Barselona'da evsizlerin kamuya açık alanlarda uyumasını engellemek amacıyla tasarlanmış "düşmanca mimari" unsurları, Arrels Vakfı tarafından yürütülen yeni bir kampanya ile bir kez daha gündeme geldi. Vakfın 2026 yılının başlarında gerçekleştirdiği son çalışmada, şehirdeki kapı girişleri, meydanlar ve diğer kamusal alanlarda bu türden 393 yeni nokta tespit edildi. Bu son bulgularla birlikte, Arrels'in dört yıl önce başlattığı bu farkındalık kampanyası kapsamında belirlenen toplam düşmanca mimari unsurlarının sayısı 1.600'ü aşmış durumda. Bu önemli çalışma, toplumun bu soruna dikkatini çekmeyi ve daha insancıl şehir planlaması arayışını hedefliyor.
Kampanyada gönüllü olarak yer alan Imma Fuentes ve Víctor Hugo Arévalo gibi isimler, sokakta yaşam deneyimine sahip olmaları nedeniyle tespit çalışmalarına paha biçilmez bir katkı sağladı. Onların kişisel tecrübeleri, düşmanca mimarinin evsizler üzerindeki gerçek etkisini ve bu yapısal engellerin günlük yaşamlarını nasıl zorlaştırdığını gözler önüne seriyor. Bu yılki girişime katılan 658 gönüllünün büyük bir çoğunluğu, 609'u, Barselona, Sant Feliu de Llobregat ve Sabadell'deki eğitim merkezlerinden gelen öğrencilerden oluştu. Gençlerin bu konuya gösterdiği ilgi, gelecekteki şehir planlamacılarının ve vatandaşların daha kapsayıcı bir Barselona vizyonu geliştirmeleri açısından umut verici bulunuyor.
Arrels Vakfı, bu faaliyeti dört yıl önce "düşmanca mimari" olarak adlandırılan uygulamanın etkileri konusunda vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla başlattı. Bu mimari yaklaşım, bankların ortasına yerleştirilen demir çubuklar, sivri uçlu yüzeyler, eğimli oturma alanları veya belirli saatlerde su püskürten sistemler gibi unsurları içeriyor. Amaç, evsizlerin bu alanlarda uzun süre kalmasını veya uyumasını engellemektir. Ancak bu tür tasarımlar, evsizlerin zaten kırılgan olan durumlarını daha da kötüleştirerek onları daha izole ve güvensiz alanlara itmekten başka bir işe yaramıyor.
Düşmanca Mimari: Bir Tanım ve Küresel Bağlam
Düşmanca mimari, aynı zamanda "savunmacı mimari" veya "dışlayıcı tasarım" olarak da bilinir ve kamusal alanları belirli davranışları caydırmak veya engellemek amacıyla tasarlama pratiğini ifade eder. Bu tasarım felsefesi, genellikle evsizleri, kaykaycıları veya diğer "istenmeyen" grupları hedef alır. Barselona'daki Arrels Vakfı'nın tespit ettiği gibi, bu tür unsurlar sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda sosyal dışlamanın somut bir göstergesidir. Avrupa'nın birçok büyük şehrinde ve dünya genelinde benzer uygulamalara rastlanmaktadır. Örneğin, Londra, Paris ve New York gibi metropollerde de evsizlerin uyumasını engelleyen banklar veya sivri uçlu çıkıntılar sıkça görülmektedir. Bu uygulamalar, bir yandan şehir güvenliğini ve düzenini sağlama argümanıyla savunulurken, diğer yandan insan hakları ve sosyal adalet savunucuları tarafından sertçe eleştirilmektedir.
Barselona, İspanya'nın en kozmopolit şehirlerinden biri olmasına rağmen, evsizlik sorunuyla mücadele eden önemli bir merkezdir. Arrels Vakfı'nın verilerine göre, Barselona'da her gece yaklaşık 1.000 kişi sokakta yatmakta, binlerce kişi ise geçici barınaklarda veya güvencesiz koşullarda yaşamaktadır. Bu sayılar, düşmanca mimarinin sadece bir estetik sorun olmadığını, aynı zamanda derin bir sosyal krizin yansıması olduğunu göstermektedir. Bu tür tasarımlar, evsizlerin temel ihtiyaçlarını karşılamalarını ve güvenli bir şekilde dinlenmelerini imkansız hale getirerek, onların zaten zorlu olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırmaktadır. Ayrıca, bu durum evsizlerin toplumdan daha da uzaklaşmasına ve görünmez hale gelmesine neden olmaktadır.
Etki Analizi ve Alternatif Çözümler
Düşmanca mimarinin yarattığı etki sadece fiziksel engellerle sınırlı değildir; aynı zamanda evsizler üzerinde derin psikolojik yaralar bırakır. Sürekli olarak istenmeyen ve dışlanan hissi, zaten travmatik yaşamlar süren bu bireylerin ruh sağlığını daha da kötüleştirir. Bu durum, onların topluma yeniden entegrasyon çabalarını da sekteye uğratır. Arrels Vakfı'nın çalışmaları, bu sorunun sadece mimari bir problem olmadığını, aynı zamanda bir insanlık meselesi olduğunu vurgulamaktadır. Vakıf, 1987 yılından bu yana "Nadie sin hogar" (Kimse evsiz kalmasın) sloganıyla Barselona'da evsizlere barınma, yemek, hijyen ve sosyal destek hizmetleri sunarak bu alanda önemli bir rol oynamaktadır.
Bu tür düşmanca uygulamalara karşı, "önce konut" (Housing First) gibi daha insancıl ve etkili çözümler bulunmaktadır. Bu model, evsizlere koşulsuz barınma sağlayarak, onların daha sonra diğer sosyal ve sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı hedefler. Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) ve Katalonya (Catalunya) bölgesel yönetimi gibi kurumlar, Arrels gibi sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak bu tür kapsayıcı politikaları benimsemelidir. Şehirlerin, vatandaşlarının tamamını kucaklayan, güvenli ve erişilebilir kamusal alanlar yaratma sorumluluğu vardır. Düşmanca mimari, evsizlik sorununu çözmek yerine sadece görünmez kılar; gerçek çözüm, bu bireylerin temel haklarını tanıyan ve onlara destek olan kapsamlı sosyal politikalarda yatmaktadır. Arrels Vakfı'nın kampanyası, bu önemli tartışmayı yeniden alevlendirerek, Barselona'nın ve diğer şehirlerin gelecekteki kentsel planlamalarında daha insancıl yaklaşımları benimsemeleri için bir çağrı niteliğindedir.



