Barselona (Barcelona) Belediyesi (Ajuntament de Barcelona) tarafından 2021 yılında başlatılan ve kırılgan durumdaki bireylere yönelik "Alimenta" projesi, kent genelinde etkisini artırmak amacıyla üç yeni mekanla daha genişliyor. COVID-19 pandemisinin ardından gıda güvencesizliği ve sosyal dışlanma sorunlarına çözüm bulmak amacıyla hayata geçirilen bu proje, sadece sağlıklı beslenme hakkını garanti altına almayı değil, aynı zamanda katılımcılar arasında güçlü bir topluluk ve paylaşım alanı yaratmayı hedefliyor. Projenin son katılımcılarından biri olan Mescladís Borrell adlı restoran okulu, sosyal hizmetler aracılığıyla yönlendirilen özellikle tek ebeveynli göçmen annelere ev sahipliği yaparak önemli bir rol üstleniyor.
Mescladís Borrell, Alimenta projesine katılalı henüz iki ay olmasına rağmen, sosyal hizmetler tarafından yönlendirilen kadınlardan oluşan bir gruba her gün öğle yemeği sunuyor. Bu kadınların çoğu, aile desteğinden yoksun, tek ebeveynli göçmen annelerden oluşuyor ve Barselona gibi büyük bir şehirde hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Birlikte yemek yiyerek ve deneyimlerini paylaşarak, hem sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme imkanına kavuşuyorlar hem de birbirleriyle dayanışma içinde bir topluluk oluşturuyorlar. Alimenta projesinin Mescladís'teki sorumlusu Julia Vicente, bu yaklaşımın sadece gıda sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda katılımcıları sosyo-işgücü projelerine bağlayarak uzun vadeli entegrasyonlarına katkıda bulunduğunu belirtiyor.
Yemek Atölyeleriyle Sosyal Entegrasyon ve Kültürel Bağlar
Mescladís Borrell'deki Alimenta projesi kapsamında, katılımcılar için özel yemek atölyeleri de düzenleniyor. Bu atölyelerde, özellikle Güney Amerika mutfağının vazgeçilmezi olan "arepas" gibi yemeklerin yapımı öğretiliyor. Bu tür yemekler, birçok göçmen anne için kendi ülkelerinin mutfağıyla ve aileleriyle güçlü bir kültürel bağ kurma fırsatı sunuyor. Projeye başlangıçta bir kullanıcı olarak katılan ve şu anda arepas atölyesini yöneten Venezuelalı May Álvarez, yemeğin insanlar arasında benzersiz bir bağ kurduğunu vurguluyor. Álvarez, "Kültürel olarak bir insanı, onunla birlikte yemek yediğinizde tanırsınız," sözleriyle yemeğin sosyal entegrasyondaki kritik rolünü özetliyor.
Atölye katılımcılarından Kolombiyalı Carol Vélez de, bu tür etkinliklerin diğer göçmen annelerle tanışmak ve ortak konularda sohbet etmek için harika bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Vélez, arepas tarifinin Kolombiya ve Venezuela gibi ülkelerde paylaşıldığını ve bu ortak noktanın kadınlar arasında bir köprü görevi gördüğünü ekliyor. Bu atölyeler, sadece mutfak becerilerini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda katılımcıların kendilerini daha az yalnız hissetmelerini sağlayarak psikososyal destek sunuyor ve aidiyet duygularını güçlendiriyor.
Gıda Güvencesizliği ve Sosyal Politikalar Bağlamında Alimenta
Alimenta projesinin Barselona'da genişlemesi, COVID-19 pandemisinin küresel çapta gıda güvencesizliği ve sosyal eşitsizlikleri nasıl derinleştirdiğinin bir göstergesi. Pandemi, özellikle göçmenler, tek ebeveynli aileler ve düşük gelirli gruplar gibi kırılgan kesimleri daha da zor durumda bırakarak, sağlıklı gıdaya erişimi ve sosyal destek mekanizmalarını hayati hale getirdi. İspanya'da ve özellikle Katalonya (Catalunya) bölgesinde yoksulluk riski altındaki nüfusun artış eğiliminde olduğu biliniyor. İstatistikler, 2025 yılına kadar Katalonya'da yoksulluk riski altındaki nüfusun %25'e ulaşabileceğini gösteriyor, bu da Alimenta gibi projelerin ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Barselona Belediyesi, bu tür sosyal dışlanma risklerine karşı mücadele etmek için çeşitli politikalar geliştiriyor. Alimenta, geleneksel gıda yardımı modellerinden farklı olarak, sadece karın doyurmayı değil, aynı zamanda katılımcıların onurunu koruyan, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandıran ve onları toplumsal yaşama aktif olarak dahil eden bütünsel bir yaklaşım benimsiyor. Bu tür projeler, göçmenlerin yeni bir ülkeye adaptasyon süreçlerinde karşılaştıkları zorlukları hafifletmeye yardımcı olurken, aynı zamanda kentteki sosyal uyumu ve dayanışmayı güçlendiriyor. Türkiye'de de benzer şekilde mülteciler ve düşük gelirli vatandaşlara yönelik sosyal entegrasyon ve gıda yardımı projeleri yürütülmekte olup, Barselona'nın bu deneyimi diğer şehirler için de ilham verici bir model teşkil edebilir.
Alimenta projesinin genişlemesi, Barselona'nın sosyal politikalarında insan odaklı ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsediğini gösteriyor. Bu proje, sadece anlık bir ihtiyaç olan gıda teminini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda katılımcıların sosyal becerilerini geliştirmelerine, yeni ağlar kurmalarına ve potansiyel olarak iş gücü piyasasına entegre olmalarına olanak tanıyor. Bu sayede, kırılgan bireylerin sadece hayatta kalmaları değil, aynı zamanda Barselona toplumunun aktif ve değerli üyeleri olmaları hedefleniyor. Projenin uzun vadeli etkisi, kentteki eşitsizliğin azaltılmasına, sosyal uyumun artırılmasına ve daha dirençli bir toplum yapısının inşa edilmesine önemli katkılar sunacaktır.



