Katalonya'nın eşsiz kültürel miraslarından biri olan insan kuleleri geleneğini sürdüren Castellers de Barcelona ekibi, prova alanları için hayati önem taşıyan motorlu bir güvenlik ağı projesinde büyük bir başarıya imza attı. Ekip, bu önemli yatırım için başlattığı kitle fonlaması kampanyasında hedeflediği 13.000 Euro'yu aşarak, yaklaşık 18.000 Euro topladı. Bu finansal destek, Castellers de Barcelona'nın daha karmaşık ve yüksek insan kulelerini (castells) en üst düzeyde güvenlik önlemleriyle prova etmesine olanak tanıyacak. Özellikle "nou pisos" (dokuz katlı) kuleler ve "folres" gibi ileri seviye yapıların güvenli bir şekilde çalışılmasına imkan sağlayacak bu yeni ağ, hem deneyimli "casteller"ları hem de kulelerin en tepesinde yer alan çocukları kapsayan tüm katılımcıların riskini minimuma indirecek. Ayrıca, motorlu sistem sayesinde prova alanının farklı aktivitelere ve prova türlerine göre daha esnek bir şekilde optimize edilmesi mümkün olacak.
Katalan kültürünün sembollerinden biri olan "castells" geleneği, güç, denge, cesaret ve akıl ilkeleri üzerine inşa edilmiş, yüzlerce kişinin bir araya gelerek insan kuleleri oluşturduğu bir gösteri sanatıdır. Bu gelenek, 2010 yılında UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne dahil edilerek uluslararası alanda da tanınmıştır. Castellers de Barcelona gibi ekipler, bu geleneği yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Kulelerin "pinya" (taban), "tronc" (gövde), "folre" (ikincil taban), "manilles" (üçüncül taban) ve "pom de dalt" (kulenin tepesi) gibi farklı bölümleri bulunur ve en tepeye çıkan "enxaneta" adı verilen çocuklar, kuleyi tamamlayarak bir zafer işareti verirler. Bu karmaşık yapılar, sadece fiziksel güç değil, aynı zamanda sıkı bir disiplin, ekip çalışması ve karşılıklı güven gerektirir.
Castells: Bir Gelenek ve Kültürel Miras
"Castells" geleneği, 18. yüzyılda Tarragona eyaletindeki Valls kasabasında ortaya çıkmış ve zamanla tüm Katalonya'ya yayılmıştır. Her bir "colla" (ekip), kendi renkleri ve sembolleriyle bir topluluk oluşturur ve yıl boyunca prova yaparak festivallerde ve özel etkinliklerde performans sergiler. Bu gösteriler, Katalan kimliğinin ve topluluk ruhunun önemli bir parçasıdır. Geleneksel olarak güvenlik önlemleri, kulenin tabanını oluşturan "pinya"nın yoğun insan kalabalığı ve düşüş anında insanları yakalamaya çalışan diğer "casteller"lar tarafından sağlanırdı. Ancak modern çağda, özellikle yüksek ve daha riskli kulelerin provasında, teknolojik güvenlik çözümleri kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu bağlamda, motorlu güvenlik ağı gibi yenilikler, geleneğin sürdürülebilirliğini ve katılımcıların sağlığını güvence altına almaktadır.
Barselona'daki "casteller" topluluklarının genel durumu da oldukça iyidir. Geçtiğimiz yıllarda yapılan değerlendirmeler, Barselona'daki "colla"ların (ekip) sayısının ve üye sayılarının arttığını, ayrıca kulelerin teknik seviyesinin yükseldiğini göstermektedir. Bu durum, Castellers de Barcelona'nın elde ettiği bu kitle fonlaması başarısıyla da pekişmektedir. Topluluk içindeki bu canlılık, "castells" geleneğinin sadece geçmişin bir mirası olmadığını, aynı zamanda dinamik ve gelişen bir kültürel ifade biçimi olduğunu kanıtlamaktadır. Türkiye'de de UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan birçok değer bulunmaktadır ve bu değerlerin korunması, modern teknoloji ve topluluk desteği ile sağlanmaktadır. Örneğin, Karagöz ve Hacivat gölge oyunu veya meddahlık geleneği gibi sanatlar da benzer şekilde güncel yöntemlerle desteklenerek yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Kitle Fonlaması Başarısı ve Teknolojik Yenilik
Castellers de Barcelona'nın Verkami platformu üzerinden yürüttüğü kitle fonlaması kampanyası, topluluğun projesine olan inancını ve desteğini açıkça ortaya koymuştur. Verkami, İspanya ve Katalonya'da özellikle kültürel ve sanatsal projelere odaklanmış popüler bir kitle fonlaması platformudur. Hedefin %138'ine ulaşılması, sadece finansal bir başarı değil, aynı zamanda ekibin toplulukla olan güçlü bağlarının ve projenin geniş kitleler tarafından benimsenmesinin bir göstergesidir. Toplanan yaklaşık 18.000 Euro, sadece ağı finanse etmekle kalmayacak, aynı zamanda ekibin prova ortamını daha profesyonel ve güvenli hale getirecektir. Motorlu güvenlik ağı, manuel sistemlere göre çok daha hızlı kurulup kaldırılabildiği için prova alanının farklı ihtiyaçlara göre anında dönüştürülmesine imkan tanır. Bu esneklik, ekibin antrenman verimliliğini artıracak ve farklı seviyelerdeki "casteller"ların aynı anda güvenli bir şekilde çalışmasına olanak sağlayacaktır.
Yeni motorlu ağın kurulum çalışmaları Haziran ayında başlayacak ve yaklaşık 15 gün sürecektir. Bu süreç, ekibin faaliyetlerini minimum düzeyde etkileyecek şekilde planlanmıştır; zira ilk hafta Lozan'a bir seyahatleri bulunmakta, ikinci hafta ise Barselona'nın Clot (Klot) mahallesindeki sokak veya meydanlarda prova yapma seçenekleri değerlendirilmektedir. Bu, aynı zamanda ekibin mahalle sakinleriyle etkileşimini artıracak ve "castells" geleneğini daha geniş kitlelere ulaştıracaktır. Ekip, aynı zamanda kitle fonlaması kampanyasına katılan tüm destekçileri unutmadı. Barselona'nın en büyük festivali olan La Mercè'ye (La Mersé) hazırlık sürecinde, yeni ağın açılışına denk gelecek özel bir prova düzenlenecek. Bu etkinliğe tüm Verkami katılımcıları davet edilecek, ödülleri takdim edilecek ve prova lokalinde bir "vermút" (İspanyol aperatif içeceği) etkinliği ile topluluk bağları daha da güçlendirilecektir. Bu tür etkinlikler, sadece finansal destek sağlayanları değil, aynı zamanda kültürel bir projenin parçası olmanın verdiği aidiyet duygusunu da pekiştirmektedir.
Sonuç olarak, Castellers de Barcelona'nın motorlu güvenlik ağı projesi için elde ettiği bu kitle fonlaması başarısı, Katalonya'nın zengin kültürel mirasının korunması ve geliştirilmesi adına atılmış önemli bir adımdır. Bu proje, geleneksel bir sanat formunu modern güvenlik standartlarıyla birleştirerek, "castells"ın gelecek nesillere güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde aktarılmasını sağlamaktadır. Topluluk desteği ve teknolojik yeniliğin birleşimi, kültürel mirasın sadece müze vitrinlerinde değil, aynı zamanda yaşayan, nefes alan ve gelişen bir parçası olarak kalmasına olanak tanımaktadır. Bu başarı, diğer kültürel topluluklara da ilham vererek, geleneklerin modern çağda nasıl yaşatılabileceğine dair değerli bir örnek teşkil etmektedir.


