Geçtiğimiz Pazar günü, İspanya'nın hareketli şehri Barselona (Barcelona), "Savaşa Hayır" demek için yüzlerce insanı bir araya getiren yeni bir gösteriye sahne oldu. Guàrdia Urbana (Barselona Yerel Polisi) verilerine göre yaklaşık 650 kişinin katıldığı bu protesto, son aylarda dünya genelinde artan askeri gerilime, yeniden silahlanmaya ve uluslararası savaş politikalarına karşı güçlü bir duruş sergiledi. Elliden fazla kuruluşun desteklediği Plataforma Aturem la Guerra (Savaşı Durdurun Platformu) tarafından organize edilen gösteri, özellikle İsrail rejimine verilen desteği ve Avrupa devletleri için askeri harcamaların artırılmasının yaratabileceği sosyal sonuçları hedef aldı. Protestocular, barışçıl bir dünya talebiyle sokaklara çıkarak, diplomatik çözümlerin ve insan haklarının önceliğini vurguladılar.
Barselona'nın merkezindeki Plaça de la Universitat (Üniversite Meydanı) önünden başlayan yürüyüş, Carrer de Pelai (Pelai Caddesi) üzerinden ilerleyerek şehrin önemli noktalarından Plaça de Sant Jaume'ye (Sant Jaume Meydanı) ulaştı. Meydanda toplanan kalabalık, manifestoyu okuyarak taleplerini dile getirdi. Göstericilerin taşıdığı Filistin bayrakları ve İsrail karşıtı pankartlar dikkat çekerken, askeri harcamalara karşı atılan sloganlar da protestonun ana temalarından biriydi. Bu tür gösteriler, Katalonya (Catalunya) bölgesinin ve genel olarak İspanya'nın güçlü savaş karşıtı geleneğini bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle Ortadoğu'daki gelişmelerin Avrupa kamuoyunda yarattığı hassasiyet, Barselona gibi büyük şehirlerde sıkça bu tür eylemlere dönüşmektedir.
Askeri Harcamaların Eleştirisi ve Uzman Görüşleri
Delàs Merkezi'nin kurucusu ve savunma ekonomisi uzmanı Tica Font, gösteride yaptığı konuşmada İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'e önemli çağrılarda bulundu. Font, Sánchez hükümetine, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın taleplerine ve Avrupa Birliği'nin savunma harcamalarını artırma anlaşmalarına boyun eğmemesi gerektiğini belirtti. İspanya'nın askeri harcamalarının gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) %2,4'üne ulaştığını ifade eden Font, bu oranın "yeterli olduğunu ve daha fazla artırılmaması gerektiğini" vurguladı. NATO üyeliği çerçevesinde ülkelerin GSYİH'lerinin %2'sini savunmaya ayırması hedefi bulunsa da, Font bu oranın aşılmasının sosyal hizmetler, eğitim ve sağlık gibi alanlardan kaynak aktarımı anlamına geleceğini savundu. İspanya'nın bu hedefi aşması, mevcut jeopolitik gerilimler ve özellikle Ukrayna'daki savaşın etkisiyle açıklanabilirken, sivil toplum kuruluşları bu durumun toplumsal refah üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.
Tica Font ayrıca, Katalonya (Catalunya) hükümetine ve yerel belediyelere de çağrıda bulunarak, askeri endüstriye sübvansiyon sağlamak yerine sivil sanayiyi desteklemeleri gerektiğini ifade etti. Belediyelerin, askeri sanayiden IBI (Emlak Vergisi) gibi vergileri almaktan vazgeçmemesi gerektiğini belirten Font, bu tür vergi indirimlerinin dolaylı yoldan savaş endüstrisini desteklemek anlamına geldiğini savundu. Uzman, enerji bağımsızlığını sağlamak için fosil yakıtlara olan bağımlılığın ciddiyetle ele alınması gerektiğini ve Filistin hakları, insan hakları ve uluslararası düzenin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Font, İsrail'in uyguladığı apartheid rejiminin sona erdirilmesi yönündeki çabaların desteklenmeye devam etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Savaş Karşıtı Hareketin Tarihsel Bağlamı ve Gelecek Vizyonu
Plataforma Aturem la Guerra üyesi Pere Ortega, "Savaşa Hayır" sloganının sosyal hareketlere ait olduğunu ve Başbakan Pedro Sánchez'in bu sloganı sahiplenmesini eleştirdi. Ortega, NATO'ya ve savunma bütçelerindeki artışa karşı çıkarak, "Rusya'ya yakınlaşmak için diplomatik bir saldırı başlatılması ve Rusya'nın eskisi gibi bir dost haline gelmesi" gerektiğini öne sürdü. Bu açıklama, mevcut uluslararası gerilimler ve Batı ile Rusya arasındaki ilişkiler göz önüne alındığında oldukça dikkat çekiciydi ve çatışma yerine diyaloğu önceleyen bir yaklaşımı temsil ediyordu. İspanya'da 2003 Irak Savaşı'na karşı düzenlenen devasa "Savaşa Hayır" gösterileri, ülkenin savaş karşıtı hareketinin ne kadar köklü olduğunu göstermişti. O dönemde milyonlarca insan sokaklara dökülerek hükümetin savaşa katılımına karşı çıkmış ve bu, İspanyol siyasetinde derin izler bırakmıştı. Bu tarihsel miras, günümüzdeki benzer protestoların temelini oluşturmaktadır.
Gösterinin organizatörleri ve katılımcıları, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın iktidara geldiğinden bu yana benimsediği "tehdit, güç ve şiddete dayalı agresif, emperyalist politikayı" da protesto ettiler. Manifestoda, bu politikaların "halkları ve medeniyetleri yok etme" noktasına gelebileceği belirtildi. Bu eleştiri, sadece belirli bir liderin değil, genel olarak büyük güçlerin dünya üzerindeki etkisini ve askeri müdahaleleri sorgulayan anti-emperyalist bir duruşu yansıtıyordu. Barselona'daki bu gösteri, İspanya'nın ve özellikle Katalonya'nın uluslararası barışa olan bağlılığını ve militarizme karşı duruşunu bir kez daha ortaya koyarken, küresel çapta barış ve diplomasi çağrılarının ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Bu tür sivil toplum hareketleri, hükümetler üzerinde baskı oluşturarak, dış politika ve savunma harcamaları konularında daha şeffaf ve barış odaklı kararlar alınmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

