Barselona'nın hareketli Eixample (Eşample) bölgesinde yer alan Bloc Sepúlveda sakinleri, evlerini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya oldukları zorlu bir süreçte, yatırım fonu Vandor Real Estate Socimi'nin mülkü satışa çıkarma kararıyla "küçük bir zafer" elde ettiklerini düşünüyorlar. Ancak bu gelişme, kiracıların endişelerini tamamen ortadan kaldırmış değil. Sakinler, mülkün yeni sahibine devredilmeden önce kira sözleşmelerinin derhal ve toplu olarak yenilenmesini talep ediyorlar. Bu talep, Vandor'un daireleri yüksek getirili "co-living" (ortak yaşam) alanlarına dönüştürme planlarına karşı verilen uzun soluklu mücadelenin bir parçası.
Geçtiğimiz günlerde basında yer alan haberlere göre, Vandor'un Barselona genelindeki 13 mülkünü JLL emlak danışmanlığı aracılığıyla satmayı planlaması, kiracılar tarafından kendi örgütlü mücadelelerinin bir sonucu olarak yorumlanıyor. Ancak bu "zafer"in kalıcı olabilmesi için, mülk sahibi Vandor'dan, satış işlemi tamamlanmadan önce tüm kira sözleşmelerini yenilemesi bekleniyor. Sindicat d'Habitatge Socialista de Catalunya (Katalonya Sosyalist Konut Sendikası) sözcüsü Rebeca Pérez, "Bloku kim alırsa alsın, sakinlerin evlerinde kalabilmelerini garanti altına almak için tüm sözleşmelerin derhal yenilenmesini talep ediyoruz" ifadeleriyle, kolektif bir çözümün önemini vurguluyor.
Vandor'un, satış duyurusunun ardından toplu bir çözüm müzakere etmeyi reddettiği ve bunun yerine kiracılara bireysel olarak bir veya en fazla iki yıllık kira uzatma teklifleri sunduğu belirtiliyor. Ancak sendika, hiçbir kiracının bu kısa süreli uzatmaları imzalamadığını ifade ediyor. 20 yılı aşkın süredir binada yaşayan Èrica, bu uzatmaların sadece geçici birer çözüm olduğunu ve gerçek bir güvenlik sağlamadığını dile getirerek, "Evlerimizde kalabilmek için kolektif olarak örgütlenmeye devam edeceğimizi açıkça belirtmek istiyoruz" diyor. Bu durum, Barselona'da artan konut krizi ve yatırım fonlarının emlak piyasasındaki etkisi bağlamında, kiracıların hak arayışlarının ne denli kritik olduğunu gözler önüne seriyor.
Barselona'da Konut Krizi ve Yatırım Fonlarının Rolü
Barselona, son yıllarda artan turizm ve yabancı yatırımın etkisiyle ciddi bir konut krizi yaşıyor. Şehirdeki kira fiyatları hızla yükselirken, yerel sakinler giderek artan bir şekilde evlerinden edilme tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Vandor gibi gayrimenkul yatırım fonları (İspanya'da "Socimi" olarak bilinen, vergi avantajları sunan gayrimenkul yatırım ortaklıkları), kar maksimizasyonu hedefiyle eski binaları satın alıp, daireleri yüksek getirili kısa dönem kiralama veya "co-living" gibi modellere dönüştürme yoluna gidiyor. Bu durum, uzun süreli kiracıları mağdur ederken, şehirdeki sosyal dokunun ve mahalle kültürünün de bozulmasına neden oluyor.
Bloc Sepúlveda örneği, bu genel tablonun mikro düzeydeki bir yansıması. Vandor, Kasım 2025'te (kaynakta belirtilen tarih, muhtemelen bir yazım hatası olup güncel bir yılı ifade etmektedir) satın aldığı Sepúlveda Caddesi 83 numaradaki 28 daireli binada, kiracıları tahliye ederek boşalan dairelerde tadilatlara başlamış durumda. Şu an itibarıyla sadece 16 kiracı kalmışken, boşalan 12 dairenin bazıları "co-living" alanlarına dönüştürülüyor. Sendika sözcüsü, bir aileye kiralanan bir daireden 1.100 € gelir elde edilirken, odaların ayrı ayrı kiralanmasıyla bu gelirin üç katına çıkabildiğini belirterek, "Bu sorunu çözme konusunda siyasi yetersizliği" eleştiriyor. Bu durum, yatırımcıların konut piyasasında yarattığı dönüşümün ve bunun sosyal maliyetinin çarpıcı bir göstergesi.
İspanya genelinde, özellikle büyük şehirlerde, kira fiyatlarına getirilen sınırlamalar ve "gran tenedor" (büyük mülk sahibi) olarak adlandırılan yatırım fonlarına yönelik düzenlemeler bulunsa da, bu yasaların uygulanması ve etkinliği konusunda tartışmalar devam ediyor. Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona), bu tür tahliyeleri önlemek ve konut hakkını korumak için çeşitli adımlar atmaya çalışsa da, yatırım fonlarının karmaşık yapıları ve yasal boşluklar, kiracıların mücadelesini daha da zorlaştırıyor. Türkiye'de de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde benzer kira artışları ve konut erişimi sorunları yaşanmakta, ancak "co-living" modelinin bu denli yaygınlaşması henüz gözlemlenmemiştir. Ancak Türkiye'deki kentsel dönüşüm projeleri ve yatırım odaklı konut politikaları da zaman zaman yerel halkın mağduriyetine yol açabilmektedir.
Kolektif Mücadelenin Önemi ve Gelecek Etkileri
Bloc Sepúlveda sakinlerinin direnişi, Barselona'da konut hakkı için verilen mücadelenin önemli bir sembolü haline gelmiştir. Bu tür kolektif örgütlenmeler, yatırım fonlarının kar odaklı stratejilerini doğrudan etkileyebilir ve şehir yönetimleri üzerinde, kiracıların haklarını koruyacak daha güçlü yasal düzenlemeler yapma baskısı oluşturabilir. Uzmanlar, şehirlerin sadece yatırımcılar için değil, aynı zamanda orada yaşayan insanlar için de yaşanabilir olması gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, uzun dönemli kira sözleşmelerinin güvence altına alınması, tahliyelerin önüne geçilmesi ve "co-living" gibi modellerin düzenlenmesi büyük önem taşıyor.
Barselona'nın gelecekteki konut politikaları, bu tür vakaların nasıl ele alınacağına bağlı olacaktır. Şehir yönetimlerinin, yatırımcıların talepleri ile yerel halkın konut hakkı arasındaki dengeyi sağlamak için daha proaktif adımlar atması gerekmektedir. Aksi takdirde, Barselona gibi tarihi ve kültürel zenginliklere sahip şehirler, kendi sakinlerini kaybetme ve sadece turistler ile yüksek gelirli bireyler için bir cazibe merkezine dönüşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Bloc Sepúlveda sakinlerinin mücadelesi, sadece kendi evleri için değil, tüm Barselona'nın sosyal adalet ve yaşanabilirlik mücadelesi için de bir örnek teşkil etmektedir.


