İşgal altındaki Batı Şeria'da, İsrailli yerleşimciler Pazar sabahı erken saatlerde Filistin köylerine yönelik geniş çaplı saldırılar düzenledi. Bu saldırılarda çok sayıda ev ve araç ateşe verilirken, en az on iki Filistinli sivil darp edilerek veya taşlanarak yaralandı. Olaylar, Cumartesi günü 18 yaşındaki bir yerleşimci gencin aracının Filistinli bir araçla çarpışması sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Ramallah, Nablus ve Cenin (Jenín) şehirleri yakınlarında gerçekleşti. Yetkililer, olayın basit bir kaza mı yoksa terör eylemi mi olduğunu araştırırken, yerleşimciler kendi adaletlerini uygulama yoluna gitti.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre, yerleşimci gruplar organize bir şekilde köylere girerek, araçları ateşe verdi, evlere saldırdı ve bölge sakinlerine şiddet uyguladı. Yaralanan Filistinliler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtilirken, bazı yaralıların hastaneye kaldırıldığı bilgisi verildi. Bu tür intikam saldırıları, Batı Şeria'da uzun süredir devam eden İsrail-Filistin çatışmasının en gerilimli ve yıkıcı yönlerinden birini oluşturuyor ve bölgedeki şiddet sarmalını derinleştiriyor.
Saldırıların tetikleyicisi olan 18 yaşındaki İsrailli yerleşimci gencin ölümüyle ilgili soruşturma devam ederken, İsrail güvenlik güçleri olayın terör saldırısı olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Ancak, soruşturmanın sonuçları beklenmeden yerleşimcilerin bu denli büyük çaplı bir şiddet eylemine girişmesi, bölgedeki gerilimi tırmandıran önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Filistinli yetkililer, İsrail hükümetini ve güvenlik güçlerini yerleşimci şiddetine karşı yeterli önlem almamakla ve hatta bazı durumlarda bu tür eylemleri göz yummakla suçluyor.
Batı Şeria'daki Gerilimin Arka Planı
Batı Şeria, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail işgali altında bulunuyor ve uluslararası hukuka göre İsrail yerleşimleri yasa dışı kabul ediliyor. Ancak, İsrail bu yerleşimleri genişletmeye devam ediyor ve bu durum, Filistinlilerin kendi devletlerini kurma umutlarını zayıflatıyor. Bölgedeki yaklaşık 500.000 İsrailli yerleşimci, 3 milyona yakın Filistinli ile iç içe yaşıyor ve bu durum, toprak, su ve kaynaklar üzerindeki anlaşmazlıkları körüklüyor. Yerleşimci şiddeti, özellikle son yıllarda artış göstererek, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sıkça kınanıyor.
Geçtiğimiz yıl, Batı Şeria'da hem İsrail ordusu operasyonları hem de yerleşimci saldırıları nedeniyle şiddet olaylarında önemli bir artış yaşandı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırıların sayısı rekor seviyelere ulaştı. Bu saldırılar genellikle Filistinlilerin zeytin ağaçlarının kesilmesi, tarım arazilerinin tahrip edilmesi, evlere ve mülklere zarar verilmesi, fiziksel saldırılar ve hatta ölümle sonuçlanan olaylar şeklinde tezahür ediyor. İsrail güvenlik güçlerinin bu olaylara müdahalesindeki yetersizlik veya taraflı tutumu, Filistinliler arasında derin bir güvensizlik yaratıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Çözüm Arayışları
Batı Şeria'daki bu son şiddet olayları, uluslararası toplumdan geniş çaplı kınamalarla karşılandı. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve birçok ülke, taraflara itidal çağrısı yaparak, şiddetin durdurulması ve gerilimin azaltılması gerektiğini vurguladı. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke, Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesinin ve yerleşimci şiddetinin iki devletli çözüm vizyonunu baltaladığını ve bölgedeki barış çabalarını sekteye uğrattığını defalarca dile getirdi.
İspanya gibi ülkeler de, İsrail-Filistin çatışmasına kalıcı bir çözüm bulunması için uluslararası hukuka uygun, adil ve kapsamlı bir barışın tesis edilmesi gerektiğini savunuyor. Barselona (Barcelona) ve diğer İspanyol şehirlerinde zaman zaman Filistin halkına destek gösterileri düzenlenmekte ve işgalin sona ermesi çağrıları yapılmaktadır. Bu tür şiddet olayları, bölgede zaten kırılgan olan güvenlik durumunu daha da kötüleştiriyor ve barış görüşmelerinin yeniden başlaması için gerekli güven ortamının oluşmasını engelliyor. Uzmanlar, yerleşimci şiddetinin cezasız kalmasının, şiddet döngüsünü beslediği ve radikalleşmeyi artırdığı konusunda uyarıyor.



