İstenmeyen yalnızlık, çağımızın ve özellikle üçüncü yaş kuşağının en büyük sosyal sorunlarından biri haline gelmiştir. Gençler için ise, özellikle büyük şehirlerde, uygun fiyatlı konutlara erişim temel bir kaygıdır. Barselona (Barcelona) şehrinde, bu iki önemli toplumsal sorunu aynı anda ele alan ve karşılıklı fayda sağlayan "Viure i Conviure" (Yaşa ve Birlikte Var Ol) adlı kuşaklararası yaşam programı dikkat çekiyor. Fundació Roure tarafından 29 yıl önce başlatılan bu proje, yalnız yaşayan 65 yaş üstü bireylere, dışarıdan gelen öğrencilerin evlerinde ücretsiz konaklama imkanı sunarak hem yalnızlığı gideriyor hem de gençlerin konut sorununa pratik bir çözüm getiriyor.
Barselona Belediyesi (Ajuntament de Barcelona), bu "zenginleştirici" olarak nitelendirilen programa on yıldır fon sağlayarak aktif olarak destek vermektedir. Barselona İkinci Belediye Başkan Yardımcısı Maria Eugènia Gay, belediyenin bu tür programları "desteklemeye devam etme" arzusunu vurguluyor. Program, sadece yerel yönetim tarafından değil, aynı zamanda Catalunya (Katalonya) Özerk Hükümeti (Generalitat) ve İl Meclisi (Diputació) gibi diğer idari kurumlar tarafından da iş birliğiyle yürütülerek geniş bir destek ağına sahip.
Bu program, sadece İspanya'da değil, tüm Avrupa'da artan yaşlı nüfusun karşılaştığı yalnızlık sorununa ve genç nesillerin yükselen konut maliyetleri karşısında yaşadığı zorluklara yenilikçi bir yanıt sunuyor. Türkiye gibi demografik yapısı hızla değişen ülkeler için de benzer modellerin uygulanabilirliği açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Kuşaklararası dayanışmayı teşvik eden bu tür projeler, toplumsal bağları güçlendirmenin ve farklı yaş grupları arasındaki anlayışı artırmanın anahtarı olabilir.
Örnek Bir Birliktelik: Ángel ve Gio'nun Hikayesi
Catalunya (Katalonya) genelinde şu anda 102 kuşaklararası yaşam çifti bulunmakta olup, bunların 89'u Barselona (Barcelona) şehrinde ikamet etmektedir. Bu çiftlerden biri, Gràcia (Barselona'nın bir semti) bölgesinden 88 yaşındaki Ángel Cotanda ile yüksek lisans öğrencisi olan Kübalı Giormis Gómez'dir. Giormis için bu deneyim, sadece bir ev bulmakla kalmayıp, aynı zamanda "şehrin kültürünü ve tarihini öğrenmek için bir ortam" bulma fırsatı sunmuştur. Ángel ise dokuz yıldır evinin kapılarını öğrencilere açıyor ve onları "ailesinden biri" olarak görüyor.
Ángel ve Gio, günlük yaşamlarını birlikte paylaşıyorlar. Birlikte yemek yiyor, televizyon izliyor, şarkı söylüyor ve domino oynuyorlar. Hatta evlerindeki çeşit çeşit bitkilerin bulunduğu bahçenin bakımını da birlikte üstleniyorlar. Giormis, bu ilişkinin her iki taraf için de kazançlı olduğunu belirterek, "Ben Barselona'da bir aile buldum, Ángel'ın ise işleriyle ilgilenen birine sahip olması ona yardımcı oluyor" diyor. Bu örnek, programın sadece maddi bir alışverişten öte, derin insani bağlar ve karşılıklı destek temelinde nasıl işlediğini açıkça gösteriyor.
"Viure i Conviure" Programının Gereklilikleri ve Toplumsal Etkisi
Programa ev sahipliği yapacak yaşlı bireyler için belirli kriterler bulunmaktadır: 65 yaşın üzerinde olmak, yalnız yaşamak, kendi kendine yetebilecek özerkliğe sahip olmak ve evini paylaşmaya istekli olmak. Öğrenciler için ise bir üniversite lisans veya yüksek lisans programında öğrenim görüyor olmak, eğitim gördükleri şehirde ikametgahlarının bulunmaması ve ev sahibi ile yeterli zaman geçirebilecek durumda olmak gerekmektedir. Bu şartlar, programın hem yaşlıların refahını hem de öğrencilerin akademik ve sosyal yaşamlarını destekleyecek şekilde tasarlanmasını sağlamaktadır.
İspanya'da, özellikle Barselona gibi büyük şehirlerde, konut fiyatları son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Gençlerin ve öğrencilerin bu artan maliyetler karşısında uygun konut bulması giderek zorlaşmaktadır. Bu bağlamda, "Viure i Conviure" programı, öğrencilere ekonomik bir çözüm sunarken, yaşlıların da sosyal izolasyondan kurtulmasına yardımcı oluyor. Program, aynı zamanda farklı kuşaklar arasındaki bilgi ve deneyim aktarımını teşvik ederek toplumsal uyumu ve dayanışmayı artırıyor. Bu model, Türkiye'de de yaşlı nüfusun artışı ve gençlerin konut sorunları göz önüne alındığında, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları için ilham verici bir çözüm olabilir.



