Barselona'nın Besòs i el Maresme mahallesindeki Tessàlia Caddesi 6 numaralı binanın sakinleri, yaşadıkları yapısal sorunları gidermek amacıyla başlatılan kentsel yenileme planına dahil olmak için büyük bir çaba sarf etti. Toplam 38.000 Euro harcayarak gerekli tüm belgeleri hazırlayan bu apartman sakinleri, ciddi yapısal eksikliklere sahip binalarının yenilenmesi için umutluydu. Ancak idari süreçlerdeki aksaklıklar ve mevcut yenileme planının yetersizlikleri nedeniyle inşaat çalışmaları bir türlü başlayamadı. SOS Besòs sakinler derneğinden Teresa Pardo, "Dosyalar Barselona Belediyesi Kentsel Planlama Enstitüsü'nde (Institut Municipal d'Urbanisme) askıda kaldı. Dahası, ruhsat maliyetinin sübvanse edilmemesi ve dairelerin kirişlerinde veya tavanlarında çalışma yapılması gerektiğinde yeniden yerleşim imkanı sunulmaması gibi bazı koşullar, sakinlerin bir kısmı için kabul edilemezdi" ifadeleriyle durumu özetledi.
Bu idari gecikmeler, apartman sakinlerini Avrupa Birliği'nin Kovid-19 sonrası ekonomik toparlanma fonları olan Next Generation EU fonlarına erişim süresinin dışına itti. Sonuç olarak, bu hayati sübvansiyonlardan mahrum kalan sakinler, binalarında herhangi bir reform yapacak sermayeden yoksun kaldılar. Üstelik, Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) tarafından, binanın ihtiyaç duyduğu yapısal çalışmaların bir kısmını yapmadıkları gerekçesiyle kendilerine 3.000 Euro tutarında bir para cezası kesildi. Belediye, bu cezadan kaçınmak için çalışmaların bir ay içinde tamamlanmasını talep ediyor, ancak sakinler bu maliyeti karşılayacak durumda değil.
Mağduriyet Yalnızca Bir Bina ile Sınırlı Değil
Tessàlia Caddesi 6 numaralı binanın durumu en karmaşık örnek olsa da, bu sorunla karşılaşan tek topluluk değil. Besòs i el Maresme mahallesinde toplam 21 apartman topluluğu, kentsel yenileme planına katılmak için benzer adımlar atmış ancak hiçbirinin inşaat çalışmalarına başlayamadığı belirtiliyor. Etkilenen sakinlerden Neus Tarruella, "İşlemleri hızlandırmak için yatırım yaptık ama şimdi elimizde hiçbir şey yok ve Next Generation fonlarını kaybettik" diyerek yaşadıkları hayal kırıklığını dile getirdi. Tarruella'nın durumunda, yapılacak çalışmalar yapısal değil, binanın enerji verimliliğini artırmaya yönelikti. Ancak belgeleri Kentsel Planlama Enstitüsü'ne teslim ettiklerinde, sürecin açıklanamaz bir şekilde durduğunu ve sürekli olarak daha önce sağladıkları belgelerin yeniden istendiğini belirtti. Sakinler, idare tarafından terk edilmiş hissettiklerini vurguluyor.
Barselona genelinde, özellikle Besòs i el Maresme gibi sosyoekonomik açıdan daha kırılgan mahallelerde, yapısal sorunları olan binalar önemli bir sorun teşkil etmektedir. Kent genelinde 8.000'den fazla dairenin yapısal risk altında olduğu tahmin ediliyor ve bu dairelerin büyük bir kısmı belirli mahallelerde yoğunlaşmış durumda. Kentsel yenileme planları, bu tür binaların güvenliğini artırmak, enerji verimliliğini iyileştirmek ve genel yaşam kalitesini yükseltmek için hayati öneme sahiptir. Ancak bu planların uygulanmasındaki bürokratik engeller ve idari verimsizlik, vatandaşların hem maddi hem de manevi olarak yıpranmasına yol açmaktadır.
Yönetim Modeli Değişikliği ve Sonuçları
2022 yılında başlatılan pilot kentsel yenileme planına dahil olan 10 topluluktan bazılarının durumu biraz daha iyi olsa da, onlar da benzer engellerle karşılaştı. Pilot projede, çalışmalar sırasında yeniden yerleşim imkanları sağlanmış olsa da, açıklanamayan aksaklıklar ve gecikmeler nedeniyle bu binaların ancak yarısının Avrupa sübvansiyonlarını alabileceği belirtiliyor. Hatta iki binanın, inşaat çalışmalarına başlama umudunu tamamen yitirdiği ifade edildi.
Sakinler, yaşanan aksaklıkların sorumluluğunu, 2024'ten itibaren uygulanan yönetim modeli değişikliğine ve Barselona Belediyesi'ndeki hükümet değişikliğine bağlıyor. Teresa Pardo, "Daha önce mahallede ve benzer sosyoekonomik özelliklere sahip diğer bölgelerde emsalleri olmasına rağmen başarısız olacağı bilinen bir program başlatıldı" diyerek eleştirilerini dile getirdi. Mevcut durumun, topluluklar için ciddi ekonomik sonuçlar doğurduğunu ve Catania Caddesi'ndeki evini terk etmek zorunda kalan bir komşu gibi acil durumların çözümsüz kaldığını ekledi. Bu durum, idarenin kentsel dönüşüm projelerindeki etkinliğinin ve vatandaş odaklılığının sorgulanmasına neden oluyor.
Bu tür idari süreçlerdeki aksaklıklar, sadece Barselona'ya özgü bir sorun olmamakla birlikte, kentsel dönüşüm projelerinin Türkiye gibi ülkelerde de karşılaştığı zorlukları akıllara getirmektedir. Bürokratik engeller, fonlara erişimdeki gecikmeler ve yönetim değişikliklerinin proje sürekliliğini etkilemesi, benzer mağduriyetlerin yaşanmasına zemin hazırlayabilir. Barselona örneği, yerel yönetimlerin vatandaşlarla iş birliği içinde, şeffaf ve etkin bir şekilde hareket etmesinin, kentsel gelişim ve sosyal uyum açısından ne denli kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Aksi takdirde, iyi niyetle başlatılan projeler, idari ihmaller nedeniyle büyük bir hayal kırıklığına ve ekonomik yükümlülüklere dönüşebilir.


