İspanya Yüksek Mahkemesi (Tribunal Supremo), Barselona metrosunda 44 yıl boyunca tamirci-tornacı olarak görev yapan Rafael Rubio adlı eski bir çalışanın, iş yerinde maruz kaldığı amianto (asbest) nedeniyle kalıcı toplam maluliyet yaşadığını kesin olarak onayladı. Bu karar, daha önce Katalonya Yüksek Adalet Divanı (Tribunal Superior de Justícia de Catalunya - TSJC) tarafından verilen ve Transports Metropolitans de Barcelona (TMB) tarafından itiraz edilen kararı destekleyerek, 71 yaşındaki emekli işçinin asbestozis, plevral plaklar ve akciğer amfizemi teşhislerinin iş kaynaklı olduğunu tescil etti. Yüksek Mahkeme'nin temyiz başvurusunu reddetmesiyle, Rubio, Barselona metrosunun yaşayan eski çalışanları arasında, Vilapicina atölyesindeki zararlı tozlara maruz kalma sonucu meslek hastalığına yakalandığı resmi olarak tanınan ilk kişi oldu.
Rafael Rubio'nun davası, uzun ve çetin bir hukuk mücadelesinin ardından işçinin lehine sonuçlandı. Rubio, Barselona'nın toplu taşıma ağının bir parçası olan metro trenlerinin tamir ve bakımında görev yaparken, özellikle 1980'li yıllara kadar yaygın olarak kullanılan ve son derece tehlikeli olduğu bilinen amianto maddesine maruz kaldı. Yıllar sonra ortaya çıkan ciddi solunum rahatsızlıkları nedeniyle, hastalığının işiyle doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlama çabaları nihayet meyvesini verdi. Bu karar, sadece Rubio için değil, aynı koşullarda çalışmış binlerce işçi için de emsal teşkil etmesi açısından büyük önem taşıyor.
Transports Metropolitans de Barcelona (TMB), Rubio'nun teşhisini ve hastalıklarının kökenini sorgulayarak karara itiraz etmişti. Ancak TSJC'nin ardından Yüksek Mahkeme'nin de TMB'nin temyiz başvurusunu kabul etmemesiyle, kararın kesinleştiği ve artık itiraz yolunun kalmadığı belirtildi. Bu durum, İspanya'da iş sağlığı ve güvenliği davalarında işçilerin haklarının korunması adına önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Karar, TMB gibi büyük kamu kurumlarının, geçmişteki çalışma koşulları nedeniyle ortaya çıkan meslek hastalıkları konusunda sorumluluktan kaçamayacağını gösteriyor.
Amianto Tehlikesi ve Barselona Metrosu'ndaki Mirası
Amianto, yani asbest, ısıya, kimyasallara ve ateşe karşı dayanıklı yapısı nedeniyle 20. yüzyılın büyük bir bölümünde inşaat, sanayi ve ulaşım sektörlerinde yaygın olarak kullanılan bir mineraldi. Ancak, liflerinin solunması durumunda akciğer kanseri, mezotelyoma ve asbestozis gibi ölümcül hastalıklara yol açtığı kanıtlandı. İspanya, amianto kullanımını 2002 yılında tamamen yasaklarken, Türkiye'de bu yasak 2010 yılında yürürlüğe girdi. Ancak, bu tarihlerden önce inşa edilen veya kullanılan birçok yapıda ve araçta amianto hala mevcudiyetini koruyor ve eski çalışanlar için ciddi bir sağlık riski oluşturmaya devam ediyor.
Barselona metrosu gibi eski altyapı sistemleri, amianto liflerinin en yoğun bulunduğu alanlardan biriydi. Tren vagonlarının yalıtımında, fren sistemlerinde ve istasyon yapılarında kullanılan amianto, çalışanların sürekli olarak zararlı toza maruz kalmasına neden oluyordu. Bu durum, İspanya genelinde ve özellikle Barselona'da, metro çalışanları arasında amiantoya bağlı hastalıkların yaygınlığına dair endişeleri artırdı. Son yıllarda, TMB, metro ağındaki amianto kalıntılarını temizlemek için büyük çaplı projeler yürütse de, geçmişte maruz kalan işçiler için tehlike devam ediyor ve Rubio'nun davası bu acı gerçeğin bir kanıtı niteliğinde.
Emsal Kararın Etkileri ve Gelecek Perspektifi
Rafael Rubio'nun davası, İspanya'da amiantoya bağlı meslek hastalıkları konusunda açılacak diğer davalar için önemli bir emsal teşkil ediyor. Benzer şikayetleri olan diğer metro çalışanlarının da haklarını arama konusunda cesaretlenmesi bekleniyor. Uzmanlar, amiantoya bağlı hastalıkların genellikle 20 ila 40 yıl gibi uzun bir kuluçka süresine sahip olduğunu belirtiyor. Bu da, yasaklanmış olmasına rağmen amianto ile ilgili sağlık sorunlarının önümüzdeki yıllarda da gündemde kalmaya devam edeceğini gösteriyor.
Bu karar, Transports Metropolitans de Barcelona (TMB) üzerinde önemli finansal ve itibari etkiler yaratabilir. TMB, şimdiye kadar amianto mağduru çalışanlara karşı açılan davalarda milyonlarca Euro tazminat ödemek zorunda kaldı ve bu tür davaların sayısının artması bekleniyor. Ayrıca, bu durum, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının sürekli olarak gözden geçirilmesi ve iyileştirilmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'de de benzer durumlar yaşanabilir; özellikle eski sanayi bölgelerindeki veya toplu taşıma sistemlerindeki eski çalışanlar için amianto riski hala geçerliliğini koruyor ve bu tür emsal kararlar, Türk iş hukukunda da benzer davaların açılmasına zemin hazırlayabilir.
Sonuç olarak, Rafael Rubio'nun Barselona metrosundaki amianto maruziyeti nedeniyle kalıcı maluliyetinin Yüksek Mahkeme tarafından onaylanması, işçi hakları ve meslek hastalıkları mücadelesinde tarihi bir zaferdir. Bu karar, sadece İspanya'da değil, dünyada amianto kurbanlarının adalet arayışlarına ışık tutmakta ve şirketlerin çalışan sağlığına yönelik sorumluluklarını bir kez daha hatırlatmaktadır. Amiantonun sessiz ve ölümcül mirası, yasal süreçler aracılığıyla gün yüzüne çıkmaya ve mağdurlarına hak ettikleri adaleti sağlamaya devam etmektedir.


