Ünlü İtalyan filozof, deneme yazarı ve köşe yazarı Donatella Di Cesare, Roma'daki Sapienza Üniversitesi'nde felsefe dersleri verirken, aynı zamanda aşırı sağa karşı yürüttüğü amansız mücadeleyle de tanınıyor. Di Cesare, son kitabı "Tecnofeixisme. La suspensió tàctica de la política" (Teknofaşizm: Politiğin Taktiksel Askıya Alınması) ile dünya genelinde totaliter yönetim biçimlerinin yükselişini ve halkın gücünün nasıl azaldığını mercek altına alıyor. Bu derinlemesine analizde öne çıkan en çarpıcı tespitlerinden biri ise savaşın günümüz dünyasında artık bir siyaset aracı olmaktan çıkıp, bir yatırım aracına dönüştüğü yönündeki uyarısı: "Savaş artık politikanın bir aracı değil, bir yatırımdır."
1956 Roma doğumlu olan Di Cesare, yıllardır aşırı sağ ideolojilere karşı hem akademik platformlarda hem de medya ve sokaklarda cesurca mücadele ediyor. Faşist ve neo-Nazi gruplardan aldığı tehditler nedeniyle bir dönem polis korumasıyla yaşamak zorunda kalmasına rağmen, düşüncelerini savunmaktan ve kamuoyunu uyarmaktan asla çekinmedi. Bu kararlı duruşu, onu Avrupa'nın en önemli entelektüel figürlerinden biri haline getirirken, faşizmin ve otoriter eğilimlerin modern dünyadaki tezahürlerini anlamak için vazgeçilmez bir ses kılıyor.
Teknofaşizm: Yeni Yüzüyle Otoriterlik
Di Cesare'nin Katalanca (İspanya'nın Katalonya bölgesinde konuşulan dil) olarak yayımlanan ve Coral Romà tarafından çevrilen son eseri Tecnofeixisme, teknolojinin siyaset üzerindeki dönüştürücü etkilerine odaklanıyor. Kitap, dijital çağın getirdiği yeni gözetim mekanizmaları, algoritmik kontrol ve dezenformasyon tekniklerinin, totaliter rejimlerin güçlenmesine nasıl zemin hazırladığını inceliyor. Filozof, bu yeni "teknofasizm" biçiminin, geleneksel siyasi süreçleri ve demokratik katılımı askıya alarak, halkın egemenliğini sessizce erittiğini savunuyor. Bu durum, siyasetin karmaşık sorunları çözme yeteneğini zayıflatırken, teknolojik araçlarla desteklenen yeni bir kontrol çağının kapılarını aralıyor.
Di Cesare'nin savaşın bir yatırım haline geldiği yönündeki tespiti, teknofasizm kavramıyla yakından ilişkili. Günümüzde çatışmaların, sadece jeopolitik hedefler için değil, aynı zamanda savunma sanayii, teknoloji şirketleri ve finansal piyasalar için devasa kârlar sağlayan birer "iş modeli" olarak işlev gördüğünü öne sürüyor. Bu durum, savaşın insani maliyetini göz ardı eden ve barışın sağlanması yerine çatışmaların sürdürülmesinden çıkar sağlayan bir döngü yaratıyor. Küresel silah ticaretinin milyarlarca avroluk hacmi, bu tezin somut bir göstergesi olarak duruyor ve savaşın ekonomik boyutunun ne kadar büyüdüğünü ortaya koyuyor.
Küresel Aşırı Sağ Yükselişi ve Türkiye Bağlantısı
Donatella Di Cesare'nin analizleri, sadece İtalya veya Avrupa ile sınırlı kalmayıp, küresel çapta gözlemlenen aşırı sağın yükselişi ve otoriter eğilimlerle de derin bir bağlantı kuruyor. İspanya'da VOX (aşırı sağcı parti) gibi partilerin güçlenmesi, Fransa'da Marine Le Pen'in etkisi, Almanya'da AfD'nin (Almanya için Alternatif) yükselişi ve diğer Avrupa ülkelerindeki benzer popülist hareketler, Di Cesare'nin "teknofasizm" uyarısının ne kadar güncel olduğunu gösteriyor. Bu partiler, genellikle dijital platformları ustaca kullanarak dezenformasyon yaymakta ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Türkiye de benzer şekilde siyasi kutuplaşma, dijital gözetim tartışmaları ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılarla mücadele eden bir ülke olarak, Di Cesare'nin analizlerinin geçerliliğini hissetmektedir. Bu bağlamda, felsefenin siyasi sorumluluğu ve halkın demokratik haklarını koruma mücadelesi her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır.
Di Cesare'nin eserleri arasında Heidegger y los judíos (Heidegger ve Yahudiler), Tortura (İşkence), Terrorismo. Una guerra civil global (Terörizm: Küresel Bir İç Savaş) ve Marranos gibi kritik öneme sahip çalışmalar da bulunuyor. Bu kitaplar, onun iktidar, şiddet, tarihsel bellek ve kimlik gibi temel felsefi meselelere olan derin ilgisini ortaya koyuyor. Di Cesare, felsefenin sadece soyut düşüncelerle değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal gerçekliklerle yüzleşmesi gerektiğine inanıyor. Bu nedenle, eserleri sadece akademik çevrelerde değil, geniş kamuoyunda da yankı buluyor ve günümüz dünyasının karmaşık sorunlarına ışık tutuyor.
Donatella Di Cesare'nin "teknofasizm" uyarısı ve savaşın dönüştürücü doğasına dair analizleri, modern demokrasilerin karşı karşıya olduğu en büyük meydan okumalardan birini gözler önüne seriyor. Teknolojinin sunduğu imkanların, demokratik süreçleri güçlendirmek yerine, otoriterleşme ve halkın gücünü aşındırma potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor. Bu kritik dönemde, Di Cesare gibi filozofların sesine kulak vermek, eleştirel düşünceyi teşvik etmek ve demokratik kurumları korumak, siyasetin tamamen bir yatırıma dönüştüğü bir dünyada insani değerleri ve toplumsal adaleti savunmanın temel anahtarı olacaktır. Onun uyarıları, geleceğin siyasetini şekillendirecek tartışmalar için sağlam bir zemin sunmaktadır.



