🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Şehir

Barselona'nın Efsanevi 'El Camello' Pazarı, 'Petons al cul' Belgeseliyle Yeniden

7 Mayıs 2026, Perşembe
4 dk okuma
Kaynak: Betevé
Barselona'nın Efsanevi 'El Camello' Pazarı, 'Petons al cul' Belgeseliyle Yeniden

Barselona'nın tarihi Gòtic (Gotik) Mahallesi'nde, Portaferrissa Caddesi 17 numarada bir zamanlar kentin karşı-kültür hareketinin kalbi olarak atan efsanevi "El Camello" (Deve) alternatif giyim ve aksesuar pazarının anısını canlandıracak bir belgesel projesi hayata geçirildi. Genç bir film ekibi tarafından bu yıl çekimlerine başlanan ve "Petons al cul" (Kıçına Öpücükler) adını taşıyan bu yapım, Barselona'nın yakın geçmişine ışık tutarak, 2021 yılında COVID-19 krizi nedeniyle kapılarını kapatan bu ikonik mekanın ruhunu yeniden yaşatmayı hedefliyor. Belgesel, pazarın kurucusu ve karizmatik figürü Artur Mijangos'un yaşam öyküsü üzerinden El Camello'nun toplumsal ve kültürel etkilerini mercek altına alıyor.

Belgeselin ana eksenini oluşturan Artur Mijangos, 1975 yılında iki katlı bir galeride El Camello'yu kurmuş ve bu pazarı 2021'deki kapanışına kadar başarıyla yönetmişti. Mijangos, şu anda Castelldefels'te kısıtlı imkanlarla ve sağlık sorunlarıyla mücadele eden, yaklaşık 80 yaşındaki bir figür olarak, geçmişteki başarıları ile bugünkü yalnızlığı arasındaki derin tezatı gözler önüne seriyor. Film yapımcıları Joan Farrés (yönetmen), Víctor Peña ve görüntü yönetmeni Mario Tomillo, Mijangos ile parkta köpek gezdirirken tesadüfen tanışmış ve onun hikayesinden etkilenerek bu belgeseli çekmeye karar vermişler. Yönetmen Joan Farrés, pazarın kapanışının Artur için travmatik olduğunu belirterek, "Şimdi onun hikayesini hatırlama ve bu yerin neyi temsil ettiğini vurgulama zamanı olduğuna inanıyoruz" diyor.

Dokuz dakikalık bir uzunluğa sahip olması beklenen belgesel, Mijangos'un sadece El Camello ile sınırlı kalmayan girişimcilik yolculuğunu da ele alacak. 17 yaşında "Blue Jeans" adlı dükkanını açan ve 70'lerin başlarında Londra'daki hippi ve alternatif dükkanlardan esinlenerek "Mercat de Balmes"i kuran Mijangos, Barselona'nın moda ve karşı-kültür sahnesine önemli katkılar sağlamıştı. Ancak, zamanla uluslararası büyük zincirlerin piyasaya girmesiyle birlikte, onun gibi bağımsız ve niş işletmelerin ayakta kalma mücadelesi zorlaşmış, El Camello da bu değişimin acı bir örneği olarak tarihe karışmıştı. Belgesel, Mijangos'un kişisel hikayesi üzerinden, Barselona'nın ticari ve kültürel dönüşümünü de gözler önüne serecek.

Barselona'nın Karşı-Kültür Mirası ve El Camello

El Camello pazarı, sadece bir alışveriş mekanı olmanın ötesinde, Barselona'nın 1970'ler ve sonrasındaki karşı-kültür hareketlerinin önemli bir simgesiydi. Franco rejiminin sona ermesiyle birlikte İspanya'da yaşanan özgürleşme rüzgarları, Barselona'da da sanatsal ve toplumsal bir patlamaya yol açmıştı. El Camello gibi alternatif pazarlar, punk'tan hippiliğe, gotikten siberpunka kadar çeşitli şehirli kabilelerin ve gençlik hareketlerinin buluşma noktası haline gelmişti. Bu mekanlar, sadece kıyafet ve aksesuar satmakla kalmıyor, aynı zamanda fikirlerin paylaşıldığı, yeni trendlerin doğduğu ve farklı yaşam tarzlarının bir araya geldiği sosyal merkezler olarak işlev görüyordu. El Camello'nun kapanışı, Barselona'nın Gòtic Mahallesi'nde yaşanan geniş çaplı kentsel dönüşüm ve gentrifikasyon sürecinin de bir yansıması olarak değerlendirilebilir; zira bu süreçte birçok özgün ve yerel işletme, yüksek kiralar ve büyük zincirlerin rekabeti karşısında ayakta kalmakta zorlanmıştır.

Belgeselin önemli bir bölümü, pazarın girişini yıllarca süsleyen ve adeta El Camello'nun ruhunu temsil eden devasa dromedary (tek hörgüçlü deve) figürünün izini sürecek. Bu ikonik figür, son olarak üç yıl önce, Francesc Pujols Caddesi'ndeki bir binanın üçüncü katından komşular tarafından bir balkondan indirilirken görülmüştü. Filmin yönetmenleri, bu kayıp sembolün peşine düşerek, hem El Camello'nun fiziksel mirasını hem de Barselona'nın kaybolan bir dönemini yeniden keşfetmeyi amaçlıyor. Bu arayış, belgesele bir macera ve gizem unsuru katarken, aynı zamanda izleyicileri şehrin geçmişine doğru bir yolculuğa çıkaracak. Bu tür belgeseller, bir şehrin hafızasını canlı tutmak, gelecek nesillere aktarmak ve değişimin kaçınılmazlığını gözler önüne sermek açısından büyük bir kültürel değere sahiptir.

Finansman ve Gelecek Planları

Belgesel ekibi, projenin finansmanı için Verkami platformu üzerinden bir kitlesel fonlama (micromecenatge) kampanyası yürüttü. Kampanya sonucunda, hedeflenen 4.000 Euro'nun oldukça üzerinde, 5.700 Euro toplamayı başardılar. Bu başarı, El Camello'nun ve Artur Mijangos'un hikayesine olan ilginin ve bu mirası koruma arzusunun güçlü bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Şu anda post-prodüksiyon aşamasında olan belgeselin, yıl sonuna doğru tamamlanması ve çeşitli film festivallerinde gösterime sunulması planlanıyor. Bu, sadece Barselona için değil, benzer kentsel dönüşüm süreçleri yaşayan diğer şehirler için de önemli bir ders ve ilham kaynağı olabilir. Türkiye'deki büyük şehirlerde de benzer şekilde kaybolan veya dönüşen çarşılar, esnaf kültürleri ve mekanlar göz önüne alındığında, El Camello'nun hikayesi Türk okuyucular için de tanıdık ve düşündürücü bir yankı bulacaktır.

Sonuç olarak, "Petons al cul" belgeseli, Barselona'nın yakın tarihine bir saygı duruşu niteliği taşıyor. El Camello pazarının ve kurucusu Artur Mijangos'un hikayesi üzerinden, karşı-kültür hareketlerinin önemini, bağımsız işletmelerin zorluklarını ve küreselleşmenin şehir yaşamı üzerindeki etkilerini ele alıyor. Belgesel, hem Barselona'nın kültürel mirasını korumaya yönelik önemli bir adım hem de değişim karşısında ayakta kalmaya çalışan bireylerin ve mekanların dokunaklı bir portresi olma potansiyeli taşıyor. Bu tür projeler, şehirlerin ruhunu oluşturan unsurların kaybolmadan belgelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması açısından hayati bir rol oynamaktadır.

Etiketler:
#barcelona#gotik#pazar#belgesel#kultur
Paylaş:
Kaynak: Betevé