🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

ChatGPT'nin Gizli Su Tüketimi: Her Sorgu Yarım Litre Suya Mal Oluyor!

28 Şubat 2026, Cumartesi
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
ChatGPT'nin Gizli Su Tüketimi: Her Sorgu Yarım Litre Suya Mal Oluyor!

Yapay zeka teknolojilerinin hayatımızdaki yeri giderek artarken, bu teknolojilerin çevresel ayak izi de daha fazla mercek altına alınıyor. Son yapılan bir araştırma, popüler yapay zeka sohbet robotu ChatGPT ile yapılan her bir sorgunun, sanıldığından çok daha fazla su tüketimine neden olduğunu ortaya koydu. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OCDE) ve Cornell Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmaya göre, ChatGPT'de yazılan her 100 kelimelik metin veya 10 ila 40 prompt (yönlendirme) içeren her bir sohbet, yaklaşık 0,5 litre tatlı su harcıyor. Bu miktar, bir saat boyunca yanan 14 LED ampulün enerji tüketimine eşdeğer bir çevresel maliyeti temsil ediyor ve dijital dünyanın "gizli" su faturasını gözler önüne seriyor.

Bu çarpıcı bulgular, yapay zeka modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılması için gerekli olan devasa veri merkezlerinin enerji ve su yoğunluğunu bir kez daha gündeme getiriyor. Yapay zeka sistemleri, karmaşık algoritmaları işlemek ve kullanıcılardan gelen talepleri yanıtlamak için sürekli olarak yüksek performanslı sunuculara ihtiyaç duyar. Bu sunucular ise yoğun çalıştıklarında aşırı ısınır ve bu ısınmayı kontrol altında tutmak için gelişmiş soğutma sistemlerine bağımlıdır. İşte bu soğutma sistemleri, özellikle buharlaşmalı soğutma yöntemlerini kullananlarda, önemli miktarda su tüketimine yol açar.

Araştırmacılar, bu su tüketiminin sadece ChatGPT ile sınırlı olmadığını, Google'ın Bard'ı veya Microsoft'un Bing AI'ı gibi diğer büyük dil modelleri için de geçerli olduğunu belirtiyor. Her ne kadar teknoloji şirketleri, veri merkezlerini daha sürdürülebilir hale getirme ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme konusunda adımlar atsa da, yapay zekanın hızla yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan bu "görünmez" su talebi, küresel su kaynakları üzerindeki baskıyı artırma potansiyeli taşıyor. Dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkların yanı sıra, çevresel maliyetlerinin de farkında olmak, geleceğin teknolojilerini daha sorumlu bir şekilde geliştirmek için kritik önem taşıyor.

Yapay Zeka ve Veri Merkezlerinin Artan Çevresel Ayak İzi

Yapay zeka teknolojileri, son yıllarda benzeri görülmemiş bir hızla gelişerek sağlık, finans, eğitim ve iletişim gibi birçok alanda köklü değişikliklere yol açtı. Ancak bu hızlı ilerlemenin, beraberinde ciddi bir çevresel yük getirdiği de aşikar. Yapay zeka modellerinin eğitimi, milyarlarca parametreyi işleyen ve terabaytlarca veriyi analiz eden yüksek güçlü işlemciler gerektirir. Bu işlemciler, veri merkezlerinde toplanmış olup, sürekli olarak çalışırken muazzam miktarda elektrik tüketir ve ısı üretirler. Elektrik tüketimi genellikle fosil yakıtlardan elde edildiğinde karbon emisyonlarına yol açarken, üretilen ısının dağıtılması için kullanılan soğutma sistemleri de ciddi oranda su harcar.

Veri merkezlerinin su ayak izi, genellikle buharlaşmalı soğutma kuleleri aracılığıyla ortaya çıkar. Bu sistemler, sunuculardan gelen sıcak havayı soğutmak için suyu buharlaştırır. Buharlaşan her litre su, veri merkezinin soğutma döngüsünden kaybolur ve yerine yeni su eklenmesi gerekir. OCDE (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ve Cornell Üniversitesi'nin araştırması, bu "gizli" su tüketiminin boyutunu somutlaştırarak, dijital etkileşimlerimizin arkasındaki fiziksel kaynak kullanımını gözler önüne sermektedir. Bu durum, teknoloji devlerinin çevresel sorumluluklarını artırması ve daha sürdürülebilir veri merkezi çözümleri geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Küresel Su Kıtlığı ve Yapay Zekanın Rolü: Türkiye ve İspanya Bağlamı

Su kıtlığı, iklim değişikliği ve artan nüfusla birlikte küresel düzeyde karşı karşıya kalınan en önemli sorunlardan biridir. İspanya, özellikle Katalonya (Catalunya) gibi bölgelerinde, son yıllarda ciddi kuraklıklarla mücadele etmektedir. Barselona (Barcelona) ve çevresinde su kısıtlamaları uygulanmakta, tarım ve endüstriyel kullanımda tasarruf tedbirleri alınmaktadır. Bu bağlamda, yapay zeka gibi yüksek su tüketen teknolojilerin yaygınlaşması, su kaynakları üzerindeki baskıyı daha da artırma potansiyeli taşımaktadır. İspanya'nın Akdeniz iklimi, kuraklık riskini doğal olarak yüksek kılarken, dijitalleşmenin getirdiği ek su talebi, ülkenin su yönetimi stratejilerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır.

Türkiye de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır. Birçok bölgesinde su kaynakları üzerinde artan bir baskı bulunmakta, özellikle yaz aylarında tarımsal sulama ve şehirleşme nedeniyle su sıkıntıları yaşanabilmektedir. Yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımlar ve dijitalleşme çabaları Türkiye'de de hızla artarken, bu teknolojilerin su ve enerji ayak izi konusunda farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır. Gelecekteki projeksiyonlar, Türkiye'nin kişi başına düşen su miktarının daha da azalacağını göstermektedir. Bu nedenle, enerji ve su verimliliği yüksek veri merkezlerinin kurulması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve yapay zeka algoritmalarının daha az kaynak tüketecek şekilde optimize edilmesi, hem Türkiye hem de İspanya gibi ülkeler için stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir.

Bu araştırmanın bulguları, dijitalleşmenin sadece soyut bir kavram olmadığını, somut çevresel etkileri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Yapay zeka gibi dönüştürücü teknolojilerin faydalarını inkar etmek mümkün olmasa da, bu teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması sırasında çevresel sürdürülebilirliğin ön planda tutulması gerekmektedir. Teknoloji şirketlerinin, hükümetlerin ve bireylerin, yapay zekanın "gizli" su ve enerji maliyetleri konusunda daha bilinçli olması, gelecekteki su krizlerini önlemede ve daha yeşil bir dijital gelecek inşa etmede anahtar rol oynayacaktır. Bu, sadece teknolojik ilerlemeyi değil, aynı zamanda gezegenimizin kaynaklarını koruma sorumluluğunu da beraberinde getiren bir denge arayışıdır.

Etiketler:
#yapay-zeka#chatgpt#su-tuketimi#cevre
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat