Barselona'nın en köklü geleneklerinden biri olan koruyucu azize kültürü, folklorist ve popüler kültür uzmanı Amadeu Carbó'nun yeni kitabı "El patronatge de la Mare de Déu de la Mercè" (Meryem Ana La Mercè'nin Hamiliği) ile yeni bir bakış açısı kazanıyor. Carbó, Barselona'nın sembollerinden biri olan La Mercè'nin (Merhamet Meryem Anası), şehrin diğer önemli koruyucu azizesi Santa Eulàlia'nın (Azize Eulalia) yerini aldığına dair yaygın inanışın bir mit olduğunu iddia ediyor. Yazar, bu iddiayı Infobarris ile yaptığı röportajda "Bu doğru değil" diyerek kesin bir dille reddediyor ve iki figürün Barselona'nın kimliğindeki tamamlayıcı rollerini vurguluyor. Bu çalışma, Barselona'nın kültürel mirasını ve her yıl coşkuyla kutlanan Festa Major de la Mercè (La Mercè Büyük Festivali) gibi önemli kutlamaların ardındaki karmaşık tarihi yeniden keşfetmeye davet ediyor.
Carbó, La Mercè'ye olan adanmışlığın 13. yüzyıldan bu yana Barselona halkı arasında çok sevildiğini, ancak Merhamet Meryem Anası'nın piskoposluğun resmi koruyucu azizesi statüsünü ancak 1868'de kazandığını belirtiyor. Yazar, Santa Eulàlia ve La Mercè'nin birbirini dışlayan figürler olmadığını, aksine şehrin tarihi ve kültürel gelişiminde farklı dönemleri temsil eden tamamlayıcı unsurlar olduğunu savunuyor. Bu iki figürün, Barselona'nın zengin geçmişinin ve bugünkü kimliğinin anlaşılması için birlikte ele alınması gerektiğinin altını çiziyor; zira her biri şehrin farklı bir yönünü ve dönemini yansıtıyor.
Santa Eulàlia, Barselona'nın en eski köklerini, Roma dönemine uzanan geçmişini ve Hristiyanlığın ilk şehitlerini temsil eder. Efsaneye göre, 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde inancı uğruna şehit düşen genç bir bakire olan Santa Eulàlia, şehrin tarihsel derinliğini ve direniş ruhunu simgeler. Ona adanmış birçok kilise ve anıt, Barselona'nın gotik mahallelerinde hala ayakta durmaktadır. Öte yandan La Mercè, 1871'den bu yana Barselona'nın en popüler kutlamalarından biri haline gelen büyük festivalle özdeşleşen modern Barselona'yı temsil eder. La Mercè, özellikle denizcilerin ve esirlerin koruyucusu olarak bilinen Merhamet Meryem Anası'na adanmıştır ve şehrin daha sonraki dönemlerdeki gelişimini ve kimliğini yansıtır. Carbó'nun analizi, bu iki figürün Barselona'nın kolektif hafızasında nasıl farklı ancak birleşik bir yer edindiğini açıklığa kavuşturuyor.
Festa Major de la Mercè, her yıl Eylül ayında düzenlenen ve milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan, Catalunya (Katalonya)'nın en büyük sokak festivallerinden biridir. Bu festival, sadece dini bir anma olmanın ötesinde, Barselona'nın kültürel çeşitliliğini, geleneksel danslarını (sardana), insan kulelerini (castells), dev figürleri (gegants) ve modern sanat etkinliklerini bir araya getiren canlı bir kutlamadır. Bu festival, La Mercè'nin Barselona'nın modern kimliğiyle ne kadar iç içe geçtiğinin somut bir göstergesidir. Şehrin dinamik ve kozmopolit yapısını yansıtırken, aynı zamanda derin dini ve kültürel köklerine de saygı duyar, böylece geçmişle bugün arasında bir köprü kurar.
La Mercè'nin Hamiliğinin Tarihsel Yolculuğu
Amadeu Carbó'nun kitabı, La Mercè'nin koruyucu azize ilan edilmesine yol açan, Barselona Ajuntament'i (Belediyesi), Piskoposluk ve Vatikan'ı içeren az bilinen bir bölümü de aydınlatıyor. Carbó, La Mercè'nin hamiliğinin ilanının, sanayileşme döneminde kutlama ve çalışma takvimlerinde yapılan reformlarla bağlantılı olduğunu savunuyor. Bu bağlam, 1868'de La Mercè'nin resmi olarak tanınmasını kolaylaştırmıştır. Bu dönemde, şehirler hızlı bir dönüşüm geçirirken, dini figürlerin ve festivallerin toplumsal düzen ve kimlik oluşturmadaki rolü yeniden tanımlanıyordu. La Mercè'nin bu süreçte öne çıkması, Barselona'nın değişen ihtiyaçlarına ve toplumsal yapısına bir yanıt olarak görülebilir, zira şehir yeni bir endüstriyel çağa adım atıyordu.
Bu hamiliğin kilit öncüllerinden biri, Carbó tarafından 17. yüzyılın sonlarında yaşanan çekirge vebası sırasında Şehir Konseyi'nin La Mercè Meryem Anası'na yaptığı yemin (vot) olarak gösteriliyor. Barselona, o dönemde yıkıcı bir çekirge istilasıyla karşı karşıya kalmış ve çaresizlik içinde ilahi yardım aramıştır. Yazara göre, bu ilk yemin, Meryem Ana'nın bu adanmışlığıyla bir koruma ilişkisi kurmuş, ancak onu henüz Barselona'nın koruyucu azizesi yapmamıştı. Bu olay, La Mercè'ye olan bağlılığı güçlendirmiş, ancak resmi statü için daha fazla zamana ve değişen koşullara ihtiyaç duyulmuştur. Bu tür adaklar, Orta Çağ ve Erken Modern Dönem'de felaketler karşısında ilahi yardım arayışının yaygın bir parçasıydı ve halkın inanç sisteminde önemli bir yer tutuyordu.
Kültürel Kimlik ve Tarihsel Anlatıların Önemi
Amadeu Carbó'nun çalışması, Barselona'nın kültürel kimliğinin katmanlarını açığa çıkararak, tarihsel anlatıların nasıl inşa edildiğini ve zamanla nasıl değişebileceğini gösteriyor. Türk okuyucular için de benzer bir bağlam kurulabilir; farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarında da şehirlerin ve bölgelerin kendi "koruyucu" figürleri, evliyaları veya efsanevi kahramanları bulunur. Bu figürler, tıpkı Barselona'daki Santa Eulàlia ve La Mercè gibi, bir şehrin ruhunu ve halkının ortak hafızasını şekillendirir, kolektif kimliğin temel taşlarından biri haline gelir. Carbó'nun araştırması, bu figürlerin sadece dini semboller olmadığını, aynı zamanda şehrin sosyal, ekonomik ve politik evrimiyle iç içe geçmiş kültürel mirasın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor.
Sonuç olarak, Amadeu Carbó'nun kitabı, Barselona'nın iki koruyucu azizesi arasındaki ilişkinin karmaşıklığını basitleştiren yaygın yanlış anlamaları düzeltiyor. La Mercè ve Santa Eulàlia, birbirlerinin yerine geçmek yerine, Barselona'nın hem antik köklerini hem de modern dinamizmini yansıtan zengin ve çok yönlü bir kültürel dokunun tamamlayıcı iplikleri olarak duruyorlar. Bu çalışma, Barselonalıları ve şehri ziyaret edenleri, bu iki önemli figürün ardındaki gerçek tarihi ve onların şehrin kimliği üzerindeki kalıcı etkisini daha derinlemesine anlamaya teşvik ediyor, böylece geleneklerin ve mitlerin daha bilinçli bir şekilde yorumlanmasına olanak tanıyor.


