Birinci Dünya Savaşı'nın en şiddetli günlerinde, 1915 yılının Şubat ayında, Katalan entelektüel ve gazeteci Eugeni d'Ors, Barselona'da yayımlanan La Veu de Catalunya gazetesindeki köşesinde dikkat çekici bir makale kaleme aldı. "Xènius" mahlasıyla yazdığı bu yazıda, d'Ors, savaşın yıkımına karşı bir "Tarafsız Ülkeler Birliği" (Ligue des Pays Neutres) kurulması idealini savunuyordu. Bu çağrı, savaşın ortasında Avrupa'da barış ve birleşik bir gelecek arayışının entelektüel bir yansıması olarak tarihe geçti.
Eugeni d'Ors (1881-1954), Barselona doğumlu önemli bir figür olup, özellikle La Veu de Catalunya gazetesindeki "Glosari" adlı köşesiyle tanınıyordu. On beş yıl boyunca her gün yayımlanan bu köşede, felsefi denemelerden sanat eleştirilerine, bilimsel yaygınlaştırma metinlerinden kültürel analizlere kadar geniş bir yelpazede yazılar kaleme almıştır. D'Ors, Katalan entelektüel geleneğinin en parlak temsilcilerinden biri olarak kabul edilir ve retorik ile gazetecilik üzerine dünya çapındaki çalışmalarda özgünlüğü ve kültürel zekasıyla örnek gösterilmiştir. Birinci Dünya Savaşı'nın en yoğun dönemlerinde bile, yazılarını birleşik ve barışçıl bir Avrupa idealine odaklamayı sürdürmüştür.
Birinci Dünya Savaşı'nda İspanya'nın Tarafsızlığı ve D'Ors'un Vizyonu
Birinci Dünya Savaşı başladığında İspanya, Avrupa'nın büyük güçleri arasında yer almasa da, stratejik konumu ve sömürge geçmişi nedeniyle önemli bir ülkeydi. Ancak İspanya, savaş boyunca resmi olarak tarafsız kalmayı tercih etti. Bu tarafsızlık, iç siyasetteki derin bölünmelerden, ordunun zayıflığından ve son sömürgelerini (Küba, Porto Riko, Filipinler) kaybettikten sonra uluslararası arenadaki konumunu yeniden tanımlama arayışından kaynaklanıyordu. Kral XIII. Alfonso liderliğindeki İspanya, hem Müttefik Devletler'e hem de Merkezi Güçler'e karşı denge politikası izleyerek, savaşın yıkıcı etkilerinden uzak durmaya çalıştı.
Ancak bu tarafsızlık, İspanyol toplumu içinde büyük tartışmalara yol açtı. Entelektüeller, siyasetçiler ve halk arasında Müttefik yanlıları (aliadófilos) ve Alman yanlıları (germanófilos) olmak üzere iki ana görüş hakimdi. Eugeni d'Ors gibi bazı aydınlar ise bu kutuplaşmanın ötesine geçerek, savaşın kendisini ve Avrupa'nın geleceğini sorguluyordu. D'Ors'un "Tarafsız Ülkeler Birliği" önerisi, İspanya'nın tarafsızlığını pasif bir duruş olmaktan çıkarıp, aktif bir barış arayışına dönüştürme potansiyeli taşıyan vizyoner bir fikirdi. Bu birlik, savaşan taraflar arasında arabuluculuk yapmayı, insani yardım sağlamayı ve gelecekteki çatışmaları önleyecek mekanizmalar geliştirmeyi hedefleyebilirdi.
Tarafsızlık Fikrinin Tarihsel Kökenleri ve Uluslararası İlişkilere Etkisi
Tarafsızlık fikri, uluslararası ilişkiler tarihinde yeni bir kavram değildi. Özellikle 19. yüzyıldan itibaren İsviçre gibi ülkelerin kalıcı tarafsızlık statüsü kazanması, bu konsepti güçlendirmişti. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın küresel ölçeği ve yıkıcılığı, tarafsızlığın sadece kendi sınırlarını korumakla kalmayıp, daha geniş bir barış misyonu üstlenmesi gerektiği düşüncesini ortaya çıkardı. D'Ors'un önerdiği "Tarafsız Ülkeler Birliği," sadece İspanya'yı değil, Hollanda, İskandinav ülkeleri ve hatta Osmanlı İmparatorluğu gibi savaşın dışında kalmaya çalışan diğer ülkeleri de kapsayabilecek bir yapı hayal ediyordu.
Bu tür bir birliğin temel amacı, savaşın son bulması için diplomatik baskı oluşturmak ve savaş sonrası düzenin şekillenmesinde tarafsız bir ses olmaktı. D'Ors'un yazılarında vurguladığı gibi, bu birlik, Avrupa'nın ortak kültürel ve felsefi mirasını koruyarak, gelecekteki çatışmaları önleyecek bir "Birleşik Avrupa" idealinin tohumlarını atacaktı. Bu vizyon, daha sonra Woodrow Wilson'ın "On Dört İlke"si ve Milletler Cemiyeti'nin kuruluşu gibi girişimlerin de öncüsü niteliğindeydi. Ancak 1915'in gerçekliğinde, savaşan güçlerin uzlaşmaz tutumları ve kendi çıkarlarını ön planda tutmaları nedeniyle, bu tür bir birliğin fiili olarak kurulması ve etkili olması mümkün olmamıştır.
Günümüze Yansımalar ve Türkiye Bağlantısı
Eugeni d'Ors'un 1915'teki "Tarafsız Ülkeler Birliği" çağrısı, günümüz uluslararası ilişkilerinde de yankı bulmaktadır. Bugün de dünya, bölgesel çatışmalar, küresel güç mücadeleleri ve insani krizlerle karşı karşıyadır. Bu bağlamda, tarafsızlık ve arabuluculuk rolü üstlenen ülkelerin önemi giderek artmaktadır. Türkiye, tarihsel olarak Birinci Dünya Savaşı'nda aktif bir taraf olsa da, İkinci Dünya Savaşı'nda başlangıçta tarafsız kalmış ve daha sonra Müttefikler safında yer almıştır. Günümüzde ise Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı gibi küresel çatışmalarda arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışarak, d'Ors'un yüz yıl önceki barış arayışlarına benzer bir misyonu yerine getirme çabasındadır.
D'Ors'un vizyonu, uluslararası işbirliğinin ve barışın sadece savaş sonrası değil, savaşın en şiddetli anlarında bile aranması gerektiğini hatırlatır. Onun "Birleşik Avrupa" hayali, bugünkü Avrupa Birliği'nin temellerini atan düşüncelere benzerlik gösterir. Bu durum, Katalonya'dan yükselen bir entelektüelin, savaşın karanlığında bile insanlığın ortak değerlerine ve barış potansiyeline olan inancını koruduğunu göstermektedir. Tarafsızlık, pasif bir kaçış değil, aktif bir barış inşa etme aracı olarak görüldüğünde, uluslararası istikrarın sağlanmasında kilit bir rol oynayabilir. Eugeni d'Ors'un mirası, bu idealin ne kadar zorlu olsa da, insanlık için vazgeçilmez olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır.



