İspanya'nın gözde şehirlerinden Barselona'nın Baró de Viver mahallesinde, Passeig de Santa Coloma üzerindeki konut blokları, yıllardır süregelen yapısal sorunlar nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Halk arasında "Gran Saló" olarak bilinen bu binalar, çatlaklar, mantar oluşumları ve dökülen cepheleriyle bölge sakinlerine büyük korku yaşatıyor. Şehrin en düşük kişi başına düşen gelir seviyesine sahip beşinci mahallesi olan Baró de Viver'deki bu durum, yoksullukla mücadele eden bölge halkını hem can güvenliği hem de ekonomik açıdan çaresiz bırakmış durumda.
Yaklaşık otuz beş yıl önce, o dönemde yaygın olan alüminozis (betonun bozulması) nedeniyle evlerinden tahliye edilen aileler için Barselona Belediyesi Konut İdaresi (Patronat Municipal de l'Habitatge) tarafından inşa edilen bu daireler, aslında bir çözüm vaat ediyordu. Ancak aradan geçen yıllar içinde, kalitesiz malzeme ve yetersiz denetimden kaynaklandığı iddia edilen yapısal kusurlar, yeni mülk sahiplerine "çok daha fazla sorun" getirdi. Passeig de Santa Coloma 106 numaralı apartman topluluğunun sekreteri Mercedes Cervantes, binaların başlangıçtaki amacının aksine, şimdi büyük bir endişe kaynağı haline geldiğini dile getiriyor.
Apartman topluluğu başkanı Ramon González, yaklaşık beş yıl önce fark etmeye başladığı çatlakların giderek büyüdüğünü ve çeşitlendiğini belirtiyor. Binaların hem dış cephesinde hem de dairelerin iç kısımlarında boylu boyunca uzanan, hatta bir elin sığabileceği genişlikte çatlaklar, yapıların taşıyıcı sistemindeki ciddi zayıflıklara işaret ediyor. Sakinler, cephelerdeki dökülmelerin "çok kalitesiz" çimentodan kaynaklandığını ve sadece parmakla dokunulduğunda bile ufalandığını gözlemlediklerini ifade ediyor. Bu durum, komşuların "binanın bir parçasının başlarına düşeceği" korkusuyla yaşamasına neden oluyor; Maria Pilar Ollabarre adında bir sakin, "Çok korkuyoruz, çatlaklar her geçen gün daha da açılıyor," diyerek endişelerini dile getiriyor.
Apartman sakinleri, birkaç hafta önce bağımsız bir mimarlık ekibinden durum tespiti talep etti. Ekibin hızlıca verdiği rapor, bu blokların Yapı Teknik Muayenesi'nden (ITE - Inspección Técnica de Edificios) geçemeyeceğini ortaya koydu. Bu durum, Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) tarafından kesilebilecek yüksek para cezalarıyla karşılaşma riskini doğurdu. Ramon, "Mahallede çok fazla işsizlik, çok fazla ihtiyaç var... Bunu ödeyebilir miyiz bilmiyoruz," sözleriyle, düşük gelirli Baró de Viver sakinlerinin bu mali yükün altından kalkamayacaklarından duyduğu endişeyi dile getiriyor.
Barselona'nın Sosyal Konut Sorunu ve Tarihsel Bağlamı
Barselona'daki bu yapısal sorunlar, İspanya'nın ve özellikle Katalonya'nın (Catalunya) sosyal konut politikalarının ve geçmişteki inşaat pratiklerinin bir yansımasıdır. 1970'ler ve 80'lerde, hızla artan nüfus ve kentsel göçün beraberinde getirdiği konut ihtiyacını karşılamak amacıyla hızlı ve ekonomik inşaat yöntemlerine başvurulmuştur. Bu dönemde kullanılan bazı malzemeler, özellikle alüminozis gibi sorunlara yol açan kalitesiz beton, zamanla yapısal bütünlüğü tehdit etmeye başlamıştır. Alüminozis, çimentonun içindeki kalsiyum alüminatların zamanla bozularak betonun mukavemetini kaybetmesine neden olan kimyasal bir reaksiyondur. Bu tür sorunlar, İspanya genelinde, özellikle de sosyal konut projelerinde sıkça karşılaşılan bir problem olmuştur.
Baró de Viver gibi düşük gelirli mahallelerdeki konutların durumu, Barselona'nın sosyo-ekonomik eşitsizliklerini de gözler önüne seriyor. Şehrin merkezindeki tarihi binaların restorasyonu için ayrılan fonların, bu tür dış mahallelerdeki acil ihtiyaçlara ulaşmaması, yönetimlerin önceliklendirme stratejileri hakkında soru işaretleri yaratıyor. Uzmanlar, sosyal konut projelerinde başlangıç maliyetini düşürmek adına kaliteden ödün verilmesinin, uzun vadede çok daha büyük maliyetlere ve sosyal sorunlara yol açtığını belirtiyor. Bu durum, hem can güvenliği riskleri yaratıyor hem de sakinlerin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.
Yönetim İlgisizliği ve Türkiye ile Benzerlikler
Mevcut yasalara göre, binalar on yıldan daha uzun süre önce satıldığı için inşaat şirketi olan Patronat Municipal de l'Habitatge'nin yapısal hasarlardan sorumlu tutulması mümkün değil. Bu durumda, sakinlerin tek umudu, binaların rehabilitasyonu için belediyeden yardım talep etmek. Ancak sakinler, bu kapının da yüzlerine kapandığını belirtiyorlar. Mercedes Cervantes, "Bize şehir merkezindeki eski daireler için sübvansiyonlar olduğunu, ancak bizim için olmadığını söylediler. Yönetim tarafından hor görüldüğümüzü hissediyoruz," diyerek yaşadıkları hayal kırıklığını ifade ediyor.
Barselona'daki bu durum, Türkiye'deki "kentsel dönüşüm" süreçleri ve eski, riskli yapı stokunun yarattığı sorunlarla önemli benzerlikler taşıyor. Türkiye'de de özellikle deprem riski yüksek bölgelerde, eski ve mühendislik standartlarına uygun olmayan binalar büyük bir tehdit oluşturuyor. Kentsel dönüşüm projeleri, bir yandan riskli yapıları ortadan kaldırmayı hedeflerken, diğer yandan düşük gelirli kesimlerin yeni konutlara erişiminde veya mevcut yaşam alanlarını korumasında zorluklar yaratabiliyor. Tıpkı Baró de Viver'deki gibi, Türkiye'de de bazı durumlarda, yönetimlerin veya müteahhitlerin sorumluluklarını yerine getirmemesi, vatandaşların mağduriyetine yol açabiliyor. Yapı denetim sistemlerinin etkinliği, malzeme kalitesi ve sosyal konut projelerinin sürdürülebilirliği, her iki ülkede de üzerinde durulması gereken kritik konular olarak öne çıkıyor.
Mahallede, eylemleri koordine edecek bir komşuluk derneğinin bulunmaması ve kolektif eylemin çoğu sakin için çözümden çok baş ağrısı olarak görülmesi, Mercedes ve Ramon gibi liderlerin kendilerini "kaybolmuş, yalnız, cevapsız ve nereye gideceklerini bilmez halde" hissetmelerine neden oluyor. Bu karmaşık durum, sadece Baró de Viver'deki sakinlerin değil, benzer sorunlarla boğuşan tüm yoksul mahallelerin karşılaştığı idari ve sosyal zorlukları gözler önüne seriyor. Barselona Belediyesi'nin bu acil duruma kapsamlı ve adil bir çözüm bulması, hem can güvenliğini sağlamak hem de kentsel eşitsizlikleri azaltmak adına büyük önem taşıyor.



