Barselona'da, şehirdeki şikayetleri ve vatandaş haklarını denetleyen Sindic de Greuges (Ombudsman) kurumunun seçimi konusunda önemli bir tartışma yaşanıyor. PSC (Katalonya Sosyalist Partisi) liderliğindeki mevcut Collboni hükümeti, bu göreve gelecek kişiyi belirlemek için bir halk oylaması yapılması talebini reddetti. Bu karar, eski belediye başkanı Ada Colau'nun partisi BComú (Barselona Ortak) tarafından şiddetle eleştirildi ve siyasi arenada gerginliğe neden oldu.
Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) İnsan Hakları Başkan Yardımcısı Maria Eugènia Gay, Mart ayındaki Başkanlık Komisyonu toplantısında yaptığı açıklamada, ombudsmanın "halk tarafından seçilmesi gerekmediğini" vurguladı. Gay, Sindic de Greuges'in bağımsız bir kurum olarak kalması ve tarafsızlığını koruması gerektiğini savundu. Ayrıca, 2003'ten beri yürürlükte olan mevcut normatif çerçevenin, ombudsman seçimi sürecine zaten vatandaş katılım mekanizmalarını dahil ettiğini belirtti.
Gay, şehirdeki yaklaşık 5.000 kayıtlı kuruluşa yönelik iki aylık bir istişare sürecinin başlatıldığını ve bunun "geniş, yapılandırılmış ve Barselona'nın sivil toplum dokusuna kök salmış bir katılım" olduğunu ifade etti. Bu süreçte, sivil toplum kuruluşları aday önerileri sunabiliyor ve seçilecek ombudsmanın nitelikleri hakkında görüş bildirebiliyor. Ancak BComú, bu mekanizmanın yeterli olmadığını ve daha doğrudan bir halk katılımının şart olduğunu savunuyor.
Sindic de Greuges: Bağımsızlık mı, Doğrudan Demokrasi mi?
Sindic de Greuges, İspanya'da ve özellikle Katalonya (Catalunya) özerk bölgesinde, vatandaşların kamu idaresi karşısındaki haklarını korumakla görevli bağımsız bir kurumdur. Türkiye'deki Kamu Denetçiliği Kurumu'na benzer bir yapıya sahiptir. Bu kurum, belediye hizmetlerinden şikayetçi olan vatandaşların başvurularını inceler, idareye tavsiyelerde bulunur ve vatandaş ile kamu idaresi arasında arabuluculuk yapar. Görevinin doğası gereği, siyasi etkilerden uzak, tarafsız ve bağımsız olması büyük önem taşır.
Barselona'da Sindic de Greuges'in seçimi genellikle belediye meclisinin nitelikli çoğunluğuyla yapılır. Ancak Ada Colau'nun belediye başkanlığı döneminde, bu kurumu vatandaşlara daha yakın hale getirmek ve demokratik meşruiyetini artırmak amacıyla bir halk oylaması formülü önerilmişti. Colau, bu yolla ombudsmanın daha fazla tanınacağını ve vatandaşların güvenini kazanacağını savunuyordu. Bu tartışma, bir yandan bağımsız kurumların siyasi etkiden uzak kalması gerekliliği ile diğer yandan doğrudan demokrasi ve vatandaş katılımının artırılması talebi arasındaki gerilimi yansıtmaktadır.
Siyasi Tartışmanın Arka Planı ve Etkileri
BComú partisi sözcüsü Marc Serra, Collboni hükümetinin bu kararını "katılımı kısıtlamakla" suçladı. Serra, Ada Colau'nun başlattığı ve ombudsman seçiminde vatandaş katılımını öngören formülü savunarak, bu uygulamanın kurumun halk nezdindeki bilinirliğini ve meşruiyetini artırdığını belirtti. BComú'ya göre, mevcut süreç, sivil toplum kuruluşlarını kapsasa da, Barselona'nın tüm vatandaşlarının doğrudan söz sahibi olmasını engellemektedir.
Bu tartışma, Collboni'nin PSC liderliğindeki azınlık hükümetinin, Barselona'daki siyasi dinamikler üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor. Collboni, Ada Colau'nun önceki dönemindeki bazı politikaları tersine çevirme eğiliminde. Sindic de Greuges seçimi de bu politikalar arasındaki önemli bir çatışma alanı haline geldi. Halk oylaması talebinin reddedilmesi, Collboni hükümetinin daha geleneksel bir yönetim anlayışını benimsediğini ve kurumların bağımsızlığını, doğrudan demokrasi pratiklerinin önüne koyduğunu gösteriyor. Ancak bu durum, BComú gibi partilerin eleştirileriyle karşılaşmaya devam edecek ve Barselona siyasetindeki kutuplaşmayı derinleştirecektir. Gelecekteki yerel seçimlerde bu tür konuların seçmen davranışlarını etkilemesi muhtemeldir.



