İspanya'nın gözde şehirlerinden Barselona, son bir yıl içinde dördüncü kez Karadağlı uyuşturucu kartelleri Kavac ve Skaljari klanları arasındaki kanlı hesaplaşmanın sahnesi haline geldi. Katalonya Bölgesel Polisi Mossos d’Esquadra kaynakları, EL PERIÓDICO gazetesine yaptıkları açıklamada, Consell de Cent Caddesi'nde öldürülen Filip Knezevic, Urgell Caddesi'nde vurularak yaralanan Predrag Vujosevic, Castelldefels'te katledilen Millan Milic ve Passeig Taulat'ta öldürülen Krsto Vujic'in Karadağlı organize suç örgütlerinin üyeleri olduğunu doğruladı. Bu olaylar, Barselona'nın uluslararası organize suç dünyası için bir saklanma ve çatışma alanı olarak öne çıktığını gözler önüne seriyor.
Mossos d’Esquadra, bu cinayetlerin klanların Barselona'nın kontrolü için savaştığı anlamına gelmediğini, ancak üyelerinin şehirde saklandığı ve bu nedenle hedef alındığını belirtiyor. Şehrin kozmopolit yapısı, geniş uluslararası bağlantıları ve Avrupa'ya açılan bir kapı olması, Karadağlı mafya üyeleri için anonimlik ve hareket serbestliği sunuyor. Bu durum, Barselona'nın sadece turistik bir cazibe merkezi olmakla kalmayıp, aynı zamanda uluslararası suç örgütlerinin hesaplaşmalarına ev sahipliği yapan karmaşık bir metropol olduğunu ortaya koyuyor.
Son bir yıl içinde yaşanan dört ayrı olay, klanlar arasındaki gerilimin ve şiddetin Barselona sokaklarına taşındığının açık bir göstergesi. Filip Knezevic'in Consell de Cent'teki infazı, Predrag Vujosevic'in Urgell'deki yaralanması, Millan Milic'in Barselona yakınlarındaki Castelldefels'te öldürülmesi ve son olarak Krsto Vujic'in Passeig Taulat'taki cinayeti, bu kanlı savaşın ne denli pervasız ve acımasız olduğunu kanıtlıyor. Bu saldırılar, Karadağlı klanların Avrupa genelindeki operasyonlarının ve intikam zincirlerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Kavac ve Skaljari Klanları Arasındaki Kanlı Hesaplaşmanın Kökenleri
Kavac ve Skaljari klanları arasındaki düşmanlık, Karadağ'ın Kotor kentinden çıkan ve Balkanlar'ın en tehlikeli organize suç örgütleri arasında yer alan iki rakip gruptur. Bu kanlı savaşın kökenleri, 2014 yılında İspanya'da kaybolan yaklaşık 200 kilogram kokainle ilgili bir anlaşmazlığa dayanıyor. Bu olay, bir zamanlar aynı çatı altında uyuşturucu kaçakçılığı yapan bu iki grubun yollarını ayırmasına ve birbirlerine karşı amansız bir savaşa girişmelerine neden oldu. O günden bu yana, Balkanlar'dan Batı Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yüzlerce kişi bu çatışmalarda hayatını kaybetti.
Çatışmanın şiddeti ve küresel boyutu dikkat çekicidir. Sadece Karadağ ve Sırbistan'da değil, Avusturya, Almanya, Hollanda ve şimdi de İspanya gibi ülkelerde klan üyelerine yönelik suikastlar ve infazlar gerçekleştirildi. Bu klanlar, Güney Amerika'dan Avrupa'ya uzanan kokain rotalarında önemli bir role sahip olup, Barselona gibi büyük liman kentleri, uyuşturucu sevkiyatları ve finansal işlemler için stratejik birer merkez olarak kullanılmaktadır. Şehrin uluslararası ulaşım ağlarına yakınlığı ve kalabalık nüfusu, klan üyelerine hem işlerini yürütme hem de düşmanlarından saklanma imkanı sunuyor.
Barselona: Bir Saklanma Yeri mi, Yoksa Stratejik Bir Üs mü?
Barselona'nın Karadağlı klanlar için neden bir cazibe merkezi haline geldiği sorusu, şehrin sunduğu imkanlarda gizli. Turistik bir metropol olması, farklı milletlerden milyonlarca insanı ağırlaması, gelişmiş havaalanı ve liman bağlantıları, suç örgütü üyeleri için anonimlik sağlamanın yanı sıra lojistik avantajlar da sunuyor. İspanya'nın genel olarak Akdeniz kıyılarının, özellikle de "Costa del Sol" gibi bölgelerin, uluslararası organize suç örgütleri tarafından uzun yıllardır hem saklanma hem de operasyon üssü olarak kullanıldığı biliniyor. Barselona, bu geleneğin modern bir uzantısı olarak görülebilir.
Mossos d’Esquadra ve İspanyol Ulusal Polisi, uluslararası organize suçla mücadelede önemli çabalar sarf etse de, bu tür olaylar şehrin güvenlik imajına gölge düşürüyor. Uzmanlar, bu klan savaşlarının Avrupa'nın birçok ülkesinde devam ettiğini ve uluslararası polis teşkilatları arasındaki işbirliğinin bu tür suç örgütleriyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguluyor. Barselona'daki son olaylar, bu mücadelenin ne denli karmaşık ve çok boyutlu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu uluslararası suç ağları sadece İspanya ile sınırlı kalmayıp, Türkiye'yi de etkilemektedir. Balkan mafyası, özellikle Karadağlı suç grupları, Türkiye'yi de önemli bir transit ülke veya saklanma yeri olarak kullanmaktadır. Nitekim, Skaljari klanının liderlerinden Jovica Vukotić'in 2022 yılında İstanbul'da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, bu klan savaşının Türkiye topraklarına kadar uzandığının acı bir kanıtıdır. Bu durum, Türk emniyet birimlerinin de uluslararası organize suçla mücadelede aktif rol almasını ve işbirliğini güçlendirmesini zorunlu kılmaktadır. Barselona'daki olaylar, uluslararası suçun sınır tanımadığını ve küresel ölçekte ortak bir mücadele gerektirdiğini bir kez daha göstermektedir.



