İspanya Ulusal Polisi (Policía Nacional), Barselona ve çevresinde faaliyet gösteren ve yasa dışı yollarla ülkede bulunan 21 çoklu suçluyu (multireincidents) sınır dışı etti. Bu şahısların, mal varlığına karşı işlenen hırsızlık, gasp gibi suçlar başta olmak üzere, kamu sağlığına yönelik suçlar, yasa dışı alıkoyma ve cinayete teşebbüs gibi toplamda 170'ten fazla sabıka kaydı bulunuyordu. Operasyon, Barselona'nın güvenlik sorunlarına karşı yürütülen kapsamlı mücadelenin bir parçası olarak, İspanyol göçmenlik yasaları çerçevesinde gerçekleştirildi.
Sınır dışı edilen bu suçluların profili oldukça dikkat çekiciydi. Polis kayıtlarına göre, bu kişilerden yedisinin aile içi şiddet geçmişi bulunurken, birinin cinsel saldırı suçundan sabıkası olduğu belirtildi. Bu tür ağır suç kayıtları, Barselona'nın metropol alanında ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduklarını ortaya koyuyordu. Sınır dışı etme kararlarının alınmasında, bu şahısların düzensiz göçmen statüsünde olmalarının yanı sıra, işledikleri suçların ciddiyeti ve tekrar eden doğası kilit rol oynadı.
Bu operasyon, Katalonya Bölgesel Polisi (Mossos d'Esquadra) tarafından çoklu suç tekrarına karşı başlatılan "Plan Kanpai" kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarla da bağlantılıydı. Nisan 2024'te (kaynakta 2025 yazsa da, güncel olaylar göz önüne alındığında 2024 daha olasıdır) başlayan Plan Kanpai, Barselona'daki suç oranlarını düşürmeyi ve özellikle tekrar eden suçluları hedef almayı amaçlıyor. Planın başlangıcından bu yana, Barselona'da faaliyet gösteren 35 yüksek riskli suçlunun daha İspanya'dan sınır dışı edildiği bildirildi. Bu tür koordineli çabalar, şehirdeki güvenlik algısını güçlendirmeyi ve suçla mücadelede kararlılığı göstermeyi hedefliyor.
Sınır dışı etme süreci oldukça karmaşık ve çok aşamalıydı. Ulusal Polis, bu kişilerin sınır dışı edilmesi için Göçmenlik ve Sınır Komiserliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla Göçmenlik Yasası'nı (Ley de Extranjería) uyguladı. Bu kapsamda, ilgili valiliklerden veya yargı makamlarından gerekli sınır dışı kararnameleri ve emirleri almak için kapsamlı bir ön çalışma yapıldı. Ayrıca, bu kişilerin aleyhine dava açılmış tüm mahkemelerden izin alınması ve kendi konsoloslukları aracılığıyla kişisel belgelerinin temin edilmesi gerekti. Bu bürokratik süreçler, operasyonun hukuki zeminde sağlam bir şekilde ilerlemesini sağladı.
Bazı şahıslar, Barselona'daki Zona Franca Yabancı Gözaltı Merkezi'nde (CIE - Centro de Internamiento de Extranjeros) işlemlerin sonuçlanmasını beklerken tutuluyordu. Diğerleri ise doğrudan sınır dışı edilmek üzere özel olarak gözaltına alındı. Gerekli tüm yargı izinleri ve kişisel belgeler elde edildikten sonra, gözaltına alınanlar Madrid'e nakledildi. Burada, Göçmenlik Genel Komiserliği'ne bağlı Merkezi Geri Gönderme Birimi (Unidad Central de Repatriaciones) tarafından devralınarak ülkelerine iade işlemleri tamamlandı. Barselona Yabancılar ve Sınırlar İl Tugayı ile Cornellà ve Manresa komiserliklerinden ekipler, tüm bu karmaşık prosedürleri üstlendi. Ulusal Polis, Mossos d'Esquadra ile yapılan işbirliğinin önemini vurgulayarak, bazı yabancı uyruklu kişilerin yerlerinin tespit edilmesinde Mossos'un yardımcı olduğunu ve bu sayede sınır dışı işlemlerinin 72 saatten kısa sürede tamamlandığını belirtti.
Barselona'nın Güvenlik Mücadelesi ve "Plan Kanpai"
Barselona, son yıllarda artan suç oranları, özellikle de kapkaç ve hırsızlık olaylarıyla uluslararası kamuoyunun dikkatini çeken bir şehir haline geldi. Turistlerin ve yerel halkın şikayetleri, şehir yönetimini ve güvenlik güçlerini daha sert önlemler almaya itti. Bu bağlamda, "çoklu suç tekrarı" yapan şahısların (multireincidents) hedef alınması, Barselona'nın güvenlik stratejisinin önemli bir parçası haline geldi. Bu tür suçluların, genellikle düzensiz göçmen statüsünde olmaları, konuyu hem güvenlik hem de göç politikaları açısından daha hassas bir noktaya taşıyor. İspanya'daki Ley de Extranjería (Göçmenlik Yasası), yasa dışı yollarla ülkede bulunan ve kamu düzenini bozan veya suç işleyen kişilerin sınır dışı edilmesine olanak tanıyor. Bu yasa, ülkenin iç güvenliğini sağlamak ve yasal göç süreçlerini düzenlemek amacıyla kritik bir araç olarak kullanılıyor.
Katalonya Bölgesel Polisi Mossos d'Esquadra'nın başlattığı "Plan Kanpai" de bu mücadelenin somut bir örneğidir. "Kanpai", Japonca'da "şerefe" anlamına gelen bir kelime olup, burada suçlulara karşı bir "kadeh kaldırma" metaforu olarak kullanılmıştır. Bu plan, suç işleme eğilimi yüksek olan ve tekrar tekrar suç işleyen kişileri tespit ederek, yasal süreçlerini hızlandırmayı ve sınır dışı etmeyi amaçlamaktadır. Mossos ve Ulusal Polis arasındaki işbirliği, bu tür operasyonların başarısı için hayati önem taşımaktadır. Kaynak haberde belirtildiği gibi, bazı vakalarda Mossos'un suçluları tespit etmesi ve Ulusal Polis'in 72 saatten kısa sürede sınır dışı işlemlerini tamamlaması, bu işbirliğinin ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Bu hızlı ve koordineli eylemler, suçluların adaletten kaçmasını zorlaştırmakta ve caydırıcılık sağlamaktadır.
Göçmenlik Politikaları ve Türkiye ile Karşılaştırmalı Bakış
İspanya'nın Barselona gibi büyük şehirlerde yaşadığı bu güvenlik sorunları ve düzensiz göçmenlerin karıştığı suç olayları, Avrupa genelinde birçok ülkenin karşılaştığı ortak zorlukları yansıtmaktadır. Almanya'dan Fransa'ya, İtalya'dan Hollanda'ya kadar birçok Avrupa ülkesi, düzensiz göçmen akınları ve bu durumun beraberinde getirdiği sosyal ve güvenlik sorunlarıyla mücadele etmektedir. Her ülke, kendi iç dinamiklerine ve yasal çerçevesine göre farklı çözümler üretmeye çalışsa da, sınır dışı etme ve entegrasyon politikaları sürekli tartışma konusu olmaktadır. Bu tür operasyonlar, bir yandan kamu güvenliğini sağlama ve hukukun üstünlüğünü koruma amacı taşırken, diğer yandan insan hakları ve uluslararası hukuk prensipleri bağlamında da değerlendirilmektedir.
Türkiye de, özellikle son yıllarda yoğun düzensiz göçmen akınına maruz kalan ve bu konuda önemli deneyimler yaşayan bir ülkedir. Türkiye'nin büyük şehirlerinde, özellikle İstanbul'da, düzensiz göçmenlerin karıştığı suç olayları zaman zaman gündeme gelmekte ve kamuoyunda geniş yankı uyandırmaktadır. Türkiye de İspanya gibi, düzensiz göçmenlerin yasal süreçlerini tamamlamayan veya kamu düzenini bozanlarını sınır dışı etme politikaları uygulamaktadır. Her iki ülkenin de bu konudaki mücadeleleri, ulusal güvenlik, kamu düzeni ve insani sorumluluklar arasında hassas bir denge kurma çabasını göstermektedir. İspanya'nın bu son operasyonu, Avrupa'daki göçmenlik ve güvenlik tartışmalarının somut bir yansıması olarak değerlendirilebilir ve benzer sorunlarla boğuşan diğer ülkelere de bir örnek teşkil edebilir.
Barselona'da gerçekleştirilen bu 21 düzensiz göçmenin sınır dışı edilmesi operasyonu, şehrin güvenlik güçlerinin suçla mücadeledeki kararlılığını ve özellikle çoklu suç tekrarı yapan kişilere karşı sıfır tolerans politikasını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tür operasyonlar, hem yerel halkın hem de turistlerin güvenlik algısını olumlu yönde etkilemeyi hedeflerken, aynı zamanda İspanya'nın göçmenlik yasalarını etkin bir şekilde uyguladığını da göstermektedir. Gelecekte de benzer operasyonların devam etmesi beklenirken, Barselona'nın daha güvenli bir şehir olma yolundaki çabaları, uluslararası alanda da yakından takip edilecektir. Bu adımlar, suç oranlarının düşürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması açısından önemli bir mesaj niteliği taşımaktadır.

