Uluslararası Kadınlar Günü olan 8 Mart'ın 2026 yılında Pazar gününe denk gelmesi nedeniyle, Barselona'daki öğrenci sendikaları ve feminist kolektifler, taleplerini güçlü bir şekilde duyurmak için stratejik bir karar aldı. Sindicat d'Estudiants (Öğrenci Sendikası) ve Lliures i Combatives (Özgür ve Savaşçı kolektifi), tüm eğitim seviyelerinde feminist bir öğrenci grevi ve Barselona şehir merkezinde bir yürüyüş düzenleyeceklerini duyurdu. Bu eylemler, 8 Mart'tan iki gün önce, 6 Mart 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve erkek şiddetine karşı mücadelenin önemini bir kez daha vurgulayacak.
Eylemlerin ana sloganı, İspanya'da kadınların karşılaştığı acı gerçekliği özetliyor: "Ens assetgen, ens violen i ens maten! Ja n'hi ha prou!" (Bizi taciz ediyorlar, tecavüz ediyorlar ve öldürüyorlar! Yeter artık!). Bu slogan, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin her türlüsüne karşı duyulan öfkeyi ve acil çözüm beklentisini dile getiriyor. Barselona'daki öğrenci yürüyüşü, 6 Mart Cuma günü saat 12:00'de Plaça de la Universitat (Üniversite Meydanı)'ndan başlayacak. Organizatörler tarafından yapılan açıklamaya göre, protesto özellikle erkek şiddetini kınamaya ve eşitsizliğe karşı daha fazla yapısal önlem talep etmeye odaklanacak.
Bu eylem, sadece sembolik bir gösteri olmanın ötesinde, haftanın bir iş gününde düzenlenerek maksimum katılımı ve kamuoyunun dikkatini çekmeyi hedefliyor. Pazar günü yerine Cuma günü yapılan grev ve yürüyüş kararı, öğrenci hareketinin meseleyi sadece bir anma günü olmaktan çıkarıp, günlük yaşamın ve eğitim sisteminin bir parçası haline getirme arzusunu yansıtıyor. Plaça de la Universitat'ın başlangıç noktası olarak seçilmesi de sembolik bir anlam taşıyor; bu meydan, Barselona'daki birçok önemli toplumsal ve siyasi protestonun geleneksel buluşma noktasıdır ve şehrin entelektüel ve gençlik hareketlerinin kalbi olarak kabul edilir.
İspanya'da Feminist Hareketin Gücü ve Arka Planı
İspanya, son yıllarda dünyanın en güçlü ve kitlesel feminist hareketlerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Özellikle 2018 ve 2019 yıllarındaki 8 Mart genel grevleri, milyonlarca kadının sokaklara dökülmesiyle uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış ve İspanya'yı feminist mücadelenin ön saflarına taşımıştır. Bu grevler, sadece kadınların iş bırakmasıyla kalmamış, aynı zamanda ev işleri, bakım emeği ve öğrenci boykotlarıyla da desteklenerek toplumsal yaşamın her alanında kadınların görünürlüğünü ve emeğini vurgulamıştır. 2026'daki bu öğrenci grevi de, bu güçlü mirasın devamı niteliğindedir ve genç nesillerin bu mücadelenin bayrağını taşımaya devam ettiğini göstermektedir.
Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, İspanya için hala ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. İspanya Eşitlik Bakanlığı verilerine göre, 2003 yılından bu yana eşleri veya eski eşleri tarafından öldürülen kadın sayısı 1.200'ü aşmıştır. Sadece 2023 yılında 58 kadın, erkek şiddeti sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu rakamlar, feminist hareketin "Yeter artık!" çığlığının ne kadar acil ve haklı olduğunu gözler önüne sermektedir. Öğrenci sendikaları, bu protestolarla sadece bireysel şiddet olaylarını değil, bu şiddeti besleyen yapısal eşitsizlikleri ve ataerkil zihniyeti hedef almaktadır. Eğitim kurumlarında taciz ve cinsiyetçi ayrımcılık gibi sorunlar da öğrenci hareketinin gündemindedir.
Türkiye ve Küresel Bağlamda Feminist Mücadele
Barselona'daki bu öğrenci eylemi, Türkiye'deki ve dünya genelindeki kadın hareketleriyle de benzerlikler taşımaktadır. Türkiye'de de 8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü gibi tarihlerde, kadınlar "Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu" gibi örgütler öncülüğünde sokaklara çıkarak erkek şiddetini protesto etmekte, İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmaların uygulanmasını talep etmekte ve toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmektedir. Öğrenci hareketlerinin toplumsal değişimdeki rolü, hem İspanya'da hem de Türkiye'de önemli bir katalizör görevi görmektedir. Gençlerin bu konudaki duyarlılığı ve örgütlenme becerisi, gelecekteki toplumsal dönüşümler için umut vermektedir.
2026 yılındaki bu feminist öğrenci grevi ve yürüyüşü, İspanya'da feminist gündemin canlılığını koruduğunu ve kadınların hakları için mücadelenin devam ettiğini güçlü bir şekilde ortaya koyacaktır. Eylemin stratejik zamanlaması ve kararlılık içeren sloganı, politikacılar ve kamuoyu üzerinde daha fazla baskı oluşturarak somut politika değişikliklerinin hızlanmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu tür hareketler, sadece yerel düzeyde değil, küresel çapta da kadınların eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir yaşam taleplerini yankılandırarak benzer mücadelelere ilham vermektedir. Barselona'dan yükselecek bu ses, kadınların hak arayışının evrensel ve vazgeçilmez bir parçası olduğunu bir kez daha kanıtlayacaktır.



