Sudan'ın Kordofan del Norte (Kuzey Kordofan) bölgesinin başkenti El-Obeid, son günlerde Hızlı Destek Kuvvetleri (FSR) tarafından yoğun bir kuşatma altında bulunuyor. Şehirde yaşayan yaklaşık 500.000 sivil, Sudan ordusunun kontrolündeki bu stratejik kentte, FSR'nin olası bir topyekûn saldırısı öncesinde büyük bir korku ve panik atmosferi yaşıyor. Sudanlı genç psikolog Halima Mustafa'nın telefonla aktardığı "sürekli bir korku ve panik atmosferi var" ifadesi, bölgedeki insani dramın boyutlarını gözler önüne seriyor. Uluslararası Af Örgütü'nün Sudan sorumlusu Abdullahi Hassan da, FSR'nin El-Obeid'e büyük bir saldırı hazırlığında olduğuna dair raporları doğrulayarak, "Harekete geçmek için zaman tükeniyor" uyarısında bulunuyor. Bu durum, ülkedeki üç yıllık acımasız iktidar mücadelesinin en kritik dönemeçlerinden birini işaret ediyor.
El-Obeid, Sudan'ın batısı ile doğusu arasındaki önemli bir ulaşım ve ticaret merkezi olması nedeniyle çatışan taraflar için kritik bir stratejik öneme sahip. Şehrin düşmesi, FSR'ye Darfur bölgesinden başkent Hartum'a uzanan ikmal yollarını tamamen kontrol etme ve askeri hareket kabiliyetini artırma imkanı tanıyabilir. Bu stratejik konum, aynı zamanda şehirdeki sivil nüfusun hedef haline gelme riskini de artırıyor. Yolların kapanması, gıda, ilaç ve temel insani yardımların şehre ulaşmasını engelliyor, bu da zaten kırılgan olan yaşam koşullarını daha da kötüleştiriyor. Şehirde sıkışıp kalan yarım milyon insan, hem çatışmaların doğrudan tehdidi altında hem de açlık, susuzluk ve salgın hastalıklarla karşı karşıya kalma riski taşıyor.
Bölgedeki durumun ciddiyeti, uluslararası kuruluşları ve insan hakları örgütlerini de alarma geçirmiş durumda. El-Obeid'e yönelik olası bir geniş çaplı saldırının, zaten felaket boyutlarına ulaşan insani krizi daha da derinleştireceği öngörülüyor. Çatışmalar nedeniyle milyonlarca insan yerinden edilmiş, on binlerce kişi hayatını kaybetmiş ve ülkenin sağlık, eğitim gibi temel hizmet altyapısı çökmüş durumda. FSR'nin geçmişteki sivillere yönelik ihlalleri göz önüne alındığında, El-Obeid'e yapılacak bir saldırının yeni savaş suçlarına ve insanlığa karşı suçlara yol açmasından endişe ediliyor. Bu durum, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası aktörlerin acil müdahale çağrılarını yoğunlaştırmasına neden oluyor.
Sudan'daki Çatışmanın Arka Planı ve Kökenleri
Sudan'daki mevcut çatışma, Nisan 2023'te patlak veren ve General Abdülfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile General Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (FSR) arasındaki iktidar mücadelesinin bir sonucudur. Bu iki general, 2021'de sivil bir geçiş hükümetini deviren darbede birlikte hareket etmiş, ancak daha sonra FSR'nin orduya entegrasyonu ve siyasi geçiş süreci konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle birbirlerine düşmüşlerdir. FSR, kökenlerini Darfur'daki Janjaweed milislerine dayandırmakta olup, eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde isyancılara karşı savaşmak üzere kurulmuş ve zamanla büyük bir askeri güç haline gelmiştir. Bu tarihsel bağlam, FSR'nin sivillere yönelik acımasız taktiklerinin ve insan hakları ihlallerinin nedenini açıklayan önemli bir faktördür.
Ülke genelinde üç yılı aşkın süredir devam eden bu "brutal mücadele", Sudan'ı bir iç savaşın eşiğine getirmiş, milyonlarca insanı açlık ve yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakmıştır. Çatışmaların yoğunlaştığı Darfur, Hartum ve Kordofan gibi bölgelerde etnik temizlik iddiaları, yaygın cinsel şiddet ve sivillerin hedef alınması gibi korkunç olaylar yaşanmaktadır. Uluslararası toplumun arabuluculuk çabaları ve ateşkes çağrıları genellikle başarısızlıkla sonuçlanmış, taraflar arasındaki güvensizlik ve uzlaşmazlık derinleşmiştir. Bu durum, Sudan'ın bölgesel istikrar üzerindeki olumsuz etkilerini artırarak, komşu ülkeler Etiyopya, Çad ve Güney Sudan'a mülteci akınlarına neden olmakta, böylece daha geniş bir insani krizi tetiklemektedir.
Uluslararası Tepkiler ve Türkiye'nin Rolü
El-Obeid'deki ve genel olarak Sudan'daki durum, uluslararası arenada büyük endişeyle karşılanmaktadır. Birleşmiş Milletler, çatışan taraflara derhal ateşkes ilan etme, insani yardımların engelsiz geçişine izin verme ve sivillerin korunması için uluslararası hukuka uyma çağrısında bulunmaktadır. Avrupa Birliği ve Afrika Birliği de benzer çağrılar yaparak, Sudan'da kalıcı bir barış ve sivil yönetime geçiş için diplomatik çabalarını sürdürmektedir. Ancak, uluslararası toplumun bu çağrıları, sahadaki fiili durumu değiştirmekte yetersiz kalmakta ve çatışmaların şiddeti artarak devam etmektedir. Özellikle FSR'nin sivillere yönelik saldırıları ve insani yardım koridorlarını engellemesi, uluslararası hukukun açık ihlalleri olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye, Sudan ile tarihi ve kültürel bağları olan bir ülke olarak, çatışmaların başından beri durumu yakından takip etmektedir. Ankara, taraflara itidal çağrısında bulunmuş, diyalog ve barışçıl çözüm yollarının önemini vurgulamıştır. Türkiye, Sudan'a insani yardım ulaştırma çabalarına destek vermiş ve bölgedeki istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Ancak, çatışmanın karmaşıklığı ve bölgesel dinamikler, uluslararası aktörlerin etkin bir rol oynamasını zorlaştırmaktadır. El-Obeid gibi stratejik şehirlerin kuşatılması, Sudan'daki çatışmanın sadece yerel bir sorun olmaktan çıkıp, tüm bölgeyi etkileyen küresel bir insani krize dönüştüğünü bir kez daha göstermektedir. Bu nedenle, uluslararası toplumun daha koordineli ve kararlı adımlar atması, Sudan'daki felaketi durdurmak için hayati önem taşımaktadır.


