişiklik, Cezayir (Algérie) gibi Polisario Cephesi'ni destekleyen ülkelerle İspanya arasındaki ilişkilerde gerilime neden olmuştur. Türkiye ise Batı Sahra konusunda genellikle BM kararlarına ve uluslararası hukuka uygun, barışçıl ve adil bir çözüm bulunması yönünde bir tutum sergilemektedir.
Bölgesel Gerilim ve Gelecek Senaryoları
Polisario Cephesi liderinin oğlunun ölümü, Batı Sahra'da zaten kırılgan olan güvenlik durumunu daha da kötüleştirebilir. Bu olay, Polisario Cephesi'nin Fas'a karşı askeri operasyonlarını artırma kararlılığını pekiştirebilir ve bölgedeki düşük yoğunluklu çatışmanın daha da şiddetlenmesine yol açabilir. Çatışmaların yoğunlaşması, başta Tindouf (Cezayir) kamplarında yaşayan Sahralı mülteciler olmak üzere, bölgedeki sivil halkın üzerinde daha ağır insani yükler oluşturma riski taşımaktadır.
Lahbib Mohamed Abdelaziz'in ölümü, aynı zamanda Fas-Cezayir ilişkilerini de daha da gerginleştirebilir. Cezayir, Polisario Cephesi'nin en büyük destekçisi konumundadır ve bölgedeki bu tür olaylar, iki komşu ülke arasındaki düşmanlığı körükleyebilir. Maghreb bölgesinin genel istikrarı açısından büyük önem taşıyan bu sorun, uluslararası toplumun daha aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesini gerektirmektedir. Aksi takdirde, Batı Sahra sorunu, bölgesel bir güvenlik krizine dönüşme potansiyeli taşımaktadır.
Sonuç olarak, bu trajik olay, Batı Sahra'daki çözüm arayışlarının ne denli acil olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Siyasi diyalog ve uluslararası hukuka uygun bir çözüm bulunmadıkça, bölgedeki çatışmaların ve insani krizin derinleşmesi kaçınılmaz görünmektedir. Hem Fas hem de Polisario Cephesi'nin, uluslararası toplumun da desteğiyle, kalıcı bir barış ve istikrar için müzakere masasına dönmesi, bölgenin geleceği için hayati önem taşımaktadır.


