Barselona'nın ikonik Eixample bölgesindeki Consell de Cent, Girona, Rocafort ve Borrell caddelerinin "yeşil akslara" dönüştürülmesi, şehrin sosyal dokusunda ve kentsel yaşam alışkanlıklarında köklü bir değişimi tetikledi. Daha önce sadece birer ulaşım koridoru olarak kullanılan bu yollar, Barselona Belediyesi'nin (Ajuntament de Barcelona) vizyoner projesiyle, artık sohbet etmekten dinlenmeye, çocukları okula götürmekten sosyal etkileşime kadar pek çok yeni amaca hizmet eden canlı kent meydanlarına evrildi. Bu dönüşüm, sadece peyzajı değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda Barselona'nın kalbine yeni bir yaşam soluğu getirdi.
El Periódico gazetesinin yayınladığı güncel verilere göre, 2020 yılında bu caddelerden geçen yayaların %77'si duraksamadan yoluna devam ederken, kentsel dönüşüm sonrası bu oran %60'a geriledi. Bu düşüş, yürümenin hala ana aktivite olmasına rağmen, daha önce çok az görülen yeni kullanım biçimlerinin ortaya çıktığını gösteriyor. Artık Barselonalılar bu yeşil akslarda sohbet ediyor, banklarda dinleniyor, açık havada yemek yiyor, spor yapıyor veya köpeklerini gezdiriyorlar. Bu değişim, şehir sakinlerinin kamusal alanlarla kurduğu ilişkinin derinleştiğini ve bu bölgelerin sadece geçiş noktaları olmaktan çıktığını kanıtlıyor.
Dönüşümün en dikkat çekici sonuçlarından biri de, kullanıcıların %7'sinin, çocuklarını okula götürmek için daha kısa alternatif yollar olmasına rağmen, bu yeşil aksları tercih etmesi. Bu durum, Consell de Cent ve Girona gibi caddelerin artık sadece birer urbanizm projesi olmanın ötesine geçerek, Barselona sakinlerinin günlük rutinlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Girona caddesinde günlük 17.000'den fazla, Consell de Cent'te ise 15.000'den fazla yaya trafiği gözlemlenmesi, bu yeşil aksların Aragó gibi Barselona'nın ana arterleriyle rekabet edebilecek bir yaya yoğunluğuna ulaştığını gösteriyor. Bu rakamlar, caddenin "başrol oyuncularının" değiştiğini, motorlu araçlardan yayalara ve sosyal etkileşime kaydığını açıkça ortaya koyuyor.
Kentsel Mobilyanın Rolü ve Süperblok Vizyonu
Bu çarpıcı dönüşümün ardındaki en önemli sır, kentsel mobilyanın stratejik kullanımıdır. Toplam 844 bank ve 48 masanın yerleştirilmesi, bu caddeleri geleneksel bir sokaktan ziyade bir parka benzeyen, insanların vakit geçirebildiği, sosyalleşebildiği "konaklama alanlarına" dönüştürdü. Bu basit ama etkili dokunuşlar, Barselona'nın "Süperblok" (Superilla) projesinin temel felsefesini yansıtmaktadır. Süperbloklar, belirli bir bölgedeki cadde trafiğini azaltarak veya tamamen ortadan kaldırarak, yaya ve bisikletliler için daha fazla alan yaratmayı, yeşil alanları artırmayı ve mahallelerde topluluk hissini güçlendirmeyi amaçlayan iddialı bir kentsel planlama modelidir. Bu yeşil akslar da, Eixample'da bu daha geniş vizyonun önemli birer parçasıdır.
Barselona'nın kentsel planlama tarihi, 19. yüzyılın ortalarında Ildefons Cerdà'nın devrim niteliğindeki Eixample planıyla şekillenmiştir. Cerdà'nın ızgara planı, geniş caddeler ve her köşede kare bloklar öngörüyordu. Ancak zamanla bu caddeler yoğun araç trafiğine teslim oldu. Yeşil aks projesi, Cerdà'nın orijinal vizyonunu modern bir yorumla yeniden canlandırarak, insan odaklı, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir şehir yaratma çabasının bir parçasıdır. Bu projeler, sadece Barselona için değil, İstanbul'daki İstiklal Caddesi'nin yayalaştırılması veya Ankara'daki Kızılay Meydanı'nın dönüşüm çabaları gibi Türkiye'deki benzer kentsel dönüşüm projeleri için de ilham verici bir model teşkil etmektedir.
Denge Arayışı ve Gelecek Etkileri
Ancak her büyük kentsel dönüşüm projesi gibi, Barselona'nın yeşil aksları da bazı sürtüşmeleri beraberinde getirmiştir. Mahalle dernekleri, özellikle yükleme-boşaltma alanlarındaki kontrol eksikliğinden ve uygunsuz park etme sorunlarından şikayetçi. Mevcut araç park yerleri ile araç sayısı arasındaki orantısızlık, bazı bölgelerde hala bir düzensizlik hissi yaratmaktadır. Buna rağmen, belediye raporu, bu bölgelerdeki kaza oranlarının düşük seyrettiğini (2023'te 20 hafif olay) ve gündüz gürültü seviyelerinin tavsiye edilen sınırlar içinde kaldığını belirtiyor; ancak gece saatlerinde bazı caddelerde bu seviyelerin hafifçe aşıldığı da gözlemlenmektedir.
Bu yeşil akslar, Barselona'ya daha fazla kent yaşamı ve yeni kullanım alanları kazandırmış olsa da, henüz tam dengesini bulamamış bir modelde gerilimleri de beraberinde getirmiştir. Projelerin uzun vadeli başarısı, Ajuntament de Barcelona'nın bu sorunlara çözüm bulma ve mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına yanıt verme becerisine bağlı olacaktır. Uzmanlar, bu tür projelerin şehirlerin sadece birer ulaşım ağı olmaktan çıkıp, sakinlerinin yaşam kalitesini artıran, sosyal etkileşimi teşvik eden ve topluluk hissini güçlendiren mekanlara dönüşme potansiyelini gösterdiğini vurguluyor. Barselona'nın yeşil aksları, geleceğin şehirlerinin nasıl daha yaşanabilir ve insan odaklı hale getirilebileceğine dair önemli bir örnek teşkil etmektedir.



