Avrupa genelinde son yıllarda cinsel yolla bulaşan hastalık (CYBH) vakalarında sürekli bir artış gözlemlenirken, İspanya'nın önemli metropollerinden Barselona da bu eğilimin dışında kalmıyor. Agència de Salut Pública de Barcelona (ASPB) tarafından yayımlanan son yıllık rapora göre, 2017 ile 2024 yılları arasında Katalan başkentinde gonore ve klamidya vakalarında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı. Özellikle erkekler arasında daha belirgin olan bu artışa karşın, HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) enfeksiyonu, şehirde gerileme gösteren tek CYBH olarak kayıtlara geçti.
Raporun detayları, gonore vakalarının Barselona'da yedi yıl içinde büyük bir sıçrama yaparak 225'ten 807'ye çıktığını, yani %250'nin üzerinde bir artış kaydettiğini ortaya koyuyor. Klamidya enfeksiyonları ise 2017'deki 116 vakadan 2024'te 525 vakaya ulaşarak %350'lik şaşırtıcı bir yükseliş gösterdi. Kadınlar arasındaki toplam vaka sayısı erkeklere kıyasla daha düşük olsa da, gonorede 29'dan 92'ye, klamidyada ise 112'den 245'e yükselişle önemli artışlar gözlemlendi. Bu veriler, cinsel sağlık alanında yeni stratejilerin ve farkındalık çalışmalarının ne denli kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Diğer yandan, HIV enfeksiyonuyla mücadelede Barselona'nın kaydettiği ilerleme umut verici. 2024 yılında 178 yeni HIV vakası teşhis edildi; bunların 144'ü erkek, 34'ü ise kadın hastalardan oluştu. Bu rakamlar, 2023'e kıyasla erkeklerde %8, kadınlarda ise %13'lük bir düşüşe işaret ediyor. Şehirde HIV insidansı, her bir milyon kişi başına yaklaşık 100 pozitif vaka seviyesinde seyrediyor. HIV'deki bu gerileme, uzun yıllardır süregelen önleme, erken teşhis ve tedavi kampanyalarının başarısını gösterirken, diğer CYBH'lerdeki artışın nedenlerini daha derinlemesine inceleme ihtiyacını ortaya koyuyor.
Artan Tarama ve Teşhisin Rolü
Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) Sağlık Meclis Üyesi Marta Villanueva, Col·legi de Periodistes'te (Gazeteciler Koleji) düzenlediği basın toplantısında, CYBH vakalarındaki genel artışın temel nedenini "tarama sayılarındaki artış", "hızlı teşhis testlerinin yaygınlaşması" ve "daha iyi bir tespit süreci" olarak açıkladı. Bu nedenle, Villanueva, kamuoyunu "paniğe kapılmaktan" ve bu rakamlar hakkında "değer yargıları oluşturmaktan" kaçınmaya çağırdı. Hatta, medya kuruluşlarının cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları ele alış biçimini yönlendirmek amacıyla özel bir rehber sundu. Yetkililer, artan vaka sayılarının mutlaka artan bir yaygınlık anlamına gelmediğini, aksine daha fazla kişinin test edildiği ve önceden tespit edilemeyen vakaların ortaya çıkarıldığı anlamına geldiğini vurguluyor.
Belediye, cinsel sağlık süreçlerini kapsayan "40'tan fazla inisiyatifle" çalıştıklarını, bu inisiyatiflerin erken teşhisten uygun sağlık hizmetine kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığını belirtti. Şehrin sağlık departmanı sorumlusu Albert García, bu çabaların amacının "Barselona sakinlerinin cinsel haklarını güvence altına almak" olduğunu ifade etti. García ayrıca, vaka sayılarındaki artışın nedenleri hakkında konuşulurken genellikle "basit açıklamalar yapıldığı" ve "bağlamından kopuk bir alarm durumu yaratıldığı" uyarısında bulundu. "CYBH'lerin zorluğu giderek artıyor, ancak önleme ve bilgi yoluyla bu durumun üstesinden gelinebilir," diyerek kapsamlı bilgilendirme ve eğitim kampanyalarının önemine dikkat çekti.
Küresel Eğilimler ve Türkiye Bağlantısı
Barselona'da gözlemlenen CYBH artışı, aslında küresel bir eğilimin parçası. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) gibi kuruluşlar, özellikle gonore ve klamidya gibi bakteriyel CYBH'lerde dünya genelinde ve Avrupa'da artış rapor ediyor. Bu artışın nedenleri arasında, HIV korkusunun azalmasıyla birlikte prezervatif kullanımının düşmesi, çoklu partner ilişkilerindeki artış, cinsel sağlık eğitimindeki yetersizlikler ve artan seyahat imkanları gibi faktörler gösteriliyor. Barselona'nın verileri de bu küresel bağlamda değerlendirilmeli ve şehirdeki durumun izole bir vaka olmadığı anlaşılmalıdır.
Türkiye de benzer cinsel sağlık sorunlarıyla yüzleşiyor. Ülkemizde de CYBH'lere ilişkin kesin ve güncel veriler sınırlı olsa da, uzmanlar ve sağlık kuruluşları gonore, klamidya ve sifiliz gibi enfeksiyonlarda bir artış eğilimi olduğunu belirtiyor. Özellikle genç nüfus arasında cinsel sağlık bilincinin ve prezervatif kullanım oranlarının istenen seviyede olmaması, bu artışın temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Türkiye'de de erken teşhis ve tedaviye erişimin önündeki engeller, damgalanma korkusu ve yeterli cinsel sağlık eğitiminin eksikliği, CYBH'lerle mücadeleyi zorlaştıran faktörler arasında yer alıyor. Barselona'nın deneyimleri, Türkiye gibi ülkeler için de cinsel sağlık politikalarının geliştirilmesinde önemli dersler sunabilir.
Damgalanma, Eğitim ve Geleceğe Yönelik Stratejiler
ASPB Epidemiyoloji Servisi'nden epidemiyolog Carles Pericas, "korku anlatısını" sürdürmekten ve bu hastalıkları sürekli olarak "gençlerle" ve "LGBTQ+ topluluğuyla" ilişkilendirmekten kaçınılması gerektiğini vurguladı. Ona göre, bu tür atıflar söz konusu gruplara yönelik olumsuz stereotipleri pekiştiriyor ve cinsel sağlık hizmetlerine erişimi engelleyebiliyor. CYBH'lerin yaş, cinsel yönelim veya sosyal statü fark etmeksizin herkesi etkileyebileceği gerçeği göz ardı edilmemeli ve toplumun her kesimine yönelik kapsayıcı eğitim ve farkındalık kampanyaları düzenlenmelidir.
ASPB, sifiliz ve lenfogranüloma venereum gibi diğer CYBH'leri de takip ederek, bu hastalıkların zorunlu bildirim sisteminin bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Kurum ayrıca, ücretsiz ve gizli tarama hizmetleri sunmakta ve özellikle sosyal açıdan daha kırılgan mahallelerdeki okullarda cinsel eğitim programları yürütmektedir. Bu tür proaktif yaklaşımlar, erken teşhisi artırarak enfeksiyon zincirini kırmanın ve toplumsal sağlığı korumanın anahtarıdır. Barselona'nın bu kapsamlı çabaları, cinsel sağlığın sadece tıbbi bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik ve insan hakları meselesi olduğunu da gösteriyor.
Sonuç olarak, Barselona'daki CYBH verileri, artan tarama ve teşhis kapasitesinin bir yansıması olarak yorumlanabilirken, aynı zamanda cinsel sağlık eğitiminin ve farkındalığının sürekli önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. HIV vakalarındaki düşüş, doğru stratejilerle başarıya ulaşılabileceğinin kanıtıdır. Ancak gonore ve klamidya gibi diğer enfeksiyonlardaki artış, yetkililerin ve toplumun cinsel sağlık konusunda daha proaktif ve önyargısız bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini göstermektedir. Bireylerin düzenli test yaptırması, prezervatif kullanımı ve cinsel sağlık hakkında açık iletişim kurması, bu küresel zorluğun üstesinden gelmede hayati bir rol oynamaktadır.



