Katalan yazar, piyanist ve akademisyen Jordi Masó (Granollers, 1967), edebi dünyada yankı uyandıran yeni öykü derlemesi Jo això ja no ho veuré (Bunu Artık Görmeyeceğim) ile gündemde. Ancak Masó'nun adını duyuran sadece distopik temalı eserleri değil; aynı zamanda bir arkadaşının annesinden aldığı ve toplumun yaşlanan nüfusuna yönelik potansiyel bir çözüm olarak ortaya attığı "büyükanne/büyükbaba evlat edinme sistemi" fikri de dikkat çekiyor. Bu yenilikçi düşünce, Barselona (Barcelona) ve genel olarak İspanya'da giderek artan yaşlı yalnızlığı sorununa ışık tutarken, Masó'nun edebi eserlerindeki geleceğe dair kaygılarla da örtüşüyor.
Jordi Masó, Escola Superior de Música de Catalunya (Katalonya Yüksek Müzik Okulu) ve Granollers Konservatuvarı'ndaki profesörlük görevini yazarlıkla başarıyla birleştiriyor. Altmıştan fazla albümle piyanist kimliğiyle de tanınan Masó, yedi öykü derlemesinin yanı sıra, L'hivern a Corfú (Korfu'da Kış, 2020) ve kendisine Premi Llibreter (Kitapçı Ödülü) kazandıran Xacona (2023) adlı romanlarıyla edebiyat dünyasında kendine sağlam bir yer edindi. Yeni kitabı Jo això ja no ho veuré, alışılmadık anlatım teknikleriyle dokuz öyküyü bir araya getiriyor ve okuyucuyu baskıcı veya felaketle sonuçlanan yakın gelecek distopyalarına taşıyor. Yazarın alternatif başlık olarak düşündüğü "Artefactes distòpics" (Distopik Eserler) ifadesi de bu temanın altını çiziyor.
"Büyükanne/Büyükbaba Evlat Edinme" Sistemi Nedir?
Jordi Masó'nun bahsettiği "büyükanne/büyükbaba evlat edinme sistemi" fikri, geleneksel anlamda yasal bir evlat edinmeden ziyade, yaşlıların artan yalnızlığına ve kuşaklararası bağların zayıflamasına sosyal bir çözüm önermektedir. Bu sistem, yalnız yaşayan yaşlıları, onlarla düzenli olarak vakit geçirecek, destek olacak ve onlara arkadaşlık edecek genç bireyler veya ailelerle eşleştirmeyi amaçlar. Amaç, yaşlıların sosyal izolasyonunu azaltmak, onlara bir "aile" hissi vermek ve aynı zamanda genç nesillerin yaşlıların bilgi birikiminden ve deneyimlerinden faydalanmasını sağlamaktır. Bu tür programlar genellikle gönüllülük esasına dayanır ve karşılıklı fayda prensibiyle işler.
İspanya'da ve Avrupa genelinde yaşlı nüfusun artması, bu tür sosyal inisiyatiflerin önemini daha da artırmaktadır. Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği'nde 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfus içindeki payı sürekli yükselmekte ve bu durum, yaşlı bakımı ve sosyal entegrasyon konularında yeni çözümler gerektirmektedir. Türkiye'de de benzer demografik eğilimler gözlenmekte olup, TÜİK verilerine göre yaşlı nüfusun oranı artmakta ve yaşlı yalnızlığı ciddi bir sosyal sorun haline gelmektedir. Özellikle büyük şehirlerde, çekirdek aile yapısının yaygınlaşması ve gençlerin kariyer odaklı yaşam tarzları, yaşlı akrabalarla geçirilen zamanı kısıtlayabilmektedir. Bu bağlamda, "büyükanne/büyükbaba evlat edinme" gibi modeller, yalnızlık çeken yaşlılar için önemli bir destek mekanizması sunabilir.
Toplumsal Bağlam ve Distopik Edebiyatla İlişkisi
Bu tür bir sistemin tartışılması, Masó'nun distopik eserlerinin temelini oluşturan toplumsal kaygılarla derinlemesine bağlantılıdır. Yazarın "baskıcı veya felaketle sonuçlanan yakın gelecek" temalı öyküleri, genellikle günümüzdeki sosyal sorunların (yalnızlık, aile bağlarının zayıflaması, yaşlıların marjinalleşmesi) gelecekte nasıl daha da kötüleşebileceğine dair birer uyarı niteliğindedir. Bir "büyükanne/büyükbaba evlat edinme" sistemi fikri, bu distopik senaryoların bir panzehiri veya tam tersine, aile kurumunun çöküşünün bir sonucu olarak ortaya çıkan yapay bir çözüm olarak görülebilir. Masó'nun edebiyatı, okuyucuyu bu tür sosyal dinamikler üzerine düşünmeye ve günümüzdeki sorunlara yenilikçi çözümler aramaya teşvik ediyor.
Barselona gibi büyük şehirlerde, apartman yaşamının yaygınlaşması ve komşuluk ilişkilerinin zayıflaması, yaşlıların sosyal çevresini daraltmaktadır. Bu durum, özellikle pandemiler gibi kriz dönemlerinde yaşlıların ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir. İspanya'da ve diğer Avrupa ülkelerinde, yaşlıların yalnızlığını gidermeye yönelik çeşitli gönüllülük programları ve kuşaklararası projeler mevcut olsa da, "evlat edinme" metaforu, daha derin ve kalıcı bir bağ kurma potansiyelini ifade etmektedir. Bu, sadece yardım etmek değil, aynı zamanda karşılıklı saygı ve sevgiye dayalı bir ilişki inşa etmek anlamına gelir. Türkiye'de de "Gönül Elçileri" gibi projelerle yaşlılara yönelik sosyal destekler sağlanmaya çalışılsa da, Masó'nun bahsettiği sistem, daha yapısal ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunmaktadır.
Geleceğe Yönelik Etkiler ve Toplumsal Tartışma
Jordi Masó'nun gündeme getirdiği bu fikir, sadece edebi bir eserin ilham kaynağı olmanın ötesinde, toplumun yaşlanan nüfusuyla nasıl başa çıkacağına dair önemli bir tartışmayı tetikleyebilir. Yaşlıların yalnızlığı, sadece kişisel bir trajedi değil, aynı zamanda sağlık sistemleri, sosyal hizmetler ve genel refah üzerinde ciddi etkileri olan bir halk sağlığı sorunudur. Bu nedenle, "büyükanne/büyükbaba evlat edinme" gibi yaratıcı çözümlerin potansiyeli dikkatle incelenmelidir. Bu tür sistemler, yaşlıların yaşam kalitesini artırırken, genç nesillere de empati, sorumluluk ve kuşaklararası dayanışma gibi değerleri aşılayabilir.
Sonuç olarak, Jordi Masó'nun edebi üretkenliği ve distopik vizyonu, günümüz toplumunun karşı karşıya olduğu önemli sorunları gözler önüne seriyor. Bir arkadaşının annesinden aldığı "büyükanne/büyükbaba evlat edinme sistemi" fikri, yazarın eserlerindeki geleceğe dair kaygıları somutlaştıran bir örnek teşkil ediyor. Bu fikir, İspanya ve Türkiye gibi ülkelerde yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte daha da önem kazanan yaşlı yalnızlığı sorununa karşı atılabilecek adımlar üzerine düşünmeye sevk ediyor. Edebiyatın ve sanatın, toplumsal sorunlara dikkat çekme ve potansiyel çözümler üzerine düşünme konusundaki gücünü bir kez daha kanıtlayan bu durum, geleceğin daha insancıl ve dayanışmacı bir toplum inşa etme çabalarında ilham verici olabilir.



