🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Gündem

Batılı Ülkeler Taliban'a Boyun Eğiyor: Afganistan'da Cinsiyet Ayrımı Normalleşiyor

22 Ağustos 2026, Cumartesi
4 dk okuma
Kaynak: Ara.cat
Batılı Ülkeler Taliban'a Boyun Eğiyor: Afganistan'da Cinsiyet Ayrımı Normalleşiyor

Afganistan'ın başkenti Kâbil'de yaşanan son gelişmeler, Batılı ülkelerin Taliban yönetimine karşı sergilediği tutumu bir kez daha tartışmaya açtı. Kâbil'deki Khyber Oteli'nin girişinde bir güvenlik görevlisinin, Almanya'dan sınır dışı edilen Afganlardan birinin kız kardeşine yönelttiği "Kardeşinin adı ne?" sorusu, ülkedeki katı cinsiyet ayrımcılığının ve bunun uluslararası alandaki yansımalarının çarpıcı bir örneğini teşkil ediyor. Bu olay, Batılı ülkelerin, Taliban'ın insan hakları ihlallerine rağmen rejimle "angajman" adı altında yürüttüğü politikaların ne denli tartışmalı olduğunu gözler önüne seriyor.

Söz konusu olay, 28 Temmuz'da Almanya'dan sınır dışı edilen yaklaşık otuz Afgan'dan birinin hikayesiyle bağlantılı. Almanya hükümeti başlangıçta, sınır dışı edilen tüm Afganların ciddi suçlar işlediğini iddia etmişti. Ancak daha sonra Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, bu kişilerden birinin hiçbir zaman yargılanmadığını, tek "suçunun" yasal belgelerinin olmaması olduğunu itiraf etti. Bu durum, Avrupa ülkelerinin, Taliban'ın kontrolündeki Afganistan'a geri gönderme politikalarının ardındaki etik ve insani endişeleri derinleştirdi. Zira uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan "geri göndermeme" (non-refoulement) ilkesi, bir kişinin işkence veya zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz kalma riski taşıdığı bir ülkeye iade edilmemesini öngörür.

Taliban'ın 2021 Ağustos'unda Afganistan'da yeniden iktidara gelmesiyle birlikte, özellikle kadınların ve kız çocuklarının hakları konusunda ciddi bir gerileme yaşandı. Kadınların eğitim alması, çalışması, erkek bir vasi (mahram) olmaksızın seyahat etmesi ve hatta kamusal alanda görünmesi yasaklandı. Ülke genelinde "erkekler ve kadınlar için ayrı ofisler" gibi uygulamaların yaygınlaşması, cinsiyet ayrımcılığının kurumsallaştığının ve normalleştiğinin açık bir göstergesi. Bu tür uygulamalar, Afgan toplumunda derin yaralar açarken, Batılı ülkelerin bu durumu kabullenir bir tutum sergilemesi, insan hakları savunucuları tarafından büyük tepkiyle karşılanıyor.

Taliban'ın İnsan Hakları Karnesi ve Uluslararası Tepkiler

Taliban'ın insan hakları karnesi, uluslararası toplum tarafından sürekli olarak kınanmasına rağmen, birçok Batılı ülke çeşitli nedenlerle rejimle temas halinde kalmaya devam ediyor. Bu nedenler arasında, ülkedeki insani krizin önlenmesi, terörle mücadele işbirliği ve daha büyük bir göçmen akınının önüne geçme isteği bulunuyor. Ancak bu angajman, çoğu zaman Taliban'ın baskıcı politikalarını meşrulaştırdığı ve uluslararası normları göz ardı ettiği eleştirilerine yol açıyor. Örneğin, Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri (Amnesty International, Human Rights Watch gibi), Taliban'ın kadınlara yönelik ayrımcı politikalarını "cinsiyet ayrımcılığı" olarak tanımlayarak, bunun uluslararası hukukun ciddi bir ihlali olduğunu vurguluyor.

Afganistan'daki durumun tarihsel bağlamına bakıldığında, Taliban'ın ilk yönetimi (1996-2001) sırasında da benzer insan hakları ihlalleri yaşanmıştı. 11 Eylül saldırılarının ardından ABD liderliğindeki uluslararası müdahale ile devrilen Taliban, 20 yıl sonra yeniden iktidarı ele geçirdiğinde, "daha ılımlı" olacağına dair vaatlerde bulunmuştu. Ancak kısa sürede bu vaatlerin boş olduğu anlaşıldı ve kadınların, azınlıkların ve muhaliflerin hakları hızla kısıtlandı. Bu durum, Batılı ülkelerin, geçmiş deneyimlerden ders çıkarıp çıkarmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Uluslararası toplumun, özellikle kadın hakları konusunda, Taliban'a karşı daha kararlı ve tutarlı bir duruş sergilemesi gerektiği yönündeki çağrılar giderek artıyor.

Türkiye'nin Afganistan İlişkileri ve Göçmen Politikaları

Türkiye, Afganistan ile tarihsel ve kültürel bağları olan bir ülke olarak, bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Afganistan'dan gelen göçmenler için önemli bir geçiş ve hedef ülke konumunda olan Türkiye, bu insani krizden doğrudan etkilenmektedir. Türkiye, bir yandan Afganistan'a insani yardımlar sağlamaya devam ederken, diğer yandan da düzensiz göçle mücadele etmektedir. Ancak, Batılı ülkelerin Afganistan'a yönelik sınır dışı etme politikaları ve Taliban ile olan angajmanları, Türkiye'nin de göç yükünü artırma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye'nin, Afganistan'daki insan hakları ihlallerine karşı uluslararası platformlarda daha güçlü bir ses çıkarması ve insani yardımların yanı sıra, insan hakları temelli politikaların geliştirilmesine katkı sağlaması büyük önem arz etmektedir.

Sonuç olarak, Batılı ülkelerin Taliban yönetimiyle "angajman" adı altında yürüttüğü politikalar, kısa vadeli çıkarlar ile uzun vadeli insan hakları prensipleri arasında gidip gelen karmaşık bir dengeyi temsil ediyor. Kâbil'deki ayrı ofisler ve Almanya'dan yapılan sınır dışı etmeler gibi olaylar, bu dengeleme çabasının insani maliyetini ve etik boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. Eğer uluslararası toplum, Taliban'ın cinsiyet ayrımcılığı ve diğer insan hakları ihlallerini dolaylı yollardan meşrulaştırmaya devam ederse, bu durum sadece Afgan halkı için değil, aynı zamanda evrensel insan hakları değerleri için de ciddi sonuçlar doğuracaktır. Batı'nın, Taliban'a karşı daha tutarlı, prensipli ve insan haklarına dayalı bir politika izlemesi, hem Afganistan'ın geleceği hem de uluslararası hukukun itibarı açısından hayati önem taşımaktadır.

Etiketler:
#afganistan#taliban#insan-haklar#kadn-haklar#snr-d
Paylaş:
Kaynak: Ara.cat