Barselona'nın merkezindeki Dreta de l'Eixample (Eixample'ın Sağ Yakası) bölgesi, son on yılda lüks konut projelerinin hızla artmasıyla dikkat çekici bir dönüşüm yaşıyor. Yerel bir mahalle derneği olan Associació de Veïnes i Veïns de la Dreta de l'Eixample tarafından hazırlanan kapsamlı bir rapor, 2016-2026 dönemini kapsayan bu değişimin mahalledeki konut hakkı ve sosyal uyum üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Rapora göre, spekülatif işlemler sonucunda 141 mülk ve yaklaşık 2.400 konut doğrudan etkilenmiş durumda.
En çarpıcı bulgulardan biri ise, mahalledeki konut amaçlı kullanılan dairelerin %30'unun lüks konutlara, turistik dairelere veya geçici konaklama birimlerine dönüştürülerek kaybedilmesi. Dernek başkanı Jaume Artigues, bu dönüşümün "30.000 yatağın kaybedilmesi" anlamına geldiğini belirtiyor. Bu yataklar daha önce mahalle sakinleri tarafından konut olarak kullanılırken, şimdi çoğunlukla yüksek gelirli turistlere veya kısa süreli ziyaretçilere hizmet ediyor. Artigues, bu durumun geri döndürülmesinin oldukça zor göründüğünü, ancak "kimin yöneteceğine bağlı olacağını" belirterek siyasi iradenin önemine vurgu yapıyor.
Lüks konut piyasasının bu bölgedeki metrekare fiyatları 10.000 € ile 20.000 € arasında değişiyor, bu da Barselona şehir ortalamasının çok üzerinde. Bu yükselişin arkasında, yıllık %25'i, hatta bazı geliştiriciler için %32'yi aşan yüksek kar marjlarıyla çalışan yatırım fonları ve gayrimenkul şirketleri bulunuyor. Bu spekülatif işlemler genellikle 100 yaşından büyük eski binaların kapsamlı rehabilitasyonunu, ofislerin lüks dairelere dönüştürülmesini veya mevcut dairelerin bölünerek değerlerinin artırılmasını içeriyor. Ayrıca, turistik konaklama veya sezonluk kiralamalara geçiş de yaygın bir uygulama. Eixample'da kiralık konutların %70'ini geçici kiralamalar oluşturuyor ve bu yöntem, kira fiyatı düzenlemelerini aşmak için kullanılıyor.
Barselona'da Konut Krizi ve Eixample'ın Dönüşümü
Barselona, İspanya'nın en popüler şehirlerinden biri olarak, son yıllarda artan turizm ve yabancı yatırımın etkisiyle ciddi bir konut kriziyle karşı karşıya. Eixample (Türkçe okunuşuyla Eyşample), 19. yüzyılda kentsel planlamacı Ildefons Cerdà tarafından tasarlanan ikonik ızgara planıyla bilinen, geniş caddeleri ve karakteristik binalarıyla öne çıkan bir bölge. Başlangıçta burjuva sınıfı için tasarlanmış bir yerleşim alanı olmasına rağmen, günümüzde bu tarihi doku, lüks konut ve turistik kiralama baskısı altında kimlik değişimi yaşıyor.
Bu durum, şehrin genelinde gözlemlenen soylulaşma (gentrification) sürecinin bir parçası. Artan kira fiyatları ve yaşam maliyetleri, uzun süredir mahallede yaşayan düşük ve orta gelirli aileleri yerlerinden etmeye zorluyor. Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) ve Katalonya (Catalunya) özerk hükümeti, turistik daire lisanslarını sınırlama ve kira fiyatlarını düzenleme gibi çeşitli önlemler almaya çalışsa da, geçici kiralama gibi yöntemlerle bu düzenlemelerin etrafından dolanılıyor. Bu durum, yerel yönetimlerin bu karmaşık sorunla mücadelede ne kadar zorlandığını gösteriyor.
Benzer bir tablo, Türkiye'nin büyük şehirlerinde, özellikle İstanbul'un tarihi semtlerinde de yaşanıyor. Beyoğlu, Galata veya Cihangir gibi bölgelerde eski binalar, yüksek gelirli yabancılara veya Airbnb gibi platformlar aracılığıyla kısa süreli kiralamalara yönelik lüks konutlara dönüştürülüyor. Bu durum, yerel esnafın ve sakinlerin yerlerinden edilmesine, mahalle kültürünün yok olmasına ve şehirlerin kimliklerini kaybetmesine yol açıyor. Barselona'da yaşananlar, küresel şehirlerdeki konut piyasalarının nasıl benzer dinamiklerle karşı karşıya kaldığının çarpıcı bir örneği.
Soylulaşmanın Sosyal Maliyeti ve "Görünmez Tahliyeler"
Derneğin araştırmasına göre, bu spekülatif işlemlerden doğrudan etkilenen yaklaşık 2.400 konut, tahmini 6.000 mahalle sakininin soylulaşma süreçleriyle karşı karşıya kaldığı anlamına geliyor. Bu durum, "görünmez tahliyeler" olarak adlandırılan bir olguya yol açıyor. Kiracıların sözleşmeleri yenilenirken kiralar iki katına çıkabiliyor, bu da onları mevcut evlerinden taşınmaya mecbur bırakıyor. Bu tür tahliyeler, resmi yasal süreçler yerine ekonomik baskılarla gerçekleştiği için çoğu zaman kamuoyunun gözünden kaçıyor.
Sonuç olarak, Barselona'nın bu merkezi mahallesinde yaşayan köklü sakinler, daha yüksek satın alma gücüne sahip veya turizmle bağlantılı yeni bir nüfusla yer değiştiriyor. Bu değişim sadece demografik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir erozyona da neden oluyor. Yerel esnaf ve küçük işletmeler, yerlerini lüks butiklere, zincir mağazalara veya turist odaklı mekanlara bırakıyor, bu da mahallenin özgün karakterini ve yerel ekonomisini bozuyor.
Mahalledeki sosyal uyum bozuluyor, çünkü komşuluk ilişkileri zayıflıyor ve yerleşik topluluklar dağılıyor. Dreta de l'Eixample, giderek lüks tüketime ve değişken bir nüfusa odaklanmış, kendi özgün kimliğini yitiren bir bölge haline geliyor. Raporda belirtilen %30'luk korumalı konut zorunluluğu gibi düzenlemeler bile, lisansların parçalanması gibi stratejilerle aşılıyor ve bu da mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. Bu durum, şehir plancıları, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler için acil çözüm bekleyen karmaşık bir sorun teşkil ediyor ve Barselona'nın gelecekteki sosyal yapısı üzerinde derin etkiler bırakmaya devam ediyor.

