Barselona'da, Cabify, Uber ve Bolt gibi popüler araç çağırma uygulamalarıyla çalışan VTC (Vehículos de Transporte con Conductor - Sürücülü Taşıma Aracı) sürücüleri, şehrin en büyük ve küresel çapta en prestijli etkinliklerinden biri olan Mobil Dünya Kongresi (MWC) boyunca protestolarını sürdürme kararı aldı. Bu karar, her yıl on binlerce teknoloji lideri, sektör profesyoneli ve ziyaretçiyi ağırlayan kongrenin sorunsuz geçişi konusunda ciddi endişelere yol açarken, ulaşım sektöründeki süregelen gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi.
Sürücüler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, adil ücretlendirme ve geleneksel taksi sektörüyle aralarındaki eşitsiz rekabetin ortadan kaldırılması gibi taleplerle uzun süredir mücadele ediyor. Özellikle Katalonya (Catalunya) özerk bölgesindeki katı düzenlemeler, VTC'lerin faaliyet alanını önemli ölçüde kısıtlamış durumda. Bu protesto kararı, MWC gibi uluslararası bir etkinliğin yoğunluğu sırasında ulaşım ağında aksaklıklar yaratma ve Barselona'nın imajına zarar verme potansiyeli taşıyor.
VTC sürücülerinin eylem planı, MWC'nin açılışından itibaren başlayarak, kongre süresince farklı lokasyonlarda gösteriler düzenlemeyi ve potansiyel olarak ulaşımı yavaşlatmayı içeriyor. Bu durum, Barselona'ya dünyanın dört bir yanından gelecek olan katılımcılar için havaalanı transferlerinden otel ulaşımlarına, hatta kongre merkezine erişime kadar birçok alanda zorluklar yaratabilir. Şehir yetkilileri ve kongre organizatörleri, olası aksaklıkları en aza indirmek için alternatif ulaşım planları üzerinde çalışsa da, durumun ciddiyeti sürüyor.
VTC Sektöründeki Gerilim ve Yasal Çerçeve
İspanya'da VTC sektörü, özellikle 2010'lu yılların ortalarından itibaren Uber ve Cabify gibi platformların yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel taksi sektörüyle şiddetli bir rekabete girdi. Taksi şoförleri, VTC'lerin daha az düzenlemeye tabi olması ve genellikle daha düşük fiyatlarla hizmet sunması nedeniyle haksız rekabetle karşı karşıya kaldıklarını iddia ediyor. Bu tartışmalar, Barselona ve Madrid gibi büyük şehirlerde defalarca büyük çaplı taksi grevlerine ve VTC protestolarına sahne oldu.
Katalonya Özerk Yönetimi (Generalitat de Catalunya), bu gerilimi yönetmek amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler getirdi. Bunlardan en bilineni, VTC araçları için "önceden rezervasyon" şartı ve taksi lisanslarına kıyasla VTC lisans sayısını sınırlayan oran (genellikle 1 taksi lisansına karşılık 30 VTC lisansı) gibi kısıtlamalardır. Özellikle 2018 yılında çıkarılan bir kararname (Decreto Ley 13/2018), yerel yönetimlere VTC'lerin faaliyetlerini düzenleme konusunda daha fazla yetki tanımıştır. Barselona (Ajuntament de Barcelona), bu yetkiyi kullanarak VTC'ler için 15 dakikalık, hatta bazı durumlarda 1 saatlik ön rezervasyon süresi gibi ek kısıtlamalar getirmiştir. Sürücüler, bu tür düzenlemelerin işlerini sürdürülemez hale getirdiğini ve haksız bir ayrımcılık yarattığını savunuyor.
VTC sektöründeki bu yasal belirsizlik ve sürekli değişen düzenlemeler, hem yatırımcılar hem de sürücüler için büyük bir istikrarsızlık kaynağı olmuştur. Örneğin, İspanya Anayasa Mahkemesi'nin bazı VTC kısıtlamalarını kaldırma kararı gibi gelişmeler, sektöre kısa süreli rahatlama getirse de, yerel yönetimlerin yeni düzenlemelerle karşılık vermesiyle gerilim sürekli taze kalmıştır. Türkiye'de de benzer şekilde Uber'in taksi sektörüyle yaşadığı gerilimler ve yasal mücadeleler, küresel ölçekte geleneksel ulaşım ile yeni nesil platform ekonomisi arasındaki adaptasyon sorunlarını gözler önüne sermektedir.
Mobil Dünya Kongresi Üzerindeki Olası Etkiler ve Gelecek Beklentileri
Mobil Dünya Kongresi, Barselona ekonomisi için hayati önem taşımaktadır. Her yıl milyarlarca Euro'luk ekonomik katkı sağlayan ve on binlerce kişiye istihdam yaratan bu etkinlik, şehrin uluslararası arenadaki prestijini de pekiştirmektedir. VTC protestolarının MWC sırasında yaşanması, kongre katılımcılarının deneyimini olumsuz etkileyebilir, ulaşım kaosuna yol açabilir ve Barselona'nın küresel bir etkinlik merkezi olarak imajına zarar verebilir.
Uzmanlar, bu tür protestoların kısa vadede katılımcılar için pratik zorluklar yaratmasının yanı sıra, uzun vadede Barselona'nın gelecekteki büyük etkinlikleri çekme potansiyelini de olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Ajuntament de Barcelona ve Generalitat de Catalunya'nın, hem VTC sürücülerinin taleplerini dinleyerek hem de kongrenin sorunsuz geçmesini sağlayacak çözümler üreterek bu krizi yönetmesi bekleniyor. Ancak, taraflar arasındaki derin anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, hızlı ve kalıcı bir çözüm bulmak oldukça zorlu bir görev olarak öne çıkıyor. Bu durum, platform ekonomisinin geleneksel sektörlerle entegrasyonu ve adil rekabet koşullarının sağlanması gibi küresel ölçekteki daha büyük sorunların bir yansıması olarak da değerlendirilebilir.


