Barselona'nın doğal güzellikleriyle ünlü Collserola (Kollserola) Sıradağları'nda geçtiğimiz hafta çıkan orman yangını, bölgeyi son 32 yılın en büyük felaketiyle yüz yüze bıraktı. 25 Ağustos'ta başlayan ve ancak bu hafta başında tamamen kontrol altına alınabilen yangın, Barselona'nın iki mahallesinde yaşayanların evlerine kapanmasına neden olurken, 35 kişinin de tedbir amaçlı tahliye edilmesine yol açtı. Collserola Doğal Parkı Konsorsiyumu yetkilileri, yangının toplamda 56,9 hektarlık bir alanı kül ettiğini açıkladı. Bu alanın 53 hektarı Barselona sınırları içinde, geri kalan 3 hektarı ise Montcada i Reixac (Montkada i Reşak) belediyesinde yer alıyor. Yangının ardından park yönetimi, gelecekte benzer felaketlerin önüne geçmek amacıyla Barselona'ya komşu bölgelerde ağaç ve çalı kesimi gibi radikal önlemleri değerlendirmeye başladı.
Collserola Doğal Parkı Konsorsiyumu'nun bölgesel eylem hizmetleri başkanı Joan Vilamú, bu yangının 1994 Ağustos'unda Floresta ve Les Planes bölgelerinde 142 hektarın yandığı olaydan bu yana kaydedilen en büyük orman yangını olduğunu belirtti. Vilamú, "1990'lardan bu yana 10, 15, 20 veya 25 hektarlık birkaç yangın yaşadık, ancak bu son olay çok daha büyüktü" sözleriyle durumun ciddiyetini vurguladı. 11.100 hektarlık geniş bir alanı kapsayan ve Barselona ile sekiz farklı belediyeyi birbirine bağlayan Collserola, şehrin "yeşil akciğeri" olarak biliniyor ve biyoçeşitliliğiyle öne çıkıyor. Bu yangın, hem ekolojik denge hem de kentsel yaşam için ciddi bir tehdit oluşturdu.
Collserola'nın Ekolojik Önemi ve Yangın Yönetimi Zorlukları
Collserola Doğal Parkı, Barselona metropol bölgesinin hemen yanı başında yer alması nedeniyle eşsiz bir konuma sahiptir. Şehrin yoğunluğundan kaçmak isteyenler için bir nefes alma alanı sunarken, aynı zamanda zengin bir flora ve faunaya ev sahipliği yapmaktadır. Ancak bu yakınlık, parkın yangın riskini de artırmaktadır. İklim değişikliğinin etkisiyle Akdeniz havzasında artan sıcaklıklar, uzun süreli kuraklıklar ve şiddetli rüzgarlar, orman yangınlarının sıklığını ve yıkıcı gücünü artırmaktadır. Uzmanlar, bu tür yangınların önlenmesinde orman içi yakıt yükünün azaltılmasının kritik önem taşıdığını belirtiyor. Ağaç ve çalı kesimi gibi uygulamalar, yangınların yayılmasını yavaşlatmak ve kontrol altına alınmasını kolaylaştırmak için hayati bir rol oynamaktadır.
İspanya, özellikle de Akdeniz kıyısındaki Katalonya (Catalunya) gibi bölgeler, her yaz orman yangınlarıyla mücadele etmektedir. 2022'de İspanya genelinde 300.000 hektardan fazla ormanlık alan yanmış, bu da son on yılın en kötü rakamlarından biri olmuştur. Bu durum, orman yangınlarının sadece yerel bir sorun olmaktan çıkıp ulusal bir krize dönüştüğünü göstermektedir. Collserola'da yaşanan son yangın, Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) ve park yönetimini, yangın önleme stratejilerini yeniden gözden geçirmeye ve daha agresif önlemler almaya itmiştir. Ağaç ve çalı kesimi, bu stratejilerin başında gelmekle birlikte, ekolojik dengeyi koruma ve doğal yaşam alanlarına minimum müdahale etme çabaları arasında bir denge bulma zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir.
Geleceğe Yönelik Çözümler ve Bölgesel İşbirliği
Collserola'da planlanan ağaç ve çalı kesim çalışmaları, sadece yangın riskini azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda ormanların daha sağlıklı büyümesine de katkıda bulunabilir. Yoğun ve bakımsız ormanlık alanlar, hem yangın riski taşır hem de ağaçların su ve besin kaynakları için rekabet etmesine neden olur. Kontrollü kesimler, orman zeminindeki kuru ot ve dalların temizlenmesini sağlayarak "yakıt" miktarını azaltır ve yangınların başlangıcını ve yayılmasını zorlaştırır. Bu tür önlemler, Türkiye'nin de Akdeniz bölgelerinde (Muğla, Antalya gibi) sıkça karşılaştığı orman yangınlarıyla mücadelede uyguladığı yöntemlere benzerlik göstermektedir. Her iki ülke de iklim değişikliğinin getirdiği zorluklarla yüzleşirken, sürdürülebilir orman yönetimi ve yangınla mücadele stratejilerini geliştirmek için ortak bir zeminde buluşmaktadır.
Collserola'daki bu yangın, Barselona ve çevresindeki belediyeler arasında daha güçlü bir işbirliğinin gerekliliğini de ortaya koymuştur. Parkın farklı belediyelerin sınırları içinde yer alması, yangın yönetimi ve önleme çalışmalarında koordinasyonu zorlaştırabilmektedir. Gelecekte, yangın risk haritalarının güncellenmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve halkın yangın güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi gibi adımlar, bu tür felaketlerin önüne geçmek için kritik olacaktır. Collserola'nın "yeşil akciğer" rolünü sürdürebilmesi ve Barselona sakinlerine hizmet etmeye devam edebilmesi için hem yerel yönetimlerin hem de halkın ortak çabası büyük önem taşımaktadır. Bu radikal önlemler, sadece bir yangın sonrası tepkisi değil, aynı zamanda iklim değişikliğine uyum sağlama ve doğal mirasımızı koruma yönünde atılan stratejik bir adım olarak değerlendirilmelidir.



