İspanya'nın Barselona şehrinin hareketli Eixample (Eşanple) bölgesinde yaşayan Joel García, üç yılı aşkın süredir evinin altında bulunan bir süpermarketten kaynaklanan sürekli gürültü kirliliğiyle mücadele ediyor. 45 yaşındaki etkinlik prodüksiyoncusu García, Provença Caddesi üzerindeki Bonpreu süpermarketinin operasyonlarından yayılan seslerin yaşam kalitesini derinden etkilediğini belirtiyor. Sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar devam eden bu kesintisiz gürültü, sadece desibel seviyesiyle değil, aynı zamanda kronikleşen yapısıyla da dikkat çekiyor ve birçok şehir sakininin karşılaştığı benzer sorunlara ışık tutuyor.
Joel García, yaşadığı durumu "evin altında sürekli bir taşınma hali" olarak tanımlıyor ve bu durumun her gün tekrarlandığını vurguluyor. Gürültünün sabah altıda başladığını, hatta bazen gece yarısına kadar sürdüğünü ifade eden García, özellikle sabah sekizden itibaren seslerin dayanılmaz bir hal aldığını dile getiriyor. Süpermarketin ürün ikmali, soğuk hava depoları, makinelerin çalışması ve özellikle kaldırımda yapılan yükleme-boşaltma işlemleri sırasında arabaların çıkardığı "tak, tak, tak" sesi, García'nın ifadesiyle "bir hayvan sürüsü geçiyormuş" hissi yaratıyor. Bu kesintisiz ses bombardımanı, evinde huzur bulmasını engelliyor ve günlük yaşamını altüst ediyor.
Gürültünün sürekliliği, yoğunluğu kadar rahatsız edici bir faktör. García, sesin her zaman çok yüksek olmasa da, "Sürekli olması onu bir Malezya damlası gibi yapıyor" benzetmesiyle durumun psikolojik etkisini özetliyor. Bu durum, komşularını da etkilemiş durumda. Joel'in bir üst katında yaşayan yaşlı bir çift, gürültüden rahatsız olarak ikinci konutlarına taşınmak zorunda kalmış. Bu örnek, gürültü kirliliğinin sadece fiziksel rahatsızlık yaratmakla kalmayıp, insanların yaşam alanlarını terk etmelerine bile yol açabildiğini gösteriyor.
Joel, bu dayanılmaz durumla başa çıkmak için kulak tıkacı ve gürültü önleyici kulaklıklar kullanmak zorunda kalıyor. Ancak, "Buna rağmen ses tamamen kaybolmuyor. Kendi evinde her zaman bu şekilde yaşayamazsın" diyerek çaresizliğini dile getiriyor. Özellikle yaz aylarında pencerelerin açık kalması gerektiğinde gürültünün daha da arttığını belirten García, işi gereği gece geç saatlerde eve geldiğinde erken saatlerde başlayan gürültü nedeniyle yeterince uyuyamadığını ve bunun sağlığını olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Kent Yaşamının Gürültü Sorunu ve Yasal Boşluklar
García'nın yaşadığı sorun, modern kent yaşamının giderek artan bir problemi olan gürültü kirliliğinin sadece Barselona'ya özgü olmadığını gösteriyor. İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü'nün (INE) 2022 Yaşam Koşulları Anketi'ne göre, İspanya nüfusunun yaklaşık %20'si evlerinde gürültüden rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. Avrupa genelinde ise durum daha da vahim; Avrupa Çevre Ajansı, her beş Avrupalıdan birinin zararlı düzeyde gürültüye maruz kaldığı konusunda uyarıyor. Bu veriler, gürültü kirliliğinin halk sağlığı ve yaşam kalitesi üzerindeki ciddi etkilerini gözler önüne seriyor. Türkiye'de de özellikle büyük şehirlerde, yoğun yapılaşma ve zemin katlardaki ticari işletmelerin konutlarla iç içe olması nedeniyle benzer gürültü şikayetleri sıkça yaşanmaktadır. Restoranlar, kafeler, marketler ve imalathanelerden kaynaklanan sesler, Türk şehirlerinde de vatandaşların huzurunu kaçıran önemli bir sorun teşkil etmektedir.
Hukuki açıdan bakıldığında, Joel García'nın durumu Katalonya (Catalunya) bölgesindeki yasal düzenlemelerin yetersizliğini ortaya koyuyor. Akustik kirlilik konusunda uzman avukat Lluís Gallardo, "Katalonya'da gürültü yasal sınırı aşmıyorsa, sürekli olsa bile durumunuz çok zor" açıklamasını yapıyor. Gallardo, İspanya'nın diğer bölgelerinde gürültünün etkisi desibel seviyesinin ötesinde değerlendirilebilirken, Katalan çerçevesinde "önemli olan eşiğin aşılmasıdır; aksi takdirde, rahatsız edici olsa bile harekete geçmek zordur" diyerek mevcut düzenlemenin "komşuların dinlenmesi konusunda özellikle koruyucu olmadığını" belirtiyor. Bu durum, yasal boşlukların ve mevzuatın modern yaşamın getirdiği yeni sorunlara uyum sağlamakta zorlandığının bir göstergesi.
Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) yetkilileri, Joel García'nın şikayetinden haberdar olduklarını ve 10 Nisan'da evde ses ölçümleri (sonometría) yaparak durumu incelemeye başladıklarını belirtiyor. Sonuçların değerlendirme aşamasında olduğunu ifade eden yetkililer, Çevre Yönetmeliği'ne aykırı bir durum tespit edilmesi halinde disiplin soruşturması başlatılacağını dile getiriyor. Şehirlerde konut ve ticari alanların iç içe olduğu bölgelerde gündüz 60, gece 50 desibel maksimum gürültü limitleri belirlenmiş durumda. Ancak, avukat Gallardo'nun da belirttiği gibi, "Sınırların aşıldığını kanıtlayan bir ses ölçüm testi yoksa, hiçbir şey yapılamaz." Bu durum, vatandaşların hak arama süreçlerini oldukça zorlaştırıyor.
Gürültüye Karşı Mücadele ve Toplumsal Yankıları
Joel García'nın sorunu, sadece kişisel bir rahatsızlıktan öte, kentlerdeki yaşam kalitesini etkileyen daha geniş bir problemi temsil ediyor. García, yaşadığı durumu kayıt altına almak için 8 Ocak 2024'te Instagram'da bir video yayınladı. Süpermarket çalışanlarının ürünleri kamyondan indirip mağazaya taşıdığı anları gösteren bu video, kısa sürede viral oldu. On binlerce beğeni alan ve yaklaşık bir milyon kez izlenen video, benzer durumları yaşayan pek çok kişinin yorumlarıyla desteklendi. Bu durum, sosyal medyanın bu tür toplumsal sorunların görünürlüğünü artırma ve kamuoyu oluşturma gücünü bir kez daha ortaya koydu.
İspanya'nın farklı bölgelerinde de benzer vakalar yaşanıyor. Endülüs Halk Savunucusu (Defensor del Pueblo Andaluz), yakın zamanda bir komşunun sabah erken saatlerde yapılan sürekli yükleme-boşaltma gürültüsü şikayeti üzerine idareyi harekete geçmeye çağırdı. Madrid'in Embajadores (Elçiler) semtinde yaşayan 57 yaşındaki Mar Bustillo da, dairesinin karşısında açılan bir süpermarketin yükleme-boşaltma işlemleri sırasında "korkunç bir gürültü" yarattığını ve binasının titrediğini belirtiyor. Madrid'deki yetkililerle yaptığı şikayetlerden sonuç alamayan Bustillo, "Bu her gün, yılın 365 günü yaşanıyor" diyerek çaresizliğini dile getiriyor. Bu örnekler, gürültü kirliliği sorununun İspanya genelinde yaygın olduğunu ve yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığını gösteriyor.
Joel García, 2023'ten bu yana birçok resmi şikayette bulunmuş olmasına rağmen, sürecin son derece sinir bozucu olduğunu belirtiyor. Dosyaların önceden haber verilmeden kapatılması, yetkililerle iletişim kurmada yaşanan zorluklar ve kurumlar arasında çelişkili yanıtlar alması, García'nın "duvara karşı savaşmak gibi" hissetmesine neden olmuş. Hatta bir belediye teknisyeninin kendisine "Belediyenin sizin için hiçbir şey yapmayı hak etmediğini" söylemesi, yaşadığı hayal kırıklığını daha da artırmış.
Gürültü kirliliği, sadece fiziksel bir rahatsızlık olmanın ötesinde, bireylerin ruh sağlığını, uyku düzenini ve genel yaşam kalitesini derinden etkileyen ciddi bir çevresel sorundur. Joel García'nın durumu, kentlerde ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesi ile vatandaşların huzur ve dinlenme hakkı arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getiriyor. Süpermarket zinciri Bonpreu, konuyla ilgili olarak "durumun farkında olduklarını" ve komşunun şikayetlerini "birçok kez ele aldıklarını" belirtiyor. Hatta şirketin dış ilişkiler sorumlusu, Joel'e evinde özel bir ses ölçümü yapmayı teklif etmiş. Ancak bu teklif, belediyenin resmi ölçüm sonuçları beklenirken, sorunun çözümüne yönelik gerçek bir adım olup olmadığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Bu tür vakalar, şehir planlaması ve yerleşim bölgelerindeki ticari işletmelerin ruhsatlandırma süreçlerinde gürültü kirliliğinin potansiyel etkilerinin daha ciddiye alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Yasal düzenlemelerin sadece desibel sınırlarına odaklanmak yerine, gürültünün sürekliliği, karakteri ve insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, Joel García gibi birçok şehir sakini, kendi evlerinde "delirme noktasına geldiğini" hissederek, kent yaşamının getirdiği bu modern kabusla tek başına mücadele etmek zorunda kalmaya devam edecektir. Bu durum, yerel yönetimlere ve yasa yapıcılara, vatandaşların temel yaşam haklarını koruma konusunda daha proaktif ve kapsamlı çözümler üretme sorumluluğu yüklüyor.

