Barselona'da siyaset sahnesi, Belediye Başkanı Jaume Collboni'nin göreve gelmesinin ardından beklenmedik bir sakinlik dönemi yaşıyor. 2023'teki olaylı seçimlerin ardından, Collboni'nin ilk üç yılının bu denli 'siyasi gürültüden arınmış' geçeceğini tahmin etmek oldukça zordu. Zira, göreve gelişi, son dakikaya kadar süren gerilimli bir oylama ve siyaset bilimcilerin "Frankenstein çoğunluğu" olarak adlandırdığı, birbiriyle pek de uyumlu olmayan partilerin desteğiyle mümkün olmuştu.
Collboni'nin belediye başkanlığına seçilmesi, 2023 yerel seçimlerinin en çarpıcı anlarından biriydi. Seçimleri eski belediye başkanı ve Katalan bağımsızlık yanlısı Xavier Trias'ın partisi Junts per Catalunya (Katalonya İçin Birlikte) birinci bitirmişti. Ancak, son anda yapılan bir anlaşma ile Collboni'nin Partit dels Socialistes de Catalunya (Katalonya Sosyalistleri Partisi - PSC) adaylığı, Ada Colau liderliğindeki sol eğilimli Barcelona en Comú (Barselona Ortak - BComú) ve sağcı Partido Popular (Halk Partisi - PP) partilerinin oylarıyla desteklendi. Bu beklenmedik koalisyon, Trias'ın belediye başkanı olmasını engellemek ve Barselona'da siyasi bir denge kurmak amacıyla oluşturulmuştu.
Bu "Frankenstein çoğunluğu" tabiri, siyasi yelpazenin oldukça farklı uçlarında yer alan partilerin, ortak bir amaca hizmet etmek üzere bir araya gelmesini ifade ediyordu. Normal şartlarda, böylesine heterojen bir destekle göreve gelen bir belediye başkanının, özellikle ilk aylarında yoğun siyasi çekişmelerle boğuşması beklenirdi. Ancak Jaume Collboni, pragmatik ve uzlaşmacı bir liderlik sergileyerek, bu karmaşık yapıyı şaşırtıcı bir şekilde yönetmeyi başardı. İlk döneminde, şehirdeki konut krizi, turizm yönetimi ve güvenlik gibi acil meselelere odaklanarak, siyasi ideolojilerden ziyade somut çözümlere öncelik verdi.
Önceki belediye başkanı Ada Colau'nun iki dönemlik görevi, sık sık siyasi gerilimler, protestolar ve istikrarsız koalisyon arayışlarıyla geçmişti. Özellikle bağımsızlık yanlısı hareketin yükselişiyle birlikte, Barselona siyaseti, hem yerel hem de bölgesel düzeyde sürekli bir çekişme halindeydi. Collboni'nin dönemindeki bu sakinlik, Colau'nun göreceli olarak daha fırtınalı geçen yıllarına kıyasla belirgin bir tezat oluşturuyor. Bu durum, Katalan bağımsızlık sürecinin siyasi gündemdeki ağırlığının azalması ve şehir sakinlerinin daha çok günlük yaşam kalitesine odaklanmasıyla da açıklanabilir.
"Frankenstein Çoğunluğu" ve Katalan Siyasetinin Değişen Dinamikleri
Siyaset literatürüne "Frankenstein çoğunluğu" olarak geçen bu kavram, Mary Shelley'nin ünlü romanındaki farklı parçalardan oluşan canavara atıfta bulunur. Siyasette ise, doğal ittifakları olmayan, ideolojik olarak zıt partilerin, ortak bir düşmanı engellemek veya belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelmesini tanımlar. Barselona'da bu durum, Katalan bağımsızlık yanlısı bir belediye başkanı olan Trias'ın göreve gelmesini engelleme arzusundan doğdu. Hem sol eğilimli BComú hem de sağcı PP, bağımsızlık yanlısı bir yönetimin Barselona için istikrarsızlık getireceği konusunda hemfikirdi.
Katalunya (Katalonya)'da bağımsızlık referandumu ve sonrasındaki olaylar, bölge siyasetini uzun yıllar domine etmişti. Ancak son dönemde, bu konunun siyasi gündemdeki ağırlığı bir miktar azalmış durumda. Barselona sakinleri, bağımsızlık tartışmalarından ziyade, şehirdeki ulaşım, çevre kirliliği, turizmin aşırılaşması ve ekonomik fırsatlar gibi somut sorunlara çözüm bulunmasını talep ediyor. Collboni'nin bu konulara odaklanması, siyasi gerilimi azaltan önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Yapılan kamuoyu araştırmaları da, Barselona halkının büyük çoğunluğunun, siyasi tartışmalardan ziyade somut belediye hizmetlerine öncelik verilmesini istediğini gösteriyor.
İspanya genelinde de koalisyon hükümetleri ve beklenmedik ittifaklar giderek yaygınlaşıyor. Ulusal düzeyde, Pedro Sánchez liderliğindeki PSOE (İspanya Sosyalist İşçi Partisi) hükümeti de benzer şekilde farklı ideolojilere sahip partilerin desteğiyle ayakta duruyor. Barselona'daki durum, bu geniş siyasi eğilimin yerel bir yansıması olarak görülebilir; siyasi partiler, mutlak çoğunluk elde edemediklerinde, pragmatik çözümlere yönelmek zorunda kalıyorlar. Bu, siyasi olgunluğun ve uzlaşma kültürünün geliştiğine dair bir işaret olarak da yorumlanabilir.
Siyasi Sakinliğin Şehre Etkileri ve Gelecek Beklentileri
Barselona'daki siyasi sakinlik, şehir yönetimine istikrar getirerek, Ajuntament de Barcelona (Barselona Belediyesi)'nin projelerini daha az engelleme ile hayata geçirmesine olanak tanıyor. Bu durum, Barselona'nın uluslararası alandaki imajını da güçlendirerek, yatırımcılar ve turistler için daha öngörülebilir bir ortam sunuyor. Collboni'nin liderliğindeki belediye, özellikle konut sorunu ve sürdürülebilir turizm konularında adımlar atmaya çalışırken, bu siyasi uzlaşı ortamı elini güçlendiriyor. Örneğin, şehirdeki turist akışını yönetmek için yeni düzenlemeler ve konut fiyatlarını dengelemek için sosyal konut projeleri üzerinde daha rahat çalışılabiliyor.
Ancak bu sakinliğin ne kadar sürdürülebilir olduğu da bir tartışma konusu. Destek veren partiler arasındaki ideolojik farklılıklar, özellikle bütçe tahsisleri veya büyük altyapı projeleri gibi önemli kararlar alınması gerektiğinde çatışmalara yol açabilir. Özellikle yerel seçimlere doğru gidildikçe, partilerin kendi tabanlarına hitap etme ve ayrışma eğilimleri artabilir. Yine de, şu an için Barselona, karmaşık siyasi dengelere rağmen, beklenenden daha huzurlu bir yönetim sergiliyor ve bu durum, şehir sakinleri tarafından genellikle olumlu karşılanıyor. Collboni'nin bu dengeyi ne kadar daha sürdürebileceği, Barselona siyasetinin önümüzdeki dönemdeki en merak edilen konularından biri olmaya devam edecek.


