Barselona Belediye Başkanı Jaume Collboni, geçtiğimiz Perşembe günü uluslararası sularda Gazze Şeridi'ne doğru seyreden Global Sumud Filosu gemisinde İsrail güçleri tarafından alıkonulan İspanyol-Filistinli aktivist Saif Abukeshek'in eşi Sally Issa ile bir araya geldi. Collboni, bu görüşmede Abukeshek'in ve aynı olayda gözaltına alınan Brezilyalı aktivist Thiago Ávila'nın derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Barselona Belediyesi'nden yapılan açıklamada, bu alıkonulmaların uluslararası hukuka aykırı olduğu ve diplomatik çabaların yoğunlaştırılması gerektiği vurgulandı.
Belediye Başkanı Collboni, ikinci Belediye Başkan Yardımcısı Maria Eugènia Gay eşliğinde Sally Issa'ya, eşinin ve diğer tüm "yasa dışı" olarak alıkonulan aktivistlerin serbest bırakılması için kurumsal düzeyde yürütülen çalışmaları aktardı. Collboni, Barselona'nın katıldığı uluslararası şehir ağları ve ittifaklar aracılığıyla siyasi baskı yollarının da değerlendirildiğini belirtti. Bu durum, Barselona gibi büyük bir Avrupa şehrinin uluslararası insan hakları meselelerindeki aktif rolünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Yapılan açıklamada, "Saif ve Thiago'nun uluslararası hukuka aykırı bir şekilde kaçırılmalarının derhal sonlandırılmasını talep ediyoruz. Dışişleri Bakanlığı ile sürekli koordinasyon halindeyiz ve yürütülen diplomatik çabaları özellikle takdir ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Bu durum, İspanya hükümetinin de olaya doğrudan müdahil olduğunu ve aktivistlerin serbest bırakılması için diplomatik kanalları aktif olarak kullandığını göstermektedir. İspanya'nın son dönemde Filistin devletini tanıma kararı, bu tür olaylarda Filistin yanlısı aktivistlere yönelik tutumunu daha da belirginleştirmektedir.
Gazze Filoları ve Uluslararası Hukuk Bağlamı
Gazze'ye insani yardım taşıyan filoların İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda durdurulması ve aktivistlerin alıkonulması, uluslararası hukuk açısından uzun süredir tartışma konusu olan bir meseledir. Bu tür olaylar, Gazze Şeridi üzerindeki ablukanın insani boyutunu ve uluslararası toplumun bu ablukaya karşı tepkilerini tekrar gündeme getirmektedir. İsrail, Gazze'ye yönelik ablukasını güvenlik gerekçeleriyle savunurken, insan hakları örgütleri ve birçok ülke bu ablukanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Gazze halkının temel haklarını ihlal ettiğini belirtmektedir.
Bu olay, özellikle Türkiye için de yabancı olmayan bir durumu akıllara getirmektedir. 2010 yılında, Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda İsrail komandoları tarafından yapılan baskın, 10 Türk vatandaşının hayatını kaybetmesiyle sonuçlanmış ve Türkiye-İsrail ilişkilerinde derin bir krize yol açmıştı. Benzer bir olayın Global Sumud Filosu ile yaşanması, uluslararası sularda seyahat özgürlüğü ve insani yardım misyonlarının dokunulmazlığı konularındaki endişeleri yeniden alevlendirmiştir. Bu geçmiş deneyim, Barselona Belediye Başkanı'nın çağrısının uluslararası platformda daha geniş yankı bulmasına katkı sağlamaktadır.
Barselona'nın Barış ve İnsan Hakları Misyonu
Barselona, kendisini bir "barış şehri" olarak konumlandırmış ve uluslararası insan hakları konularında aktif bir duruş sergileyen bir kenttir. Belediye Başkanı Collboni'nin bu konudaki net tavrı, şehrin bu uluslararası misyonuyla örtüşmektedir. Barselona'nın küresel şehir ağlarındaki etkin rolü, bu tür olaylarda diplomatik ve siyasi baskı mekanizmalarının harekete geçirilmesinde önemli bir potansiyel taşımaktadır. Aktivistlerin derhal serbest bırakılması çağrısı, yalnızca insani bir talep olmanın ötesinde, uluslararası hukukun üstünlüğüne ve çatışma bölgelerindeki sivil toplum aktivizminin korunmasına yönelik güçlü bir mesajdır.
Bu olay, İspanya'nın Filistin meselesine yönelik artan duyarlılığının bir yansıması olarak da okunabilir. İspanya hükümetinin son dönemde Filistin devletini resmen tanıma kararı, Avrupa Birliği içinde ve uluslararası arenada önemli bir adım olarak değerlendirilmişti. Barselona Belediyesi'nin bu konudaki kararlı duruşu, İspanya'nın genel dış politikasının bir uzantısı olarak görülebilir ve Filistin halkının haklarına verilen desteği pekiştirmektedir. Aktivistlerin serbest bırakılması, bölgedeki gerilimin azaltılması ve uluslararası hukukun ihlallerinin önlenmesi adına kritik bir adım olacaktır.


