Barselona Belediye Başkanı Jaume Collboni, 2027'de yapılacak yerel seçimler öncesinde kentteki siyasi arenada yükselen aşırı sağ tehdidine karşı önemli bir uyarıda bulundu. Collboni, ilerici partilere "kendi göbeklerine bakmayı bırakmaları" (İspanyolca'da "mirar-se el melic" deyimi, kişinin sadece kendi sorunlarına odaklanması anlamında kullanılır) çağrısı yaparak, aşırı sağın "ezilmesi" gerektiğini vurguladı. Bu sert çıkış, Barselona Belediyesi'nin (Ajuntament de Barcelona) son anketinde aşırı sağcı Aliança Catalana (Katalan İttifakı) partisinin dördüncü siyasi güç olarak konumlanmasının ardından geldi ve kentteki siyasi kutuplaşmanın derinleştiğini gözler önüne serdi.
İspanya Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) Katalonya'daki kolu olan Katalonya Sosyalist Partisi'nden (PSC) olan Collboni, Barselona'nın karşı karşıya olduğu "tarihi anın" bilincinde olunması gerektiğini belirtti. Onun bu çağrısı, özellikle Catalunya (Katalonya) bölgesinde bağımsızlık yanlısı partiler ile İspanyol birliğini savunan partiler arasındaki geleneksel ayrışmanın ötesine geçerek, demokratik değerleri tehdit eden aşırı sağ ideolojilere karşı ortak bir cephe oluşturulması gerektiği mesajını taşıyor. Belediye Başkanı, ilerici güçlerin kendi iç çekişmelerine odaklanmak yerine, daha büyük bir tehdit olan aşırı sağın yükselişini durdurmak için iş birliği yapmaları gerektiğini açıkça ifade etti.
Collboni'nin endişelerinin temelinde, "Baròmetre municipal" olarak adlandırılan ve Barselona Belediyesi tarafından düzenli olarak yapılan kamuoyu araştırmasının sonuçları yatıyor. Bu anket, Aliança Catalana'nın Barselona'da dördüncü en güçlü siyasi parti haline geldiğini gösteriyor. Aşırı sağcı ve Katalan bağımsızlıkçı bir parti olan Aliança Catalana, göçmen karşıtı söylemleri ve sert milliyetçi duruşuyla biliniyor. Partinin bu yükselişi, Barselona gibi geleneksel olarak kozmopolit ve ilerici bir şehirde bile popülist ve ayrımcı söylemlerin nasıl zemin bulabildiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Collboni'nin kullandığı "ezmek" (esclafar) kelimesi, aşırı sağın siyasi alandan tamamen dışlanması ve etkisiz hale getirilmesi gerektiği yönündeki kararlı duruşunu yansıtıyor. Bu, sadece seçimlerde yenilgiye uğratmakla kalmayıp, aynı zamanda onların ideolojik etkisini de ortadan kaldırmayı hedefleyen radikal bir çağrı olarak algılanabilir. Ancak bu çağrı, aynı zamanda Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) ve Barselona Ortakları (Comuns) gibi sol eğilimli partilerin mevcut ittifak ve iş birliği sorunlarına da bir gönderme niteliğinde. Collboni, bu partilerin kendi aralarındaki küçük farklılıkları bir kenara bırakarak daha büyük resmi görmeleri gerektiğini ima ediyor.
İspanya ve Barselona'da Aşırı Sağın Yükselişi: Tarihsel Bir Bakış
İspanya'da aşırı sağın yükselişi, uzun yıllar boyunca General Franco'nun diktatörlüğünün mirası nedeniyle marjinal kalmış bir olguydu. Ancak son on yılda, özellikle 2018'den itibaren Vox partisinin ulusal düzeyde önemli bir güç haline gelmesiyle bu durum değişti. Vox, göçmen karşıtlığı, sert İspanyol milliyetçiliği ve muhafazakar değerleri savunarak ülke genelinde seçmen tabanını genişletti. Katalonya'da ise Aliança Catalana gibi partiler, bağımsızlık yanlısı söylemleri aşırı sağcı ve İslamofobik görüşlerle harmanlayarak farklı bir niş yakalamaya çalışıyor. Bu durum, Katalonya'daki siyasi manzaranın hem bağımsızlık ekseninde hem de geleneksel sol-sağ ekseninde karmaşıklaştığını gösteriyor.
Aşırı sağın yükselişi genellikle ekonomik belirsizlikler, göçmenlik tartışmaları ve kimlik siyaseti gibi faktörlerle ilişkilidir. Barselona gibi büyük şehirlerde artan yaşam maliyetleri, konut sorunları ve güvenlik endişeleri, bazı kesimlerde popülist ve aşırı sağcı söylemlere zemin hazırlayabiliyor. Aliança Catalana'nın Barselona'da güçlenmesi, bu tür sorunların siyasi söylemlerde nasıl manipüle edilebildiğinin ve radikal çözümler vaat eden partilere nasıl alan açabildiğinin bir örneğidir. Bu partiler genellikle "biz ve onlar" ayrımını vurgulayarak, toplumdaki mevcut gerilimleri kendi lehlerine kullanma eğilimindedirler.
Collboni'nin Çağrısının Etkileri ve Demokrasiye Yansımaları
Jaume Collboni'nin ilerici partilere yönelik birleşme çağrısı, Barselona'da 2027 seçimleri öncesinde siyasi ittifakların ve stratejilerin yeniden şekillenmesine yol açabilir. Eğer ilerici partiler Collboni'nin uyarısını dikkate alıp ortak bir strateji geliştiremezlerse, aşırı sağın Barselona siyasetindeki etkisi daha da artabilir. Bu durum, sadece Barselona için değil, İspanya genelindeki siyasi denge için de önemli sonuçlar doğurabilir. Zira Barselona, İspanya'nın en büyük ikinci şehri ve siyasi eğilimleri genellikle ülke genelinde yankı uyandırır.
Siyaset bilimciler, İspanya'da ve genel olarak Avrupa'da aşırı sağın yükselişini, küresel ölçekte demokrasilerin karşı karşıya olduğu bir meydan okuma olarak değerlendiriyor. Popülizm, yabancı düşmanlığı ve milliyetçilik gibi ideolojilerin güçlenmesi, demokratik kurumların ve değerlerin aşınmasına yol açabilir. Collboni'nin çağrısı, bu küresel eğilime karşı yerel düzeyde bir direnişin sembolü olarak görülebilir. Türkiye'de de benzer şekilde siyasi kutuplaşma ve popülist söylemlerin yaygınlığı göz önüne alındığında, İspanya'daki bu gelişmeler, demokrasinin korunması ve toplumsal birliğin sağlanması adına siyasi aktörlerin sorumluluklarını bir kez daha hatırlatıyor. Aşırı sağın yükselişi, farklı siyasi görüşlere sahip partilerin ortak paydada buluşarak demokratik değerleri savunmalarının ne denli kritik olduğunu ortaya koymaktadır.



