Barselona'nın hareketli Sants (Sants-Montjuïc) bölgesinde, kentin önemli ana arterlerinden biri olan Calle de Sants (Sants Caddesi), hafta sonları uygulanan yaya trafiğine kapatma uygulamasında önemli bir kesintiye gidiyor. Altı yıldır her hafta sonu yayalara özel bir bulvara dönüşen bu cadde, yıl sonundan itibaren yaklaşık iki yıl boyunca belirli bir bölümünde araç trafiğine açılacak. Bu karar, bölge sakinleri ve yerel esnaf arasında farklı tepkilere yol açarken, Barselona Belediyesi'nin (Ajuntament de Barcelona) kent planlaması ve sürdürülebilir ulaşım stratejileri açısından da yeni bir tartışma başlatıyor.
Şu anda yaz tatili nedeniyle askıya alınan ve eylül ayında yeniden başlayacak olan 'Obrim Carrers' (Caddeleri Açıyoruz) programı kapsamında, Calle de Sants'ın Creu Coberta ile Munné caddeleri arasındaki yaklaşık iki kilometrelik kısmı, cumartesi ve pazar günleri sabah 10:00'dan akşam 21:00'e kadar araç trafiğine kapatılarak tamamen yayaların kullanımına sunuluyordu. Bu uygulama, bölge sakinlerinin ve ziyaretçilerin rahatça yürüyüş yapmasına, sosyalleşmesine ve yerel işletmeleri ziyaret etmesine olanak tanıyarak caddeye farklı bir dinamizm kazandırmıştı. Ancak, yıl sonundan itibaren, Sants Meydanı (Plaça de Sants) ile Rambla Badal arasındaki bölüm, 2028 yılının sonuna kadar araç trafiğine yeniden açılacak. Bu durum, kesintisiz yaya aksını ikiye bölecek ve programın bütünlüğünü geçici olarak bozacak.
'Obrim Carrers' Programı ve Barselona'nın Kentsel Dönüşüm Vizyonu
'Obrim Carrers' programı, Barselona'nın daha yaşanabilir, yeşil ve insan odaklı bir kent olma vizyonunun önemli bir parçasıdır. Bu inisiyatif, kentlilerin kamusal alanlarla daha fazla etkileşim kurmasını teşvik ederken, araç trafiğinin azaltılması ve hava kalitesinin iyileştirilmesi gibi çevresel hedeflere de hizmet etmektedir. Programın uygulanmaya başladığı altı yıl içinde, Calle de Sants gibi merkezi caddelerin hafta sonları yayalaştırılması, yerel ekonomiyi canlandırmış, mahalle kültürünü güçlendirmiş ve sakinlerin yaşam kalitesini artırmıştır. Çocukların güvenle oyun oynayabileceği, ailelerin rahatça vakit geçirebileceği ve komşuların bir araya gelebileceği alanlar yaratılması, bu tür programların sosyal faydalarını açıkça ortaya koymuştur. Barselona'nın 'süper bloklar' (superilles) projesi gibi daha geniş kapsamlı kentsel dönüşüm stratejileriyle de örtüşen 'Obrim Carrers', kent genelinde yaya dostu alanların artırılmasına yönelik kararlı adımların bir göstergesidir.
Bu programın geçici olarak kesintiye uğraması, Barselona'nın kentsel gelişimindeki karmaşık dengeyi de gözler önüne sermektedir. Her ne kadar kaynak haberde kesintinin nedeni açıkça belirtilmese de, kent planlama uzmanları genellikle bu tür geçici aksaklıkların büyük altyapı projeleri, metro hattı genişletmeleri veya kapsamlı yol bakım çalışmaları gibi zorunlu müdahalelerden kaynaklandığını belirtmektedir. Bu tür projeler, uzun vadede kentin yaşam kalitesini artırmayı hedeflese de, kısa vadede günlük yaşamda ve yerel ekonomide belirli zorluklara yol açabilmektedir. Özellikle perakende sektöründeki işletmeler için yaya trafiğinin azalması, müşteri erişimini ve dolayısıyla ciroları olumsuz etkileyebilirken, bölge sakinleri için de alışılagelmiş bir konforun kaybı anlamına gelmektedir.
Geçici Kesintinin Etkileri ve Geleceğe Yönelik Beklentiler
Calle de Sants'ın yaya bölgesinin iki yıl boyunca bölünmesi, bölge sakinleri ve esnaf için çeşitli zorlukları beraberinde getirecektir. Hafta sonları araç trafiğine kapalı olan bu bölümün yeniden açılması, gürültü ve hava kirliliğinin artmasına neden olabilirken, yayaların güvenliği konusunda da endişelere yol açabilir. Ayrıca, yaya akışının kesintiye uğraması, özellikle Sants Meydanı ile Rambla Badal arasındaki bölümde yer alan işletmelerin müşteri potansiyelini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, yerel ticaret odaları ve esnaf dernekleri tarafından yakından takip edilmekte ve olası olumsuz etkilerin en aza indirilmesi için belediye ile işbirliği arayışları sürmektedir. Türkiye'deki büyük şehirlerde de benzer yayalaştırma projeleri (örneğin İstanbul'daki İstiklal Caddesi veya Ankara'daki Kızılay Meydanı'nın bazı bölümleri) uygulanmış olup, bu tür geçici aksaklıkların hem halk hem de esnaf üzerinde yarattığı etkiler yakından gözlemlenmektedir. Türk kentlerinde de altyapı çalışmaları nedeniyle sıkça karşılaşılan bu durumlar, kent yönetimlerinin halkla iletişim ve alternatif çözümler sunma kapasitesini test etmektedir.
Barselona Belediyesi'nin bu kararı, kentsel dönüşüm süreçlerinde karşılaşılan kaçınılmaz zorlukları ve öncelikler arasındaki dengeyi yansıtmaktadır. Uzun vadeli hedefler doğrultusunda yapılan altyapı yatırımları, kısa vadeli rahatsızlıklara yol açabilse de, nihayetinde daha modern ve işlevsel bir kent yapısına ulaşmayı amaçlar. 2028 yılı sonuna kadar sürecek bu kesintinin ardından, Calle de Sants'ın yeniden tam kapasiteyle yaya dostu bir bulvar haline gelmesi beklenmektedir. Bu süreçte, belediyenin bölge sakinleri ve esnafla şeffaf bir iletişim içinde olması, alternatif ulaşım ve erişim çözümleri sunması, olumsuz etkileri en aza indirmek adına kritik öneme sahiptir. Bu geçici durum, Barselona'nın sürdürülebilir kentleşme yolculuğunda karşılaştığı bir viraj olarak değerlendirilebilir; ancak kentin yaya odaklı ve çevreci vizyonundan sapmadığının altı çizilmelidir.


