Barselona'da yankı bulan dokunaklı bir hikaye, uluslararası evlat edinmenin karmaşık gerçeklerini ve bu deneyimlerin yetişkinlikte nasıl bir kimlik arayışına dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Chandra, 1998 yılında Nepal'den Catalunya'ya (Katalonya) evlat edinilen binlerce çocuktan sadece biri. Bu tarih, İspanya'da ve özellikle Katalonya özerk bölgesinde uluslararası evlat edinmelerin zirveye ulaştığı bir dönemin başlangıcını işaret ediyordu. Bugün, o dönemde evlat edinilen çocuklar artık yetişkin bireyler olarak kendi hikayelerini ve yaşadıkları zorlukları cesurca dile getiriyorlar.
33 yaşındaki Chandra'nın kişisel deneyimi, bu karmaşık sürecin en çarpıcı örneklerinden birini sunuyor. Chandra, evlat edinildiğinde kendisine "6 yaşından büyük olduğunu söyleyemezsin" dendiğini aktarıyor. Bu ifade, uluslararası evlat edinme süreçlerindeki şeffaflık eksikliğini, yaş manipülasyonu gibi etik dışı uygulamaları ve çocukların kimliklerine dair temel bilgilerin nasıl gizlenebildiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu tür durumlar, evlat edinilen bireylerin ilerleyen yaşlarda kendi gerçek kimliklerini, doğum tarihlerini ve biyolojik kökenlerini araştırmalarına yol açan derin bir travma ve belirsizlik yaratıyor.
Chandra ve onun gibi deneyimler yaşayan diğer evlat edinilmiş bireyler, yaşadıklarını paylaşmak ve benzer zorluklarla karşılaşanlara destek olmak amacıyla önemli bir adım attılar. Catalunya'da evlat edinilmiş çocuklar tarafından kurulan ilk dernek olan Apacat'ı hayata geçirdiler ve Chandra, bu derneğin başkanlığını üstlendi. Apacat, evlat edinilen bireylerin ortak bir platformda buluşarak deneyimlerini paylaşmalarına, kimlik arayışlarında birbirlerine destek olmalarına ve toplumsal farkındalığı artırmalarına olanak tanıyor. Bu dernek, aynı zamanda evlat edinme süreçlerinin daha şeffaf ve etik yürütülmesi için de bir savunuculuk görevi üstleniyor.
Uluslararası Evlat Edinme Akımı ve Arka Planı
İspanya'da 1990'ların sonları ve 2000'lerin başı, uluslararası evlat edinmelerde adeta bir patlama yaşanan bir dönemdi. Bu akımın arkasında yatan birçok sosyo-ekonomik ve yasal faktör bulunuyordu. Ülke içindeki evlat edinme süreçlerinin uzun ve karmaşık olması, değişen aile yapıları ve çocuk sahibi olma arzusu, birçok aileyi uluslararası seçeneklere yöneltti. Özellikle Çin, Rusya, Etiyopya, Kolombiya ve Nepal gibi ülkeler, İspanya'ya en çok çocuk evlat edinilen coğrafyalar arasındaydı. Bu dönemde İspanya, ABD'den sonra uluslararası evlat edinmede en aktif ülkelerden biri haline geldi.
Ancak bu "boom" dönemi, beraberinde bazı etik sorunları ve endişeleri de getirdi. Evlat edinilen çocukların sağlık durumları, gerçek yaşları ve biyolojik aile geçmişleri hakkında yetersiz veya yanlış bilgi verilmesi, hatta bazı durumlarda çocuk kaçakçılığı iddiaları gündeme geldi. Özellikle yoksul ülkelerden gelen çocuklar için, evlat edinme süreçlerinin şeffaflığı ve çocuk haklarının korunması konusunda ciddi boşluklar olduğu görüldü. Chandra'nın "6 yaşından büyük olduğunu söyleyemezsin" ifadesi, bu dönemin karanlık yüzünü ve çocukların maruz kaldığı manipülasyonları çarpıcı bir şekilde özetlemektedir. Bu tür olaylar, evlat edinme sonrası yıllarda hem evlat edinen aileler hem de evlat edinilen çocuklar için derin psikolojik ve kimlik sorunlarına zemin hazırladı.
Kimlik Mücadelesi ve Destek Mekanizmaları
Uluslararası evlat edinilen bireylerin yetişkinlik dönemindeki en temel mücadelelerinden biri, kimlik arayışıdır. Farklı bir kültürel ve etnik kökenden gelip, bambaşka bir ülkede büyümek, aidiyet duygusu, kültürel uyum ve kişisel kimlik inşası üzerinde derin etkiler bırakır. Bu bireyler, hem evlat edindikleri ülkenin kültürüne adapte olmaya çalışırken hem de biyolojik kökenlerinin getirdiği mirasla yüzleşmek zorunda kalırlar. Bu durum, zaman zaman "iki dünya arasında kalmışlık" hissi yaratır ve psikolojik olarak zorlayıcı olabilir. Uzmanlar, bu sürecin bireylerde depresyon, anksiyete ve aidiyet sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Ayrıca, biyolojik ailelerini bulma çabaları da bu kimlik arayışının önemli bir parçasıdır. Ancak bu süreç, özellikle evlat edinme belgelerindeki eksiklikler, kaynak ülkelerdeki bürokratik engeller ve zamanla kaybolan izler nedeniyle son derece zorlu olabilir. Apacat gibi dernekler, bu zorlu yolda evlat edinilen bireylere paha biçilmez bir destek sunar. Benzer deneyimlere sahip kişilerin bir araya gelmesi, yalnızlık hissini azaltır, ortak bir anlayış ve dayanışma ortamı yaratır. Bu platformlar, aynı zamanda evlat edinme politikalarının iyileştirilmesi, daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanması için de güçlü bir ses olmayı hedefler. Chandra'nın liderliği, bu derneğin misyonunu güçlendirerek, evlat edinilenlerin haklarını savunma ve hikayelerini duyurma çabalarına yeni bir boyut kazandırmaktadır.



