Barselona'nın tarihi Gòtic (Gotik) Mahallesi'nin kalbinde, Ample Caddesi üzerinde yer alan Ítaca Kapsayıcılık Evi, 1990 yılından bu yana ağır sosyal dışlanma yaşayan bireylerin hayatında temel bir dayanak noktası olmuştur. Başlangıçta, 1990'lı yılların AIDS pandemisiyle mücadele eden ve yalnızlık içinde ölümle yüzleşen kişilere onurlu bir son sunma insani misyonuyla kurulan bu proje, zamanla evrim geçirerek günümüzde çok daha geniş bir sosyal entegrasyon ağına dönüşmüştür. Ítaca, otuz yılı aşkın süredir Barselona'da umudun ve dayanışmanın sembolü olarak varlığını sürdürmektedir.
Projenin kökenleri, Bolivya'da uzun yıllar sosyal işbirliği alanında görev yapmış bir Fransisken rahip olan Peder Josep Costa ve Raval Mahallesi ile yakından ilişkili bir figür olan Rahibe Genoveva Masip'in vizyonuna dayanmaktadır. 90'lı yılların acımasız gerçeği karşısında, birçok kişinin sokaklarda veya pansiyonlarda tıbbi ya da duygusal destekten yoksun bir şekilde yalnız başına öldüğünü gören kurucular, bu konutu bir sığınak olarak düzenlemeye karar verdiler. O dönemde AIDS, sadece bir hastalık değil, aynı zamanda derin bir toplumsal damgalama ve tecrit kaynağıydı.
İlk aşamalarında sekiz kişiye ev sahipliği yapabilen Ítaca Evi'nin misyonu netti: Hiç kimsenin yalnızlık içinde ölmek zorunda kalmamasını sağlamak. Sabahları, öğleden sonraları ve geceleri eşlik etmeye adanmış gönüllüler, marjinalleşme ile damgalanmış yaşam öykülerinden, Merkez Bankası soygununa karışan bir kişi gibi beklenmedik geçmişlere sahip bireylere kadar çok çeşitli profillerdeki insanlara destek oldular. Bu dönemde İspanya'da ve tüm dünyada AIDS'e karşı bilgi eksikliği ve korku hakimdi, bu da hastaların toplumdan daha da izole olmasına neden oluyordu.
Tıbbi Gelişmelerle Değişen Misyon: Hayata Yeniden Tutunma
1990'ların sonları ve 2000'lerin başlarında antiretroviral tedavilerin ortaya çıkmasıyla birlikte, Ítaca Projesi'nin doğası da önemli bir dönüşüm geçirdi. Bu yeni ilaçlar sayesinde HIV, ölümcül bir hastalıktan, kontrol altında tutulabilen kronik bir duruma evrildi. Bu tıbbi atılım, birçok kişinin özerkliğini yeniden kazanmasına ve normal bir yaşam sürmesine olanak tanıdı. Bu değişimle birlikte, Ítaca Kapsayıcılık Evi de sadece palyatif bakım sağlayan bir merkez olmaktan çıkarak, yaşam yolculuğunda eşlik eden bir alana dönüştü.
Fundació Acollida d'Esperança (Umut Karşılama Vakfı), bu modelin genişlemesini, Badalona'da başka bir merkezin açılması da dahil olmak üzere, destekleyerek sosyo-işgücü entegrasyonuna dayalı bir çalışma yöntemini pekiştirdi. Günümüzde Ítaca Evi'nden geçen kullanıcılar, hayatlarını yeniden inşa etmek, sağlıklarını iyileştirmek ve topluma yeniden entegre olmak için gerekli bağımsızlığı kazanmak amacıyla bir veya iki yıllık bir süreci tamamlamaktadırlar. Bu süreç, sadece fiziksel iyileşmeyi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal destekle bireylerin özgüvenlerini yeniden kazanmalarını da hedeflemektedir.
AIDS Pandemisi ve Sosyal Dışlanma Bağlamı
1980'lerin başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan AIDS pandemisi, özellikle 1990'lı yıllarda küresel bir krize dönüşmüştü. İspanya da bu krizden derinden etkilenen ülkelerden biriydi. Hastalıkla ilgili bilgi eksikliği, etkili tedavi yöntemlerinin sınırlı olması ve hastalığın belirli gruplarla (özellikle uyuşturucu kullanıcıları ve eşcinseller) ilişkilendirilmesi, HIV pozitif bireylerin toplumda ağır bir damgalanmaya maruz kalmasına neden oluyordu. Bu dönemde, devletin sağlık sistemleri de bu denli büyük bir krize hazırlıksız yakalanmıştı ve sivil toplum kuruluşları, özellikle dini kökenli vakıflar, bu boşluğu doldurmak için kritik bir rol oynadılar. Peder Costa ve Rahibe Masip gibi figürler, bu zorlu dönemde insanlık ve merhamet adına öne çıkarak, toplumsal dışlanmanın en keskin örneklerinden birine karşı durdular.
Barselona gibi büyük metropollerde sosyal dışlanma, sadece hastalıkla sınırlı kalmayıp, evsizlik, yoksulluk, uyuşturucu bağımlılığı ve göç gibi çok katmanlı sorunlarla iç içe geçmiştir. Ítaca Projesi, bu karmaşık sorun yumağının ortasında, en kırılgan bireylere bir sığınak ve yeniden başlama fırsatı sunarak, toplumsal dayanışmanın gücünü ortaya koymaktadır. Türkiye'de de HIV/AIDS ile mücadele, benzer şekilde damgalama ve ayrımcılık sorunlarıyla karşılaşmaktadır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de HIV ile yaşayan kişi sayısı her geçen yıl artmakta olup, 2023 itibarıyla 40.000'i aşkın kişi HIV ile yaşamaktadır. İspanya'da yaşanan bu deneyimler, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları için de önemli dersler ve ilham kaynakları sunmaktadır. Her iki ülke de, HIV pozitif bireylerin toplumsal entegrasyonunu sağlamak ve damgalamayı ortadan kaldırmak için eğitim ve farkındalık çalışmalarının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır.
Damgalama ile Mücadele ve Pedagojinin Gücü
Tıbbi alandaki tüm bu ilerlemelere rağmen, Ítaca gibi kuruluşlar, HIV pozitif bireylerin hala maruz kaldığı toplumsal damgalamanın devam ettiğini vurgulamaktadır. Evle bağlantılı tanıklıklara göre, hem aile hem de sosyal çevredeki yanlış anlama ve önyargılar hala sürmektedir. Bu durum, HIV ile yaşayan bireylerin iş bulma, barınma ve sosyal ilişkiler kurma gibi temel haklarında ciddi engellerle karşılaşmasına neden olmaktadır. Damgalama, hastalığın kendisi kadar yıkıcı olabilir ve bireylerin ruh sağlığı üzerinde derin olumsuz etkiler bırakabilir.
Günümüzde projenin en önemli görevlerinden biri pedagojidir, yani toplumu eğitme ve bilinçlendirme çabalarıdır. Ítaca, modern tedaviler sayesinde virüsün saptanamaz hale gelebileceğini ve dolayısıyla bulaşıcı olmadığını (U=U: Saptanamaz = Bulaşıcı Değil) vatandaşlara hatırlatmaktadır. Bu bilimsel gerçek, HIV ile yaşayan bireylerin normal bir hayat sürebileceği ve başkalarına virüsü bulaştırmayacağı anlamına gelmektedir. Bu mesajın yaygınlaştırılması, damgalamayı kırmak ve HIV pozitif bireylerin topluma tam entegrasyonunu sağlamak için hayati önem taşımaktadır. Ítaca Projesi, başlangıcından bu yana sergilediği uyum yeteneği ve insan odaklı yaklaşımıyla, Barselona'da zorlu koşullara rağmen umudu yeşerten, toplumsal dayanışmanın ve değişimin güçlü bir örneği olmaya devam etmektedir.


