🇪🇸 Barselona, İspanya'dan Türkçe Haberler
Şehir

Barselona'da Yüzlerce 'Düşmanca Mimari' Örneği Ortaya Çıktı: Evsizlerin Hayatını

3 Eylül 2026, Perşembe
5 dk okuma
Barselona'da Yüzlerce 'Düşmanca Mimari' Örneği Ortaya Çıktı: Evsizlerin Hayatını

Barselona'nın kent peyzajında günlük yaşamın bir parçası gibi görünen ancak evsizler için ciddi engellere dönüşen 1.500'den fazla "düşmanca mimari" örneği, Arrels Vakfı tarafından oluşturulan işbirlikçi bir harita ile gün yüzüne çıkarıldı. Zemine yerleştirilen metal çiviler, kolluklarla bölünmüş banklar, büyük beton bloklar, demir parmaklıklar veya eğimli pencere pervazları gibi unsurlar, çoğu zaman fark edilmese de, sokakta yaşayan insanların dinlenme ve barınma ihtiyaçlarını doğrudan hedef alıyor. Bu yenilikçi girişim, kentsel tasarımın dışlayıcı yönlerini görünür kılmayı ve evsiz bireylerin temel haklarının ihlal edildiği durumlar hakkında toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Harita, Barselona ile sınırlı kalmayıp, Metropoliten Alan ve ötesindeki diğer şehirlere de genişlemeye devam ediyor.

Düşmanca mimari, aynı zamanda "savunmacı mimari" olarak da adlandırılan, kamusal alanların belirli kullanımlarını, özellikle de uzanmayı veya uyumayı engellemek amacıyla tasarlanmış unsurları ifade eder. Arrels Vakfı'nın haritasında, tek bir kişinin bile uzanmasını imkansız kılan bireysel banklardan, zemine yerleştirilmiş sivri uçlara, beton toplara, demir parmaklıklara, stratejik olarak konumlandırılmış büyük saksılara veya belirli bir yerde oturmayı ya da dinlenmeyi zorlaştıran eğimli pencere pervazlarına kadar çok çeşitli örnekler yer alıyor. Bu tür tasarımlar, görünüşte estetik veya güvenlik amaçlı gibi dursa da, aslında evsiz bireylerin temel insani ihtiyaçlarını karşılamalarını engelleyerek yaşamlarını daha da zorlaştırıyor.

Vakıf, bu tür çözümlerin evsizlik sorununu kesinlikle çözmediğini, aksine sorunu sadece şehrin farklı bölgelerine taşıdığını vurguluyor. Evsizlerin dinlenebilecekleri, kendilerini koruyabilecekleri veya eşyalarını saklayabilecekleri güvenli bir yer bulma ihtiyacının göz ardı edildiğini belirten Arrels, bu yaklaşımların sorunu kökten ele almak yerine sadece ötelediğini ifade ediyor. Bu bağlamda, daha kapsayıcı şehirler inşa etme çağrısı yapan vakıf, konut politikalarının güçlendirilmesini ve sosyal yardım kaynaklarının artırılmasını talep ederek, kentsel planlamanın etik boyutlarına dikkat çekiyor.

Proje, tamamen katılımcı bir yapıya sahip. Herhangi bir vatandaş, kamusal alanda karşılaştığı düşmanca mimari örneklerinin fotoğrafını çekerek, konumunu belirterek ve kısa bir açıklama ekleyerek haritaya katkıda bulunabiliyor. Harita üzerinde, en son eklenen noktalar turuncu renkle gösteriliyor; bu da son işbirlikçi haritalama kampanyasının (24 Şubat - 3 Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleştirildi) sonuçlarını yansıtıyor. Arrels Vakfı, bu envanteri genişleterek, bu tür kentsel müdahalelerin daha kapsamlı bir resmini ortaya koymayı hedefliyor. Vatandaşların bu konudaki işbirliği, haritanın Barselona sınırlarının ötesine, çok sayıda başka şehre yayılmasını sağlamış durumda.

Düşmanca Mimari: Küresel Bir Tartışma ve Kentlerin Vicdanı

Düşmanca mimari veya "savunmacı tasarım" kavramı, Barselona'ya özgü bir olgu olmaktan çok öte, dünyanın dört bir yanındaki büyük şehirlerde tartışılan küresel bir sorundur. Londra'daki bankların ortasına yerleştirilen metal çivilerden, New York'taki köprü altlarına kurulan engellere, Paris'teki metro istasyonlarının girişlerindeki eğimli yüzeylere kadar, bu tür tasarımlar kamusal alanın kullanımını belirli gruplar için kısıtlama amacı taşır. Bu uygulamaların savunucuları genellikle güvenlik, kamu düzenini sağlama ve vandalizmi önleme gibi gerekçeler öne sürerken, eleştirenler ise bu yaklaşımların insani değerlere aykırı olduğunu, evsizliği bir suç haline getirdiğini ve en savunmasız kesimleri hedef alarak ayrımcılık yarattığını belirtir. Bu tartışma, modern kentlerin kimin için inşa edildiği ve kamusal alanın gerçekte kime ait olduğu sorularını gündeme getirir.

İspanya'da ve özellikle Barselona gibi büyük şehirlerde evsizlik, son yıllarda artan konut maliyetleri ve ekonomik zorluklar nedeniyle büyüyen bir problem olarak öne çıkıyor. İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre, ülkede yaklaşık 28.500 kişi evsiz olarak yaşamını sürdürüyor ve bu sayının önemli bir kısmı Barselona gibi metropollerde yoğunlaşıyor. Türkiye'de de benzer şekilde büyük şehirlerde evsizlik sorunu mevcut olmakla birlikte, bu konuya yönelik kentsel tasarım yaklaşımları ve toplumsal farkındalık düzeyleri farklılık gösterebilir. Barselona'daki bu haritalama projesi, sorunu somutlaştırması ve kamuoyunun dikkatine sunması açısından önemli bir model teşkil ediyor.

Arrels Vakfı, 1987 yılında Barselona'da kurulan ve evsiz insanlara yardım etmeye odaklanmış köklü bir sivil toplum kuruluşudur. Vakıf, sokakta yaşayanlara barınma, gıda, sağlık hizmetleri ve sosyal entegrasyon desteği sunarak onların onurlu bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olmayı amaçlar. "Kimse sokakta uyumamalı" sloganıyla hareket eden Arrels, bu haritalama projesiyle sadece fiziksel engelleri değil, aynı zamanda evsizliğe karşı mevcut toplumsal önyargıları ve kurumsal yaklaşımları da sorgulamayı hedefliyor. Vakfın çalışmaları, evsizliği bir sosyal sorun olarak görmenin ve buna uygun çözümler üretmenin önemini vurguluyor.

Kapsayıcı Kentler İçin Bir Çağrı: Düşmanca Mimariyi Aşmak

Arrels Vakfı'nın bu haritalama projesi, sadece Barselona'daki düşmanca mimari örneklerini belgelemekle kalmıyor, aynı zamanda daha geniş bir toplumsal tartışmayı da tetiklemeyi amaçlıyor. Kamusal alanın nasıl kullanıldığı, kimlerin bu alanlardan faydalanabildiği ve kentsel tasarım kararlarının en savunmasız grupları nasıl etkilediği üzerine derinlemesine düşünmek için bir fırsat sunuyor. Vakıf, bu tür unsurların tespit edilmesinin, "nasıl bir şehir inşa etmek istediğimiz" ve "sokakları ile meydanlarından kimlerin gerçekten faydalanabileceği" üzerine bir yansıma için ilk adım olduğunu belirtiyor. Bu, sadece fiziksel engelleri kaldırmakla ilgili değil, aynı zamanda zihinsel ve sosyal engelleri de aşarak daha adil ve kapsayıcı bir kentsel yaşam yaratmakla ilgilidir.

Sonuç olarak, Arrels Vakfı, evsizlik sorununa yönelik gerçekçi ve insancıl çözümlerin, düşmanca mimari uygulamalarından ziyade, güçlendirilmiş konut politikaları ve artırılmış sosyal destek hizmetleriyle mümkün olacağını savunuyor. Herkesin şehirde yaşama, dinlenme ve güvenliğe erişim hakkı olduğu "şehir hakkı" (right to the city) prensibini hatırlatan bu girişim, kentsel planlamacıları, yerel yönetimleri ve tüm vatandaşları, daha hoşgörülü ve dayanışmacı bir kent kültürü inşa etmeye davet ediyor. Barselona'dan yayılan bu farkındalık hareketi, diğer şehirler için de ilham kaynağı olabilir ve kentsel alanların herkes için daha yaşanabilir hale gelmesine katkıda bulunabilir.

Etiketler:
#barselona#dmanca-mimari#evsizlik#kentsel-tasarm#sosyal-sorunlar
Paylaş: