Avrupa'nın en gözde şehirlerinden biri olan Barselona, yükselen konut fiyatları ve "coliving" adı verilen yeni nesil konaklama modellerinin yaygınlaşmasıyla ciddi bir konut kriziyle karşı karşıya. Bu durum, uzun süreli kiracıları evsiz kalma tehdidiyle yüz yüze bırakıyor ve şehrin sosyal dokusunu derinden etkiliyor. 63 yaşındaki Rosario Castelló'nun yaşadığı dram, Barselona'da giderek artan ve yerel halkın konut hakkını tehdit eden bu trendin acı bir sembolü haline geldi. Castelló, evini "Monopoly oyunu değil" diyerek savunurken, binasının bir yatırım fonu tarafından satın alınıp geçici konaklama alanlarına dönüştürülmesiyle tahliye tehdidi altında.
Rosario Castelló, Barselona'nın merkezi semtlerinden Eixample'deki dairesinde 26 yıldır yaşıyor. Bu evde çocuklarını büyütmüş, "savaş sonrası gibi" bir durumda olan mülke büyük yatırımlar yaparak kapsamlı bir tadilat gerçekleştirmiş ve tüm yaşamını bu mahallede kurmuş. Ancak bugün, binasının bir yatırım fonu tarafından satın alınmasının ardından Entença Caddesi'ndeki apartmanında kalan tek daimi kiracı o. Diğer tüm daireler yenilenmiş, bölünmüş ve birkaç ayda bir değişen genç yabancılara kiralanan "coliving" alanlarına dönüştürülmüş durumda. Rosario, kızıyla birlikte küçük bir elbise firmasını ayakta tutmaya çalışırken, bir yandan da sözleşmesinin sona ermesi ve mülk sahibinin yenilemeyi reddetmesi nedeniyle açılan tahliye davasıyla mücadele ediyor. "Şu an yapabileceğimiz tek şey, tahliye tarihini mümkün olduğunca ertelemeye çalışmak," diyen Castelló, yirmi yıldan fazla anı barındıran evinde kalmak için direniyor.
Kiracı kolektifleri, Rosario'nun durumunun Barselona genelinde birçok blokta tekrarlanan bir stratejinin parçası olduğunu belirtiyor. Tüm binaların satın alınıp "coliving"e dönüştürülmesi, geleneksel kiracıları evlerini terk etmeye zorluyor. Barselona Belediyesi Konut Komiseri Joan Ramon Riera, "yükselen bu sektöre dur demek gerektiğini" ve "açgözlülüğün önüne geçmenin" yolunun mevcut yasal çerçeveyi uygulamaktan geçtiğini vurguluyor. Aralık 2025'ten itibaren, konut yasası, "coliving", sezonluk kiralama ve oda kiralamalarını fiyat tavanı uygulamasına dahil etmeyi öngörüyor. Riera, "Açgözlülüğü frenlemenin yolu budur," diyerek kararlılıklarını dile getiriyor.
Rovira i Virgili Üniversitesi'nden Medeni Hukuk ve UNESCO Konut Kürsüsü doktora sonrası araştırmacısı María Paula Rodríguez Liévano, "coliving" modelinin diğer işbirliğine dayalı konut biçimleriyle karıştırılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Liévano, işbirliğine dayalı konutların kolektif, kendi kendini organize eden ve katılımcı modelleri kapsadığını belirtirken, "coliving"i ise öğrenciler veya genç profesyoneller gibi yüksek mobiliteye sahip profiller için tasarlanmış geçici bir konaklama formülü olarak tanımlıyor. Bu nedenle, "birincisinde konuttan, ikincisinde ise geçici bir yerleşim çözümünden bahsediyoruz," diyerek temel farkı ortaya koyuyor. Bu ayrım, "coliving"in yerel halkın temel konut hakkını nasıl aşındırdığını anlamak açısından kritik bir önem taşıyor.
Kiracı Sendikası (Sindicato de Inquilinas), şehirde "en az bir düzine bloğun etkilendiğini" ve bunlardan beş veya altısının yasal süreçlerle karşı karşıya olduğunu tahmin ediyor. Birçok durumda, tüm daireler birkaç odaya bölünerek geleneksel kiraların çok üzerinde fiyatlarla, oda başına 1.000 hatta 1.500 Euro'ya kiralanıyor. İspanya'da emlak portalı Idealista'ya göre, 2025'in dördüncü çeyreğinde kiralanan konutların %15'i 24 saatten kısa sürede el değiştirdi. Barselona ve Girona, %36 ile "express kiralama" sıralamasında başı çekiyor. İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre, Katalonya'da konut fiyatları geçtiğimiz yıl %10,9 artış göstererek rekor kırdı. Enflasyonist bir ortamda, "coliving" yatırımcılar için giderek daha cazip bir iş modeli haline gelmiş durumda.
Barselona'da Konut Krizinin Arka Planı ve Türkiye Bağlantısı
Barselona, son yıllarda yoğun turizm ve uluslararası yatırımların etkisiyle ciddi bir konut krizi yaşıyor. Şehir merkezindeki tarihi binalar, yüksek getirili kısa dönem kiralamalara veya "coliving" projelerine dönüştürülerek yerel halkın erişimine kapanıyor. Bu durum, şehrin sosyal dokusunu bozarken, yerel esnafı ve toplumsal yaşamı da olumsuz etkiliyor. Rosario'nun binasının 2021 civarında özel bir mülk sahibinden Sagrada Familia (Kutsal Aile Bazilikası) ile bağlantılı bir vakfa bağışlanması ve ardından hızla Vandor Real Estate yatırım fonuna satılması, bu dönüşümün ne kadar hızlı ve şeffaf olmayan yollarla gerçekleşebildiğini gösteriyor. Rosario, yeni mülk sahibi tarafından resmi olarak bilgilendirilmediğini, durumu bir komşusundan öğrendiğini belirtiyor.
Benzer bir tablo, Türkiye'nin büyük şehirlerinde, özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara'da da gözlemleniyor. Kısa dönem kiralama platformları (Airbnb gibi) ve yatırımcıların lüks konut projelerine yönelmesi, şehir merkezlerindeki kiraları astronomik seviyelere çıkararak, orta ve düşük gelirli aileleri şehir dışına itiyor. Türkiye'de de "stüdyo daireler" veya "öğrenci/çalışan apartları" adı altında pazarlanan, aslında "coliving" modeline benzer yapılar, konut piyasasında önemli bir yer tutmaya başladı. Bu durum, yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin konut politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini, konutun bir yatırım aracı olmaktan ziyade temel bir insan hakkı olduğu ilkesiyle hareket etmesini gerektiriyor. Barselona'daki "coliving" krizi, küresel bir emlak balonunun ve kentlerin ticarileşmesinin tipik bir örneğini sunuyor.
Rosario'nun davası şu anda Barselona Bölge Mahkemesi'nde (Audiencia Provincial) görülüyor. Vandor, avukatı aracılığıyla Rosario'ya daha küçük, ancak yenilenmiş başka bir daire teklif ediyor. Ancak Rosario, "Başka bir dairelerinde yeni bir sözleşme imzalamamı teklif ediyorlarsa, neden benim kendi dairemde yeni bir sözleşme teklif etmiyorlar?" diye sorarak bu teklifin samimiyetini sorguluyor. Gràcia semtindeki Sant Agustí Caddesi numara 14'te benzer bir durumu yaşayan Txema Escorsa da, 2015'ten beri yaşadığı evinden tahliye edilme tehdidiyle karşı karşıya. Onun binasındaki daireler de "coliving"e dönüştürülmüş ve odaları 850 ila 1.000 Euro arasında kiralanıyor. Txema'nın tahliye davası da büyük yankı uyandırdı ve Katalonya Özerk Hükümeti (Generalitat) Başkanı Salvador Illa, bu tür "kötüye kullanımlara" karşı olduklarını açıkça belirtti. Illa, "Katalonya'nın hiçbir şehrinde, sakinlerin mahallelerinde yaşama hakkına karşı bu tür suistimalci eylemlere izin vermeyeceğiz," ifadelerini kullandı. Bu duruş, yerel yönetimlerin sorunun ciddiyetini fark ettiğini ve harekete geçmeye hazır olduğunu gösteriyor.
Toplumsal Etki ve Geleceğe Bakış
"Coliving" trendi, sadece kiracıların evlerini kaybetme riskiyle kalmayıp, aynı zamanda mahallelerin kimliğini ve toplumsal dayanışmayı da tehdit ediyor. Rosario'nun binasında "sürekli bir parti" ortamı yaşandığını belirtmesi, uzun süreli sakinlerin yaşam kalitesinin nasıl düştüğünü gözler önüne seriyor. Bu durum, şehirlerin sadece ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda değil, aynı zamanda sakinlerinin yaşam kalitesi ve konut hakkı temelinde de yönetilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Barselona Belediyesi ve Katalonya Hükümeti'nin attığı adımlar, yasal boşlukların doldurulması ve yatırımcıların "açgözlülüğünün" dizginlenmesi adına umut verici. Ancak bu düzenlemelerin etkin bir şekilde uygulanması ve denetlenmesi büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, "coliving" modelinin işgücü piyasasındaki ve yaşam tarzlarındaki değişimlere bir yanıt olarak ortaya çıktığını kabul etse de, bunun geleneksel konutun yerini alamayacağını vurguluyor. Rodríguez Liévano, "coliving'in konut erişimi sorununu yapısal olarak çözemeyeceğini, sadece otelcilik modellerine daha yakın, geçici ve esnek bir yerleşim çözümü sunabileceğini" belirtiyor. Bu, şehirlerin uzun vadeli konut stratejilerini geliştirirken "coliving" gibi modelleri dikkatle değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Kiracı sendikaları ve sivil toplum kuruluşlarının mücadelesi, konut hakkının korunması ve şehirlerin tüm sakinleri için yaşanabilir kalması adına hayati bir rol oynamaya devam edecektir. Barselona'daki bu örnekler, küresel şehirlerdeki konut krizinin karmaşık doğasını ve yerel direnişin gücünü yansıtmaktadır.



