Barselona'nın tarihi Horta (Orta) mahallesinde, 1970'li yıllar İspanya'sının siyasi ve toplumsal atmosferine meydan okuyan, gençleri bir araya getiren ve spor aracılığıyla toplumsal bağları güçlendiren öncü bir hareket doğdu. Club d'Esplai Sant Joan d'Horta (Sant Joan d'Horta Gençlik ve Eğlence Kulübü) ile bağlantılı bir grup arkadaş ve eğitmen, 1970 yılında "Les 24 hores de l’esport d’Horta" (Horta'nın 24 Saatlik Sporu) adını verdikleri bir spor etkinliği başlattı. Sant Joan d'Horta Kilisesi'nin arkasındaki avluda, Rectoria ve Salses caddelerinin köşesinde şekillenen bu girişim, zamanla Barselona'nın dört bir yanından yüzlerce katılımcıyı mobilize eden, şehrin en önemli yerel spor organizasyonlarından biri haline geldi. Bu etkinlik, sadece bir spor maratonu olmanın ötesinde, gençlerin sosyal etkileşimini teşvik etmeyi ve topluluk ruhunu canlandırmayı amaçlayan derin bir toplumsal misyon taşıyordu.
Etkinliğin ilk tohumları, kulübün bir eğitmen çiftinden geldi; sürekli bir fiziksel aktivite gününü organize etme fikrini taşıyorlardı. Eylül 1970'de ilk edisyon gerçekleştirildi, ancak 24 saatin çok zorlayıcı olabileceği endişesiyle başlangıçta 12 saatle sınırlı tutuldu. Ancak, gençlerin coşkusu ve etkinliğe olan yoğun ilgi, organizatörleri bir sonraki yıl, 1971'de, planlanan 24 saatlik spor maratonunu nihayet gerçekleştirmeye ikna etti. Bu karar, etkinliğin kaderini değiştirdi ve başarı hemen kapıyı çaldı. Kayıt için uzun kuyruklar oluştu ve her edisyon, sadece Horta sakinlerini değil, aynı zamanda Barselona'nın diğer bölgelerinden gelen arkadaşları ve tanıdıkları da dahil olmak üzere yaklaşık 500 katılımcıyı bir araya getirdi. Her Eylül ayında büyük bir heyecanla beklenen bu buluşma, kısa sürede mahallenin takvimindeki vazgeçilmez bir etkinlik haline geldi ve yerel halkın yaşamında önemli bir yer edindi.
Horta'nın 24 Saatlik Sporu, üç temel ilke üzerine inşa edilmişti. Birincisi, sporun bir sosyalleşme aracı olarak görülmesiydi; bu sayede arkadaş grupları diğer takımlarla tanışabilir, yeni bağlar kurabilir ve toplumsal uyumu güçlendirebilirdi. İkincisi, etkinliğin başından itibaren kız ve erkek çocukların karma katılımı teşvik edildi, bu da o dönemin geleneksel spor anlayışına göre oldukça ilerici ve kapsayıcı bir yaklaşımdı. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, bu buluşma futsalın (salon futbolu) gelişiminde önemli bir rol oynadı. O yıllarda futsal henüz yeni yeni filizlenmekteydi; ne standart bir top ne de belirlenmiş bir kural kitabı mevcuttu. Bu durum, etkinliğin öncülerinin kendi kurallarını doğaçlama yapmalarını gerektirdi ve onları bu sporun gelişiminde gerçek anlamda birer öncü haline getirdi. Horta, futsalın İspanya'daki ilk adımlarından bazılarına ev sahipliği yapmış oldu.
Franco Dönemi ve Toplumsal Önemi
1970'li yıllar İspanya'sı, General Francisco Franco'nun diktatörlüğünün son dönemlerini yaşıyordu. Siyasi özgürlüklerin kısıtlı olduğu, sivil toplumun devlet kontrolünde tutulduğu bu dönemde, Club d'Esplai Sant Joan d'Horta gibi yerel ve kilise bağlantılı gençlik kulüpleri (Club d'Esplai, Katalan kültüründe gençlerin boş zamanlarını eğitici ve eğlenceli aktivitelerle değerlendirdiği, genellikle gönüllüler tarafından yönetilen kulüplerdir) gençlere bir nefes alma alanı sunuyordu. Horta'nın 24 Saatlik Sporu gibi etkinlikler, gençlerin bir araya gelmesi, örgütlenmesi ve ortak bir amaç etrafında sosyalleşmesi için nadir ve değerli fırsatlardı. Bu tür girişimler, sadece spor yapmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı, ekip ruhunu ve katılımcı demokrasi değerlerini filizlendiriyordu. Dolayısıyla, bu etkinlik sadece bir spor turnuvası değil, aynı zamanda Franco rejiminin baskıcı atmosferinde toplumsal direnişin ve özgürleşme arayışının bir sembolüydü.
Futsalın, yani salon futbolunun bu etkinlikte oynadığı öncü rol de ayrıca dikkat çekicidir. Uruguay'da 1930'larda ortaya çıkan bu spor, 1970'lerde Avrupa'ya, özellikle de İspanya ve Portekiz'e yayılmaya başlamıştı. Horta'da kuralsız bir şekilde oynanması, sporun tabandan nasıl geliştiğinin ve yerel inisiyatiflerin uluslararası spor dallarının yayılmasına nasıl katkıda bulunabileceğinin bir göstergesiydi. Ayrıca, etkinlik öncesi yapılan spor gösterileri de katılımcılar için büyük bir ilham kaynağıydı. O dönemin önemli figürlerinden Martí Perernau'nun katılımı, etkinliğe ayrı bir prestij katmıştır. Perernau, yüksek atlamada devrim niteliğindeki "Fosbury Flop" stilini (atletin sırtüstü atladığı teknik) kullanan ilk Katalan atlet olmasıyla tanınıyordu. Onun kilise avlusundaki pratik gösterisi, genç sporcular için unutulmaz bir deneyim olmuş, onlara yenilikçi tekniklerin ve azmin önemini göstermiştir.
Toplumsal Destek ve Kalıcı Miras
Bu projenin başarısında, kilisenin avluyu tahsis etmesi gibi lojistik destekler önemli rol oynadı. Dışarıdan gelen işbirlikleri ise genellikle izinlerin alınması, buzdolaplarının temini, pankartların asılması ve gece boyunca aydınlatmayı sağlamak için spot ışıklarının kurulması gibi konularda yoğunlaşıyordu. Bu dayanışma ruhu, Horta mahallesinin güçlü toplumsal bağlarının ve gönüllülük esaslı çalışma kültürünün bir yansımasıydı. Etkinlik, sadece bir spor organizasyonu olmanın ötesinde, mahalle sakinlerini bir araya getiren, aidiyet duygusunu pekiştiren ve gençlerin gelişimine katkıda bulunan bir platform görevi gördü. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve yerel işletmelerin de desteğiyle, Horta'nın 24 Saatlik Sporu, Barselona'nın yerel kültüründe önemli bir yer edindi.
Organizasyonun doğrudan belgesel kayıtları 1975 yılına kadar uzansa da, sonraki yıllara ait tanıtım materyalleri etkinliğin devam ettiğini göstermektedir. Özellikle 1983 yılındaki Horta Festa Major (Horta Mahalle Festivali) programında bile "24 Saatlik Spor" etkinliğinin resmi program içinde yer alması, bu girişimin mahalle hafızasındaki ve takvimindeki kalıcı yerini kanıtlamaktadır. Bu durum, etkinliğin sadece bir spor olayı olmaktan çıkıp, Horta'nın kültürel ve sosyal dokusunun ayrılmaz bir parçası haline geldiğini göstermektedir. Türkiye'deki gençlik merkezleri veya yerel spor kulüplerinin düzenlediği benzer etkinlikler gibi, Horta'nın 24 Saatlik Sporu da, gençlerin fiziksel ve sosyal gelişimine katkıda bulunarak, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve gelecek nesillere aktarılacak değerli bir miras bırakmıştır. Bu tür yerel inisiyatifler, modern toplumların kentleşme ve bireyselleşme eğilimlerine karşı, toplulukların bir araya gelme, ortak değerler etrafında birleşme ve dayanışma kültürünü sürdürme potansiyelini gözler önüne sermektedir.



