🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Fas'ın ABD ve İsrail ile Yakınlaşması: Bölgesel Dengeler Nasıl Değişiyor?

6 Ağustos 2026, Perşembe
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Fas'ın ABD ve İsrail ile Yakınlaşması: Bölgesel Dengeler Nasıl Değişiyor?

Fas Krallığı'nın Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile son dönemde hız kazanan stratejik yakınlaşması, Kuzey Afrika ve Orta Doğu coğrafyasında yeni bir jeopolitik denklemi beraberinde getiriyor. Özellikle 2020 yılında, dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde imzalanan İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde Fas'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi, bu sürecin en kritik dönüm noktası oldu. Bu anlaşmanın karşılığında Washington'ın Fas'ın Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanıması, Rabat için uzun süredir devam eden bir diplomatik zafer anlamına gelirken, bölgedeki dengeleri kökten değiştirecek bir dizi gelişmeyi tetikledi. Bu üçlü ittifak, sadece diplomatik ve ekonomik işbirliğini değil, aynı zamanda savunma ve istihbarat alanında da derinleşen bir ortaklığı işaret ediyor.

İbrahim Anlaşmaları, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan gibi ülkelerin İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirmesini sağlayan ve Orta Doğu'daki geleneksel diplomatik yapıyı sarsan bir dizi mutabakatı ifade eder. Fas'ın bu anlaşmalara dahil olması, İsrail için Arap dünyasında yeni bir kapı açarken, Fas için de Batı Sahra meselesinde uluslararası alanda önemli bir destek sağladı. ABD'nin Batı Sahra'daki Fas egemenliğini tanıması, bölgedeki diğer aktörler, özellikle Cezayir ve Polisario Cephesi için büyük bir hayal kırıklığı yaratırken, Birleşmiş Milletler'in bu konudaki referandum çağrılarını da gölgede bıraktı. Bu adım, Fas'ın Batı Sahra üzerindeki hak iddialarını uluslararası arenada güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Fas, ABD bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olma özelliğini taşıyarak, iki ülke arasındaki köklü ve uzun soluklu ilişkilere işaret eder. Bu tarihsel bağ, Fas'ı Kuzey Afrika'da ABD'nin önemli bir stratejik ortağı haline getirmiş, özellikle terörle mücadele ve bölgesel istikrarın sağlanmasında kilit bir rol oynamıştır. İsrail ile Fas arasındaki ilişkiler ise İbrahim Anlaşmaları öncesinde de belirli bir seviyede gizli temaslar ve kültürel alışverişlerle mevcuttu. Fas'taki geniş Yahudi diasporası ve ortak güvenlik endişeleri, iki ülkenin yakınlaşmasında önemli bir zemin hazırlamış, anlaşmalar sonrası ise bu ilişkiler savunma sanayii, teknoloji ve istihbarat paylaşımı gibi alanlarda somut işbirliklerine dönüşmüştür.

Batı Sahra Meselesinin Derinliği ve Bölgesel Dinamikler

Batı Sahra, İspanya'nın 1975'te bölgeden çekilmesinin ardından Fas ile Polisario Cephesi arasında uzun süredir devam eden bir egemenlik mücadelesinin konusu olmuştur. Fas, bölgeyi kendi güney eyaletleri olarak görürken, Cezayir destekli Polisario Cephesi, Sahra halkının kendi kaderini tayin hakkını savunarak bağımsız bir devlet kurmayı hedeflemektedir. Birleşmiş Milletler, bölgede bir referandum yapılmasını öngörmüş ancak bu plan Fas'ın itirazları ve taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle hiçbir zaman hayata geçirilememiştir. ABD'nin Fas'ın Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanıması, İspanya'nın ve Avrupa Birliği'nin bir kısım ülkelerinin de bu yönde pozisyon almasına yol açarak, uluslararası hukukun ve kendi kaderini tayin hakkı ilkesinin geleceği hakkında tartışmaları alevlendirmiştir. Bu durum, özellikle Fas'ın komşusu ve bölgesel rakibi Cezayir ile olan gerilimini daha da artırmıştır.

Türkiye'nin Afrika Politikası ve Bölgesel Etkiler

Fas'ın ABD ve İsrail ile yakınlaşması, Türkiye'nin Afrika ve Orta Doğu'daki artan diplomatik ve ekonomik varlığı bağlamında da değerlendirilmelidir. Türkiye, son yıllarda Afrika kıtasında "kazan-kazan" ilkesiyle hareket eden bir dış politika izleyerek birçok ülke ile ilişkilerini geliştirmiştir. Ancak Fas'ın İsrail ile normalleşmesi, Türkiye'nin Filistin davasına olan güçlü desteği göz önüne alındığında, Ankara'nın Rabat ile olan ilişkileri üzerinde dolaylı bir etki yaratabilir. Uzmanlar, bu üçlü ittifakın Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki güç dengelerini yeniden şekillendireceğini ve ABD'nin bölgedeki stratejik çıkarlarını pekiştireceğini belirtmektedir. Özellikle Çin ve Rusya'nın Afrika'daki artan nüfuzu karşısında ABD, Fas gibi istikrarlı müttefikler aracılığıyla kendi etkisini sürdürmeyi hedeflemektedir. Bu durum, Türkiye gibi diğer küresel aktörlerin bölgedeki manevra alanlarını da etkileyebilir.

Sonuç olarak, Fas'ın ABD ve İsrail ile kurduğu bu stratejik ortaklık, Rabat için Batı Sahra meselesinde diplomatik bir zaferin yanı sıra, ekonomik, askeri ve teknolojik alanlarda önemli fırsatlar sunmaktadır. İsrail'den savunma teknolojisi ve istihbarat desteği, ABD'den ise siyasi ve askeri yardımlar, Fas'ın bölgesel gücünü artırma potansiyeli taşımaktadır. Ancak bu yakınlaşma, özellikle Cezayir ile olan gerilimi daha da derinleştirerek Kuzey Afrika'da yeni bir istikrarsızlık kaynağı yaratma riski de barındırmaktadır. Uluslararası hukukun Batı Sahra konusunda geleceği ve kendi kaderini tayin hakkı ilkesinin uygulanabilirliği ise bu yeni jeopolitik denklemde belirsizliğini korumaktadır. Bu süreç, bölgedeki uzun vadeli barış ve istikrar arayışları için hem umut hem de endişe verici sonuçlar doğurabilir.

Etiketler:
#fas#abd#israil#ibrahim-anlasmalari#bati-sahra
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat